9Ağustos '03
Sayı: 31 (121)


  Kızıl Bayrak'tan
  Sahte iyimserlik bombardımanıyla sersemletilmeden kitleleri mücadele ateşiyle buluşturmalıyız!
  İMF kredisi, Irak'ta jandarmalığın bedeli
  Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilatı Kanunu yasalaştı...
  Toplu görüşmeyi toplusözleşmeye çevirmek için tabanda örgütlenelim!
  İşçi eylemlerinden...
  Sınıfa öncü müdahalenin zorunluluğu ve artan olanakları
  İMF'ye köle, ABD emperyalizmine jandarma olmayacağız...
  Ekim Gençliği'nden...
  GATS: Emekçilerin kafasına dayalı namlu!
  Ey Türk basınının satılmış uşak kalemleri...
  Ankara'dan destek yerine Amerikancı telkin...
  Amerikan barışına giden yol (haritası) tıkanmaya başladı bile
  Liberya: Emperyalist yağma talanın sonuçları
  Kürt halkı çifte kıskaç altında!
  Pişmanlık Yasası'nda ısrar etmenin anlamı...
  TC, ABD, İmralı Partisi KADEK ve devrimci yurtsever tutum...
  Zorunlu bir açıklama...
  ABD asker istiyor
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Direnişteki Ağartıoğlu deri işçisi kardeşlerimize...

Direnişin sesini her yere taşıyalım!

İzmir Menemen Organize Sanayii’nde sendikaya üye oldukları için üç ay önce işten atılan Ağartıoğlu ve Dönmez deri işçilerine maddi ve manevi destek olmak için bir kampanya başlattık.

Sermayenin işçi ve emekçilere reva gördüğü açlık ve sefalet gün geçtikçe artıyor. Emperyalizme uşaklıkta sınır tanımayan sermaye devleti emekçilere azgınca saldırıyor. Bu saldırıyı siz direnişteki işçiler örgütsüzleştirme olarak yaşıyorsunuz. Tabii ki bu saldırılar sendikasızlaştırma ile de sınırlı değil; sefalet ücretleri, taşeronlaştırma, ödünç işçilik, kıdem tazminatı, esnek üretim, çalışma saatleri vb. gibi kölelik yasasıyla daha da katmerleşerek devam ediyor.

Biz Kırşehirli işçi ve emekçiler olarak işçi sınıfının haklı mücadelesinin her zaman yanında olduğumuzu bildirmek istiyoruz. Siz direnişteki işçileri onurlu mücadelenizde desteklemek için ilk önce “İzmir İDESBAŞ’ta Deri-İş Sendikası’na üye oldukları için işten atılan Ağartıoğlu ve Dönmez derideki direnişçi işçi kardeşlerimizle DAYANIŞMAYA!” başlığı ile temin ettiğimiz kartpostalları satışa çıkararak maddi destek olmak amacıyla bir faaliyet yürüttük.

Bu kampanyayı sadece maddi olarak düşünmedik. Kartpostalların satışı yapılırken işyerleri, sendika, kafeterya vb. yerlerde direnişçi işçilerin onurlu mücadelesini hem toplu hem de birebir yaptığımız sohbetlerde anlattık. Şu ana kadar 90 milyon tutarında kart satışı yaptık. Satışlarımız ve direniş hakkında bilgilendirme çalışmalarımız devam ediyor. Ayrıca 16-18 Ağustos’ta yapılacak Hacıbektaş Veli’yi anma törenlerine de bu kampanyamızı taşımak istiyoruz. Siz direnişçi işçilerin de bu şenliklere katılarak direnişin bir kürsüsünü açmak ve onurlu direnişinizi anlatmak için Hacıbektaş şenliklerine gelmenizi bekliyoruz.

