9Ağustos '03
Sayı: 31 (121)


  Kızıl Bayrak'tan
  Sahte iyimserlik bombardımanıyla sersemletilmeden kitleleri mücadele ateşiyle buluşturmalıyız!
  İMF kredisi, Irak'ta jandarmalığın bedeli
  Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilatı Kanunu yasalaştı...
  Toplu görüşmeyi toplusözleşmeye çevirmek için tabanda örgütlenelim!
  İşçi eylemlerinden...
  Sınıfa öncü müdahalenin zorunluluğu ve artan olanakları
  İMF'ye köle, ABD emperyalizmine jandarma olmayacağız...
  Ekim Gençliği'nden...
  GATS: Emekçilerin kafasına dayalı namlu!
  Ey Türk basınının satılmış uşak kalemleri...
  Ankara'dan destek yerine Amerikancı telkin...
  Amerikan barışına giden yol (haritası) tıkanmaya başladı bile
  Liberya: Emperyalist yağma talanın sonuçları
  Kürt halkı çifte kıskaç altında!
  Pişmanlık Yasası'nda ısrar etmenin anlamı...
  TC, ABD, İmralı Partisi KADEK ve devrimci yurtsever tutum...
  Zorunlu bir açıklama...
  ABD asker istiyor
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
5. gözden geçirme görüşmeleri sonuçlandı...

İMF kredisi,
Irak’ta jandarmalığın bedeli

İMF ile hükümet arasındaki 5. Gözden geçirme görüşmeleri nihayet tamamlandı. Bunun üzerine İMF İcra Direktörleri Kurulu Türkiye’nin sunduğu yeni niyet mektubunu kabul etti ve 500 milyon dolara yakın bir kredi diliminin daha serbest bırakılmasına karar verdi. Bununla yetinmeyip Türkiye’nin dış borç geri ödeme takvimini yeniden düzenledi, borçların bir kısmını da birkaç yıllığına erteledi.

Verilen niyet mektubundan anlaşıldığı kadarıyla hükümet, önceki gözden geçirme görüşmeleri sırasında verdiği sözlerin pek çoğunu yerine getirememiş. Özelleştirme hedefleri tutmamış, çıkartırız dedikleri kanunların bir kısmını çıkartamamış, kamuda tasfiyede de beklenmedik sorunlar çıkmış vb. Yani ekonomi cephesinde işler pek de tıkırında gitmemiş ve hükümet İMF’ye verdiği sözler açısından sınıfta kalmış. Dolayısıyla İMF’nin bonkörlüğünün nedeni hükümetin şartları yerine getirmedeki başarısı değil.

Tahmin edilebileceği gibi Türkiye’yi içinde bulunduğu dış borç kıskacının basıncından bir süreliğine kurtaracak olan bu kararın gerisinde Amerikan yönetimiyle Türk hükümeti arasında yürütülen kirli pazarlıklar ve bunun neticesinde ABD yönetiminin İMF’ye yaptığı telkinler var.

ABD ordusu, işgal ettiği Irak’ta zor günler yaşıyor. Irak’ta halkın işgale karşı direnişi giderek güçleniyor ve yaygınlaşıyor. İşgal güçlerine dönük silahlı saldırılar yoğunlaşıyor. Direnişçiler her gün bir-iki ABD askeri öldürüyorlar. Bu tablo ABD yönetimini hem Irak’ta, hem de kendi ülkesinde oldukça güç durumda bırakıyor.

Bunun için düşünülen çözüm formülü ise, Irak’ta ABD askeri yerine başka ülkelerden askerler kullanılması. Bir süredir Amerika pek çok ülkeden Irak’a asker göndermesini talep etti. Fakat bu talep çoğunlukla reddedildi. Sadece bazı ülkeler sembolik rakamlarda asker göndermeyi kabul ettiler. Bu ise ABD’nin gereksinimlerini karşılamaya yetmedi.

İki Amerikalı general geçtiğimiz ay Ankara’yı ziyaret ederek yetkililerle görüştü. Türkiye’nin Irak’a asker göndermesini talep ettiler. Ekonomisi bir dış borç kıskacı içinde olan Türkiye, ABD’nin bu teklifinin üzerine atladı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD’nin asker talebini övünerek açıkladı. Dışişleri Bakanı’nın Washington ziyareti sırasında gerekli kirli pazarlıklar yürütüldü ve AKP hükümeti, İMF’den gelecek kan parası karşılığında Türkiye’nin Irak’a asker göndereceğini taahhüt etti.

