9Ağustos '03
Sayı: 31 (121)


  Kızıl Bayrak'tan
  Sahte iyimserlik bombardımanıyla sersemletilmeden kitleleri mücadele ateşiyle buluşturmalıyız!
  İMF kredisi, Irak'ta jandarmalığın bedeli
  Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilatı Kanunu yasalaştı...
  Toplu görüşmeyi toplusözleşmeye çevirmek için tabanda örgütlenelim!
  İşçi eylemlerinden...
  Sınıfa öncü müdahalenin zorunluluğu ve artan olanakları
  İMF'ye köle, ABD emperyalizmine jandarma olmayacağız...
  Ekim Gençliği'nden...
  GATS: Emekçilerin kafasına dayalı namlu!
  Ey Türk basınının satılmış uşak kalemleri...
  Ankara'dan destek yerine Amerikancı telkin...
  Amerikan barışına giden yol (haritası) tıkanmaya başladı bile
  Liberya: Emperyalist yağma talanın sonuçları
  Kürt halkı çifte kıskaç altında!
  Pişmanlık Yasası'nda ısrar etmenin anlamı...
  TC, ABD, İmralı Partisi KADEK ve devrimci yurtsever tutum...
  Zorunlu bir açıklama...
  ABD asker istiyor
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Zorunlu bir açıklama...

Devrimcilik adına devrimcilere zorbalık

5 Haziran Pazartesi günü Gülsuyu Mahallesi’nde çirkin bir saldırı gerçekleşmiştir. Aralarında 2 çalışanımız ve okurlarımızın da bulunduğu bir grup arkadaşımız kendi aralarında sohbet ederken, Atılım okurlarının saldırısına maruz kalmıştır. Önceden planlandığı belli olan saldırı sırasında çalışanlarımız olay çıkmaması için gereken bütün çabayı göstermişlerdir. Atılım okurları bir dönemdir bölgemizde bize ve faaliyetimize karşı saldırgan bir tutum içerisindedirler. Bu son saldırı da bunun bir uzantısı olmuştur.

Bu tutumları nedeniyle mahalle temsilcileriyle bir görüşme yapılmış, tutumlarının gerekçesi sorulmuş, yanlışlığı ve yolaçabileceği olumsuz gelişmeler anlatılmıştır. Ancak söz konusu temsilcinin bu tutumları cepheden sahiplendiği, hatta konuşmalar esnasında devrimci saygı ve sorumluluktan uzak, küstahlık sınırlarını zorlayan bir densizlik içerisinde olduğu görülmüştür.

Bu aşamadan sonra sorun Atılım’ın merkezi platformlarına taşınmış, ancak buralardan da “biz mahalleye karışamayız, sorununuz varsa gidin onlarla konuşun” türünden yasak savmacı bir yanıt alınmıştır. “Karışabilecek” bir muhatap istendiğinde ise gene mahalle temsilcisi gösterilmiştir. Kendilerine böyle davranarak sorunların diyolog yoluyla çözülmesinin önünü kapatıkları hatırlatılmış, bundan sonraki olumsuz gelişmelerin Atılım’ın sorumluluğunda olacağı söylenmiştir.

Birazdan ayrıntısını anlatacağımız devrimci olma iddiasına yakışmayacak tutum ve davranışların açık saldırıya dönüşmesinden sonra söz konusu çevre ile tekrar görüşülmemiştir. Çünkü yapılan görüşmeler sırasında muhatap gösterilen kişi saldırıya bizzat katılarak yönetmiş, olayın provokasyon boyutuna ulaşmasında temel bir rol oynamıştır.

Bu durumda, tümüyle Gülsuyu alanındaki devrimci faaliyetimize yönelik olarak algıladığımız bu provokatif tutum ve davranışlarla ilgili aşağıdaki noktaları devrimci kamuoyuna ve olaya tepki gösteren Gülsuyu emekçilerinin bilgisine sunuyoruz.