Aymasan işçileri direnişlerinin sesini bu alana taşımışlardı. Aymasan direnişinin bizler ve siz direnişçi işçiler açısından örnek alınacak birçok yönü var. Onların direnişi, direniş sırasındaki yaptıkları, yapamadıkları, yaşadıkları süreçler biz işçi ve emekçilerin önünde bir bayrak gibi duruyor. Yaşanan direnişlerden dersler çıkararak önümüzdeki süreçleri örgütlemek işçi ve emekçileri en ileri düzeye taşıyacaktır. Her zaman işçi ve emekçilerin haklı mücadelesinin yanında olduğumuzu bir kez daha söyleyerek topladığımız 90 milyonu size gönderiyoruz.

İşçilerin birliği sermayeyi yenecek!
Kahrolsun ücretli kölelik düzeni!

SY Kızıl Bayrak okurları/Kırşehir



İzmir’de işçi kıyımı sürüyor!

Çiğli Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulu bulanan KİMMET (Maktek) işyerinde çalışan tüm işçiler bir süre önce Birleşik Metal-İş Sendikası’na üye oldular. Toplusözleşme yetkisi için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na resmi başvuru yapılmıştı ve kısa bir süre içinde yetki tespiti bekleniyordu.

KİMMET işvereni işçileri sendikalaştıktan sonra baskı altında tutarak, onlara zorla eski sözleşmelerini feshedip işgüvencesinden mahrum bırakacak “belirli süreli hizmet akti” sözleşmeleri imzalatmak istemişti. Son olarak 31 Temmuz’da 9 işçi, 1 Ağustos’ta ise 4 işçi hiçbir gerekçe gösterilmeden işten çıkartılmıştı. İşten çıkarılan işçilerin tümü Birleşik Metal-İş Sendikası üyesi. Atılan işçiler atıldıkları tarihten bu yana fabrikanın önünde bekleyişlerini sürdürüyorlar. Patronun sendikaya karşı tahammülsüzlüğünü gösteren bu saldırı, Birleşik Metal Sendikası tarafından 4 Ağustos günü fabrika önünde bir basın açıklaması yapılarak protesto edildi.

Çiğli Organize’de sermayenin saldırısı gittikçe yaygınlaşıyor. İlk olarak Deri-İş’e üye oldukları için işten atılan Ağartıoğlu işçilerinin Menemen Serbest Bölge önünde başlattığı direniş, ardından Karabağlar Dönmez Deri işçilerinin aynı nedenle fabrika önünde eyleme geçmesi (geçtiğimiz hafta hiçbir kazanım olmadığı halde Deri-İş yönetimi tarafından Dönmez’deki eyleme son verilerek “hukuk” süreci tercih edildi), Polkima’da lokavt sonrası Birleşik Metal-İş üyesi işçilerin başlattığı grev ve son olarak Çiğli’de KİMMET işçilerinin yaşadığı kıyım göstermektedir ki, sendikalaşma hakkı işten çıkarmalarla ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır.

Yapılması gereken bu direnişleri sahiplenmektir. Fakat sahiplenme sadece maddi destek sunmak, ziyaretler örgütlemekten ibaret değildir. Ağartıoğlu, Polkimya ve KİMMET işçisinin yaktığı direniş ateşini başka fabrikalara, işletlemelere taşıyabilmektir. Sınıf bilinçli işçiler sınıf dayanışmasını örmeyi fabrikalarında örgütlenerek başlatmalıdır. Maddi-manevi destek, ancak bu başarıldığında gerçek anlamını bulacaktır.

Yaşasın sınıf dayanışması!
Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!

SY Kızıl Bayrak/İzmir



Makina Takım’da uzlaşma!

25 Temmuz günü, DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası Gebze Şubesi’nin örgütlü bulunduğu takım tezgahları üretimi yapan Makina Takım Endüstrisi AŞ’de, 180’i sendikalı olmak üzere toplam 230 işçi ve memurun süresiz olarak ücretsiz izne çıkartılması ve işyeri baştemsilcisinin işten atılması ile başlayan üretimi durdurma eylemi tarafların görüşmesiyle sonuca bağlandı.