ABD Irak’a saldırmadan önce de Türkiye ile ABD arasında bir kan parası pazarlığı yapılmıştı. Fakat o zaman pazarlık doğrudan doğruya ABD yönetimi ile yapılmıştı. Açıktan açığa tiksinti verici bir tarzda yürütülen pazarlıklar, neticede toplumda savaşa karşı duyarlılığı arttıran bir etkene dönüşmüştü. Tezkerenin meclisten dönmesini sağlayan nedenlerden birisi de buydu.

Bu durumdan her iki taraf da ders çıkarmış görünüyor. Ne ABD yönetimi cephesinden ne de Türk hükümetinden ve Genelkurmay’ından, asker göndermenin bedeline dair kamuoyuna tek kelime açıklama yapılmıyor. Kan parasının İMF kredisi ya da birikmiş borçların ertelenmesi şeklinde ödenmesi tercih ediliyor.

Oysa işçi ve emekçiler açısından değişen fazla bir şey yoktur. Pazarlanan dün olduğu gibi bugün de işçi-emekçi çocuklarının kanıdır. Sermaye gruplarının, tekellerin aldığı dış borçların ertelenmesi için onlar cepheye sürülecektir. Irak’a gönderilecek askerler, her gün birer ikişer kurşunlanan işgal ordularının bir parçası olacaktır. Irak halkının direnişi karşısında onlardan Amerika’nın çıkarları adına ölmeleri ve öldürmeleri istenecektir.

ABD’nin emperyalist saldırı ve işgal politikası, İMF yıkım politikalarıyla bütünleşmiştir. Emperyalizm şimdiye kadar daha fazla sömürmek için İMF politikalarını uygulatıyordu. Şimdi çocuklarımızı cepheye sürmek için de aynı politikalardan faydalanıyor.

Silahlı işgal politikalarına karşı mücadelenin görevleriyle ekonomik işgal ve yağma politikalarına karşı mücadelenin görevleri artık gözle görülür biçimde çakışmıştır. İMF’nin sömürü ve yıkım politikalarına karşı çıkmadan emperyalist saldırganlığa karşı çıkmak, emperyalist saldırganlığa karşı çıkmadan da İMF politikalarını püskürtmek imkansızdır.



İMF kararına işbirlikçi burjuvaziden övgüler...

Ağızları kan kokuyor!

Sermayenin irili ufaklı temsilcileri, İMF’nin Türkiye’nin birikmiş dış borçlarını erteleme kararını sevinçle karşıladılar. Birbiri ardına açıklamalar yaptılar, televizyonlara çıkıp konuştular. Derin tahliller yaptılar. İMF’nin bu kararı sayesinde ekonominin nasıl bir felaketten kurtulduğunu, enflasyonun da düşmesiyle birlikte durumun giderek iyiye gittiğini ifade ettiler. Hepsi söz birliği etmişçesine hükümeti ve İMF’yi övdü.

Fakat hiçbiri de bu kararı sorgulamayı tercih etmedi. “İMF durup dururken neden Türkiye’nin borçlarını erteliyor” demedi. Çünkü hepsi de biliyordu, İMF’nin bu kararının gerçek nedenini. Hepsi de biliyordu İMF’nin kararının ABD’nin çıkarları uğruna Irak’a asker gönderilerek ödeneceğini. İşin o tarafı pek kendilerini ilgilendirmiyordu, nasılsa kendi çocukları değildi cepheye sürülecek olan. O yüzden olsa gerek, sözünü bile etmediler.

İTO Başkanı Mehmet Yıldırım:

Uluslararası piyasalara güven mesajı

Verilen kredi o kadar önemli değil. Önemli olan dünya kamuoyuna, ‘Türkiye’deki ekonomi kontrolümde gidiyor, endişe edilecek birşey yoktur’ mesajının iletilmesi. Bu, oradaki finans çevrelerince Türkiye’ye tanınacak kredilerin, yatırımların olumlu gelişmesi demektir.

ASO Başkanı Zafer Çağlayan:

Hükümet doğru yolda ilerliyor

IMF’nin koymuş olduğu bu tavır hükümetin IMF programı çerçevesinde doğru yolda olduğunun bir göstergesidir. Bunu hükümetin bundan sonra yapacaklarına dair beklentilerin pozitif bir görünümü olarak düşünmek lazım. Türkiye’nin iç ve dış borçlanmalarında iyi bir referans olacak.

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu:

İMF’nin kararı olumlu gösterge

Rıfat Hisarcıklıoğlu, 5. Beşinci Gözden Geçirme’nin tamamlanmasını, yeni bir niyet mektubuna eşdeğer borç yapılandırılması olarak nitelendirdi. Hisarcıklıoğlu, 11 milyar dolarlık rahatlamanın Türkiye’nin borç çevirebilmesi açısından çok önemli bir gösterge olduğunu söyledi.