1- Saldırının kaynağı olarak bir okurumuzun bir Atılım okurunun kardeşini dövmesi gösterilmektedir. Kendisi bizimle yeni tanışmış genç bir insandır. Hiçbir şekilde bu davranışı onaylanmamış, gereken eleştiri anında yapılmıştır. Futbol oynarken yaşanan ve hiçbir politik niteliği olmayan bu sıradan olay, Atılımcılar tarafından söz konusu okurumuza ve ilişkilerimize saldırının zemini haline getirilmiştir. Aynı mahallede oturan ve arkadaş olan iki kişi arasındaki sıradan bir kavga büyütülmüş, çetevari bir baskınla okurlarımıza ve çevrelerindeki insanlara saldırılmış, böylece kontrolü güç bir provokatif gelişmenin önü açılmıştır

2- Olay yerine gelen temsilcimiz Atılım temsilcisiyle konuşmaya çalışmış, iki devrimci hareket arasında bir sorun varsa bunun konuşarak halledilmesi gerektiğini, aksi durumda özellikle mahalledeki devrimci çalışmanın bundan son derece olumsuz bir biçimde etkileneceğini belirtmiştir. Temsilcimiz orada bulunan okurlarımızın dağılmasını istemiş, hiçbir şekilde kavga etmemeleri ve provokasyona gelmemeleri konusunda önemle uyarmıştır.

Bu serinkanlı ve sorumlu tutum karşısında Atılım temsilcisi, “bizim sizinle konuşacak bir şeyimiz yok, buradakiler devrimci adalete hesap verecek, biz sizi tanımıyoruz, muhatap almıyoruz” diyerek, yanında getirdiği 15-20 kişilik çeteci güruhu bir okurumuza saldırtmıştır. Bu kontrolsüz saldırgan çete aynı tutumu daha sonra mahalle temsilcimize ve bir çalışanımıza karşı da göstermiştir.

Atılım’ın mahalle temsilcisinin bu çeteci provokatif tutumları yeni de değildir. Bir süre önce bölgede yaptığımız afişler ancak karşı-devrimcilerin yapacağı bir kör düşmanlıkla özellikle kapatılmış, nedeni sorulduğunda ise arsızca bunun kasıtlı yapıldığı söylenmiştir. Bu aynı kişi daha o günden mahalle kabadayılarına yaraşır bir dizi tehditte bulunmuştur.

3- Yaklaşık bir aydır Atılım taraftarlarının gerilimi yükselten ve bizi taciz eden bilinçli tutumları tarafımızdan büyük bir soğukkanlılık ve sorumlulukla karşılanmış, mahallede iki devrimci yapı arasında yaşanacak olumsuz bir olayın mahalle halkını ve devrimci faaliyeti olumsuz yönde etkileyeceği hep göz önünde tutulmuştur. Bunun için her seferinde diyolog yolu aranmış, bunun mahallede her nasılsa sorumlu düzeye gelmiş kendini bilmez birkaç densizin işi olduğu düşünülmüştür. Mahalle dışındaki platformlarda bu durumu konuşma çabalarımız ise Atılım temsilcileri tarafından “biz oraya karışmayız” şeklinde yanıtlanmıştır. Afiş kapama ve yırtma, arkamızdan bizi küçük düşürücü dedikodular üretme gibi tutumlar üzerinden fikirleri sorulduğunda da bir yanıt alınamamış, durum yapılanı onaylayıcı bir sessizlikle karşılanmıştır.

4- Bir aylık süreçte ifade edilenler (size bu mahallede bizim bulunduğumuz ortamda yaşama hakkı tanımayacağız türünden mahalle kabadayılıkları) saldırının asıl hedefinin büyüyüp güçlenen faaliyetimiz olduğunu göstermektedir. Sevinmeleri gerekirken bu durum nedense mahalledeki Atılım temsilcilerini fazlasıyla rahatsız etmektedir. Önceki tacizlerin ve en son fiili saldırının asıl nedenlerinden biri budur.

5- Başka bir temel neden ise küçük-burjuva devrimciliğinin bozulmuş, dejenere olmuş, gelinen yerde provokatif bir boyut kazanmış gerici ruh halidir. Bölgemizde birçok davranış ve pratiği ile Atılım çevresi, bu bozulmuşluğun temsilcisi ve pratik taşıyıcısı haline gelmiş görünmektedir. Uzun zamandır ev basmayı, adam dövmeyi, “devrimci adalet” adı altında suçlu-suçsuz bir dizi insana saldırmayı ciddi ciddi devrimci faaliyet sanabilmektedir. Hatta gide gide bu tür eylemleriyle övünebilmektedir. Oysa bütünüyle keyfi ve kuralsız olan, devrimci ölçü ve değerlerle yakından uzaktan bir ilgisi bulunmayan davranışlardır bunlar. Lümpenleşen küçük-burjuvaziye özgü bu çetevari tutum ve davranışları “devrimci adalet” ya da “devrimci şiddet” adı altında sunmaya yeltenmek ise devrimciliğe yapılabilecek en büyuuml;k hakarettir.