Birleşik Metal-İş Sendikası Gebze Şubesi tarafından yapılan açıklamada şunlar söylendi. “... İşyeri yetkilileri farklı bir çalışma modeli önermiş, kabul etmeyen işyeri baştemsilcimizi işten çıkarmıştır. Üyelerimiz ise bu tavra karşılık olarak işyerine giderek beklemeye başlamıştır. Yapılan uzun görüşmeler sonucu taraflar, endüstriyel ilişkilerin devamı ve iş barışının sağlanması sorumluluğu içinde anlaşma sağlamıştır. Baştemsilcimizin işe iadesi sağlanmıştır. İşyerinde hammadde olmadığı süre içinde de mutabakat çerçevesinde yıllık izinler kullanılacak ve çalışması gerekenler bu izinlerini kullanmayacaklardır.”

SY Kızıl Bayrak/Gebze



Haklarımız ve onurumuz için mücadele ediyoruz!

İşçilerin birliği sermayeyi yenecek!

Colins işçileri! Kardeşler!

Patron, penyede çalışan arkadaşlarımıza ne kadar zam aldıklarını 1 Ağustos Cuma günü açıklayacağını söylemişti. Tam da kendi sınıfına yakışan bir ikiyüzlülükle sözünün arkasında durmadı. Zamları açıklayacağı yerde, düşük ücret artışına tepkisini gösteren arkadaşlarımızı kandırmaya çalışıyor ya da tehdit ediyor. Bizleri bölmek için bazı arkadaşlarımıza daha fazla zam vereceğini söylüyor. Tabii bu arada bizim düşük zamma karşı nasıl bir tepki vereceğimizi de hesap etmeye çalışıyor.

(...)

Bildiğiniz gibi zamlar açıklanmadığı için birçok arkadaşımız fazla mesaiye kalmıyor. Patron, fazla mesaiye kalmayan arkadaşlarımızın yasayı çiğnediğini ve suç işlediğini söylüyor. Patronun bu söylediği kuyruklu yalan. Çünkü yeni iş yasası ona bir işçiyi yılda en fazla 270 saat fazla mesaiye bırakma hakkı tanıyor. Bu da haftada 5-6 saat ediyor. Ya biz yılda kaç saat fazla mesai yapıyoruz dersiniz? En az 500 saat. Dolayısıyla mesaiye kalmayı reddeden işçiler değil, onları fazla mesaiye kalmaları için zorlayan patron suç işliyor. Yani patron işine geldiği zaman bize yasa maddelerini gösteriyor, işine gelmediği zaman da yasayı kendi çiğniyor.

Zamların geç açıklanmasına ve düşük tutulmasına karşı tepkimizi akşamları mesaiye kalmayarak gösteriyoruz. Görüyoruz, işçilerin yarısı bile mesaiye kalmadığında nasıl tutuşuyorlar. Siparişler yetişmeyecek diye nasıl telaşlanıyorlar, kendi aralarında kavgaya tutuşuyorlar. Oysa biz gerçek gücümüzü henüz ortaya koymuş değiliz. Eğer buna rağmen tekerlerine çomak sokabiliyorsak, 2 bin Colins işçisi birlikte hareket ettiğinde neler olur acaba?

Kardeşler!

(...) Bu arada patron gözümüzü korkutmak için her an işten atmaları da gündeme getirebilir. O yüzden hem düşük ücret artışlarına karşı mücadeleyi güçlendirmeliyiz, hem de işten atmalara karşı hazırlıklı olmalıyız. Eğer biz birbirimize güvenirsek, tüm fabrikada üretimi durdurabilecek şekilde örgütlenirsek, patron ne düşük zamda ısrar edebilir, ne de işçi atabilir.

Hiç zaman yitirmeden her bölümde, her bantta örgütlenelim. Fabrika içinde ya da dışında her fırsatı kullanarak arkadaşlarımızla biraraya gelelim. Bir tek arkadaşımızı bile bu mücadelenin dışında bırakmamaya çalışalım.

Bizim görüşümüz alınmadan açıklanacak düşük ücret zammını tüm fabrikada iş bırakma nedeni sayıyoruz. Aynı şekilde fazla mesaiye kalmadığı için bir tek arkadaşımız bile atılacak olursa bunu da iş bırakma nedeni sayıyoruz.

Kardeşler!

Biz haklıyız! Haklılığımıza ve gücümüze inanıyoruz! İşimiz için, ekmeğimiz için, haklarımız ve onurumuz için mücadele ediyoruz! Eğer sırt sırta, el ele verirsek; eğer tüm Colins işçileri olarak birlikte davranabilirsek başaramayacağımız şey yoktur. O halde gelin Colins patronuna gücümüzü gösterelim!

Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu’ndan
Colins İşçileri
(Colins işçilerine dağıtılan bildiri...)



BDSP’den Polkima işçilerine ziyaret...

7 Ağustos günü BDSP çalışanları ve taraftarları olarak grevinin 20. gününde Polkima işçilerine dayanışma ziyareti gerçekleştirdik. 3 Ağustos günü sendika binasında toplanan işçilerle kısa bir sohbet yaptık. İşçiler daha sonra işyerine dayanışma ziyaretine geleceğimizi biliyorlardı. Sıcak bir karşılamadan sonra, ne gibi gelişmelerin yaşandığını öğrenmeye çalıştık.

Daha önce lokavt ilan eden patron, bunu 30 Temmuz günü kaldırdı. Değişik taktikler izleyen patron, işçilerin kafalarını bulandırmaya, ikircikli davrananları çeşitli vaatlerle kandırarak sınıf kardeşlerini terketmelerini sağlamaya çalışıyor. İşçiler bu durumu “çürük domateslerin” tarladan atılmasına benzetiyorlar. Günler geçtikçe her iki taraf da değişik taktikler geliştirip uygulamaya sokuyor.

8 Ağustos günü, Birleşik Metal-İş Sendikası öncülüğünde “Kölelik Yasası’na karşı haydi mücadeleye!” adıyla bir etkinlik düzenleniyor. Sınıf dayanışmasını daha diri tutmak için olumlu bir adım bu. Fakat duyurusunun ve çalışmasının yaygın bir biçimde yapıldığını söylemek zor. Son 1 hafta kala insanlar yeni yeni duymaya başladı etkinliğin yapılacağını. Sadece bu değil, diğer bazı konularda gerek sendika gerek direnişteki işçiler, sınıfın diğer bölüklerini harekete geçirebilmek için azami çaba içinde olmalı. Çünkü bu; “kölelik yasasına” karşı yapılan ilk grev. Dolayısı ile tüm kesimleri ilgilendirmektedir. Ve çok büyük bir önem taşımaktadır. Hepsinden önemlisi de, bu direniş ülke çapında bir kıvılcımı ateşleyebilir. Polkima işçileri de bu kıvılcımıateşlemenin onurunu taşıyabilirler.

Bu görev ve sorumluluk öncü işçilerin olduğu kadar, sınıf devrimcilerininde omuzlarındadır. Sadece eleştirmek ne bizi ne başkalarını bir yere götürmez. Eleştirilerimizin yanı sıra somut önerileremizi de ortaya koyabilmeli ve pratiğe geçmesini sağlamalıyız.

Devrimci bir bilinç açıklığı ile hareket edildiğinde ortak paydalarda buluşabilir, hareketi bir adım daha ileriye taşıyabiliriz. Sınıf hareketinin durağan döneminde önem taşıyan böylesi hareketlilikler, kendi sınırlarını aşmakta sınıf dayanışmasının önemi bir kat daha artmaktadır.

Bir Polkima işçisi şunu söylüyor: “Bu eylem kölelik yasasına karşı ilk grev, bizle başlayıp bizle bitmesin istiyoruz!” Bu söz, günümüzün acil ihtiyacının ne olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu bir kıvılcımdır; yöresel olmaktan çıkartılmalı, tüm işçi ve emekçilere mal edilebilmelidir. Her kesimin üzerine düşen güncel görevler vardır. Özellikle sınıf devrimcilerinin omuzlarında daha fazla sorumluluk bulunmakta.