Devrimci mücadele için bu tür davranışların yarattığı olumsuz sonuçlar Gülsuyu emekçilerinin ve devrimci kamuoyunun gözleri önündedir. Kendini “mahallenin şerifi” zanneden, olur olmaz olaylara, mahalle kavgalarına dahi karışan, şiddet gücünü devlet yerine mahalle emekçisine yönlendiren bir tarzın devrimcilikle uzaktan yakından bir alakası yoktur. Bu tarz emekçilerin mücadele gücünü ve saygısını değil, olsa olsa tepkisini ve zamanla da nefretini kazanabilir. Bu yol ve yöntemlerle korku salmak için ise devrimci olmaya gerek yoktur. Aynı şeyi çevresine 5-10 kişi toplayan herhangi bir çapulcu çete de yapabilir.

6- Fakat açıktır ki bugün bu tarz yanlış kapı çalmıştır. Bizim devrimci ismini kullanan hiçbir grupla çatışmak gibi bir niyetimiz olmadığı gibi, kimsenin faaliyetimizi bir nebze olsun engellemesine izin vermek gibi bir tutumumuz da olamaz. Daha önce de hareketimiz tarafından ve yine bu çevreden gelen bir provokatif saldırıya karşı yapılan açıklamada da vurgulanmıştı: Komünistler sol içi zorbalığı her zaman reddettiler ve kendi cephelerinden bu lanet geleneğe hiçbir biçimde bulaşmadılar. Sol içi zorbalığın hiçbir sözde mazereti, açıklaması ya da sığınağı olamaz. Devrimciler arasında konuşup tartışarak çözülemeyecek bir sorun görmüyoruz, tanımıyoruz. Bugüne kadar da hep buna uygun davrandık. Sol içi çatışmaların sadece sisteme ve onun uşaklarına yaradığını hep söyledik.

Ancak devrimci kamuoyu ve sağduyulu Gülsuyu emekçileri de takdir edecektir ki, biz bu duyarlılığın bütün gereklerini yerine getirirken, birilerinin böylesine sorumsuzlukta her türlü ölçüyü kaçırarak faaliyetimizi bir nebze olsun hedeflemesine hiçbir biçimde kayıtsız kalamayız. Her kim buna yeltenirse, bile bile, nereye varacağı belirsiz provokatif gelişmelerin önünü açmış olur. Ve biz buna sebebiyet verecekleri salt sorumsuzlukla değil, dosdoğru provokatörlükle suçlarız. Zira bu ülkede bu alanda yaşanmış bunca olumsuz, yıkıcı, tahrip edici deneyimden sonra benzer şeylere hala yeltenmek olsa olsa provokatörlerin işi olabilir.

Bu vesileyle Atılım çevresini son defa uyarmaktayız.

Biz çetevari yöntemlere pabuç bırakanlardan değiliz. Devrimciliği serserilikle karıştıran Atılım’ın Gülsuyu güçlerine bir kez daha hatırlatalım ki, onun bunun bıyığını kestirmekle uğraşmakla, olmadık nedenlerle savunmasız insanlara saldırmakla, 15-20 yaşlarında gençleri şunun bunun üstüne salmakla devrimciliğin uzaktan yakından bir ilgisi yoktur.

7- Gerek Gülsuyu Mahallesi’nde gerekse genel planda, sol hareketin kitle ilişkilerinin son derece zayıf olduğu bir gerçektir. Özellikle mahallemizde emekçilerle devrimciler arasındaki ilişkiler de hızla bozulmaktadır. Bunda bu gibi tutumların ciddi payı vardır. Bu yüzden kimsenin bu tür tutumlara kayıtsız kalmaya hakkı yoktur. Başta mahalledeki ilerici emekçilere ve devrimci kamuoyuna, bu tür olaylara karşı tutum alma zorunluluğunu hatırlatırken Atılım merkezini de, hiçbir gerekçenin arkasına saklanmadan mahallede yaşanan olayları mahkum etmeye çağırıyoruz. Böyle bir tutumdan tüm devrimci hareket ve Gülsuyu halkı kazançlı çıkacaktır. Bu yapılmadığı taktirde gelişmelerin tüm olumsuz sonuçlarından bizzat Atılım’ın sorumlu olacağını kamuoyu önünde bir kez daha açıklıkla ifade ediyoruz.

Gülsuyu’ndan komünistler