BDSP çalışanları ve taraftarları/İzmir



Grevdeki Polkima işçileriyle konuştuk...

“Direne direne kazanacağız!”

- Bugün grevin kaçıncı günü?

2. işçi: 20. günündeyiz.

- İçeride üretim var mı?

1. işçi: Sendika üyesi olmayan toplam 30 kişi çalışmaktadır. Bizleri görünce başlarını önlerine eğip görmemeye çalışıyorlar.

- Görüşmeler nasıl gidiyor?

2. işçi: Patron görüşmeye yanaşmıyor. Sendika yöneticilerinin bildirdiğine göre bu böyle.

- Fabrikaya giriş ve çıkışlarda denetim yapılıyor mu?

2. işçi: 6 Ağustos’ta Bölge Çalışma’dan görevliler geldi. Stok malların tutanaklarını hazırladılar. Fabrikada çalışma (bakım dışında) var mı diye? Biz şikayette bulunduk. İşten çıkarmış oldukları bir kişiyi çağırdılar (4 sene önce çıkartılmıştı).

- Başka bir yerde üretim yapılıyor mu?

2. işçi: Greve girmeyen işçileri Köseoğlu firmasında çalıştırdıklarının duyumunu aldık. Sendikaya bildirdik. Sendika takip etmektedir.

- Yeni kölelik yasası hakkındaki düşünceleriniz!

3. işçi: Yasa henüz çıkmadan sendikamız öncülüğünde toplantılar yapıldı. Genel bilgi sahibi olmanın ötesinde belirgin bir bilince eriştik. Bunun dışında grevimiz kölelik yasasına karşı ülkede ilk olması dolayısı ile ayrı bir önem taşıyor. Bizle başlayıp bizle bitmesin istiyoruz.

- Sendikanın tutumunu nasıl buluyorsunuz?

3. işçi: Sendikamız gereken birçok işi yapmaktadır. Fakat bu demek değildir ki bizler herşeyi ondan bekleyeceğiz. Gerek bilgi alış-verişinde bulunmakta, gerekse toplantılarına katılmaktayız. Görüş ve önerilerimiz alındıktan sonra harekete geçiliyor. Bazı durumlarda pasif kalınıyor. Örneğin içeride üretim yapılıyor. Parça mallar geliyor. Bizlere sadece dışarıya sevkiyat olmayacağını söylüyorlar. Sevkiyatın olmadığını nasıl bilelim! Adam bir yolunu bulup sevkiyat yaparsa!..

- Son sözlerinizi alalım...

2. işçi: Direne direne kazanacağız!..

3. işçi: Şu anda abim içerde çalışıyor, ben buradayım. Patrona diz çöktürünceye kadar devam edeceğiz.

1. işçi: Birlikten kuvvet doğar. Ya hep beraber olacağız, ya da hiç!

Ziyaret esnasında grevde olan bir işçinin kolu kesildi. İşyerine bildirildi. Vizite kağıdının çıkartılması için bir saati aşkın bekletildi. SSK ameliyat için özel bir hastaneye sevketti. Bu beklemenin ardından vizite kağıdını alan 2. işçi hemen oradan ayrıldı.

7 Ağustos günkü ziyaretimizde grev defterine yazdığımız not:

Polkima işçilerine,

Bu direnişinizle kölelik yasasına karşı bir duruş sergilediniz. Kutluyoruz.

Bu kavga güneşin türküsünü içenlerin türküsüdür. Zulme, baskıya karşı başkaldıranların; emeğin bir gün zafere adım adım yürüyeceği zaman o kadar da uzak değil!

Yeter ki zafere olan inancımızı kaybetmeden, bu uzun koşuda omuz omuza işçi sınıfımızın davasında sonuna dek yürüyebilmek!..

Başka söze de gerek kalmadan.

BDSP çalışanları/İzmir