9Ağustos '03
Sayı: 31 (121)


  Kızıl Bayrak'tan
  Sahte iyimserlik bombardımanıyla sersemletilmeden kitleleri mücadele ateşiyle buluşturmalıyız!
  İMF kredisi, Irak'ta jandarmalığın bedeli
  Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilatı Kanunu yasalaştı...
  Toplu görüşmeyi toplusözleşmeye çevirmek için tabanda örgütlenelim!
  İşçi eylemlerinden...
  Sınıfa öncü müdahalenin zorunluluğu ve artan olanakları
  İMF'ye köle, ABD emperyalizmine jandarma olmayacağız...
  Ekim Gençliği'nden...
  GATS: Emekçilerin kafasına dayalı namlu!
  Ey Türk basınının satılmış uşak kalemleri...
  Ankara'dan destek yerine Amerikancı telkin...
  Amerikan barışına giden yol (haritası) tıkanmaya başladı bile
  Liberya: Emperyalist yağma talanın sonuçları
  Kürt halkı çifte kıskaç altında!
  Pişmanlık Yasası'nda ısrar etmenin anlamı...
  TC, ABD, İmralı Partisi KADEK ve devrimci yurtsever tutum...
  Zorunlu bir açıklama...
  ABD asker istiyor
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Liberya: Emperyalist yağma ve
talanın sonuçları

9 Aralık ‘92 günü başını ABD emperyalizminin çektiği 12 devletten oluşan bir koalisyonun seferber ettiği 36 bin asker Somali’nin başkenti Mogadişu’ya çıkartma yapmıştı. Bu ülkeyi yıllardır kana bula.an iç savaşı durdurmak, kardeş kavgasına son vermek dışında hiçbir başka amacı olmadığı, sadece insani yardımda bulunmayı amaçladığı iddia edilen emperyalist çıkartma “umut verme” operasyonu olarak adland.rılmıştı. ABD gemileri kıyıya yanaşmadan günler önce, başta CNN olmak üzere belli başlı tüm Amerikan televizyon şirketlerinin ekipleri sahil boyunda mevzilenerek, bir halkı kurtarmaya, ona umut vermeye gelen militarist güçle.in Somali halkının sevgi gösterileri arasında karaya ayak basmalarını beklediler. Hazırlanan senaryo gereği sırtlarında pirinç çuvalları ile gemilerden inen ilk Amerikan askerinin ve onları alkışlamak için kıyıya toplatımış.bazı kent sakinlerinin tezahüratları Somali’ye insani müdahalenin ilk görüntüleri olarak günler boyunca dünya televizyonlarında gösterildi.

Irak’ın tahrip edilmesine yol açan ilk Körfez savaşının sonuçlanmasından kısa bir süre sonra ABD’nin yeni demokrat yönetiminin düzenlediği “umut verme” operasyonunun insanları duygulandıracak bir.biçimde sahnelenmiş ilk görüntüleri yoğun bir kampanyanın dayanakları oldular. Amerikan askerinin başka ülkelere sadece savaşmak için çıkartma yapmadığı, gerektiğinde aynı olanakları insani yard.m için seferber edebileceği işlenerek, dünya halklarına ABD emperyalizminin ne kadar yardımsever olduğu kanıtlanmaya çalışıldı. Somali’nin ABD emperyalizmi için stratejik bir çıkar alanı teşkil etmedi&cur en;i gerçeği ile bir arada yürütülen yaygara, gelişmeleri değerlendirme olanaklarından yoksun olan kitleler üzerinde etkili de oldu.

Birleşmiş Milletler şemsiyesi altında ABD emperyalizminin koordine ettiği ve yönlendirdiği işgal güçlerinin Somali’deki gerçek misyonlarının ne olduğu çok geçmeden anlaşıldı. Çıkartmanı. duygulandırıcı ilk görüntüleri yerlerini kısa sürece başka bir gerçeğe, bir işgal ordusunun estirdiği teröre terketti. Kardeş kavgasını durdurmaya geldiklerini iddia eden işgal güçlerinin çatışmalara hem hakemlik yaptıkları hem de taraf oldukları görüldü. ABD emperyalizmine en iyi uşaklık yapabilecek durumdaki gruplara iktidar yolunun açılmasına ve egemen güç konumuna gelebilmeleri için desteklenmeleri.e tanık olundu. İç savaşa son verme yerine emperyalist egemenliğe yerli bir dayanak aradılar. Ayrıca “umut verme” iddiası ile baştan çıkarılmak istenen Somali halkı bir başka gerçeğe de tanık oldu. Bir yandan okluklarla pençeleşen, öte yandan genelleşmiş bir kör döğüşünün ağır bedelini ödeyen Somali halkı onurunun çok kaba bir biçimde ayaklar altına alındığını, insanların yoksulluklarınd.n istifade eden işgal güçlerinin çikolata ve ciklet karşılığında ülkeyi bir fuhuş alanına dönüştürmeye kalkıştığını gördü. Umut vermeye gelenler ırz düşmanı çıktılar. Somali halk ilk yaygaranın etkisinin yatışmasından sonra ortaya çıkan bu iğrenç gerçeğe fazla göz yummadı. İşgal güçlerinin bir hiç olarak gördükleri, kör-cahil sandıkları Somali halkı esas soruml.ların, ABD askerlerinin yakasına yapışmakta gecikmedi. Amerikan askerlerinin cesetlerinin Mogadişu sokaklarında sürüklendiğini gören ABD emperyalizmi güçlerini derhal geri çekme kararını aldığını açıkla.ı. “Umut verme” operasyonunda yer alan diğer devletler de aynı hızla Somali’yi terkettiler.

Somali’ye müdahalenin gösterişli gerekçeleri, müdahalenin somut icrası, sonunda uğradığı akıbet ve bu ülkenin bugün içinde bulunduğu durum, emperyalizmin insani yardım maskesi ile gizlemeye &.cedil;alıştığı iğrenç gerçeğin, ikiyüzlülüğün özlü bir portresini oluşturmaktadır. Çünkü, ABD emperyalizmine hayırseverlik yaftası takmak amacıyla düzenlenmiş olan umut verme operasyonunun uğradığı fiyaskodan bu yana Somali halkının durumunda herhangi bir değişiklik olmadı. Değişik klikler arasında yaşanan çatışmalar ve dolayısıyla ülkede hakim olan iç savaş eskisi gib. devam etmektedir. Kitlelerin yaşam koşulları bundan on yıl öncesine göre çok daha kötüleşmiş durumdadır, yıllardır hüküm süren kıtlık artık kronikleşmiştir. Buna rağmen, Somali halkına ne umut vermek ne d insani yardımda bulunmak isteyen birileri var. Uluslararası insani yardım kuruluşları bile bu ülkeyi terkettiler. Birleşmiş Milletler Örgütü de programında öngördüğü yiyecek yardımını kesti, iç istikrara sahip ülkelere yapmayı tercih ettiğini belirterek Somali’den elini çekti.

Yaklaşık on yıl aradan sonra yine Irak’ın işgali ABD emperyalizmini yeni bir “hayırsever” sefere çıkmak zorunda bıraktı. Bush yönetimi bir kez daha ABD emperyalizminin ne kadar “insansever” olduğunu dünya ha.klarına kanıtlamaya çalışıyor. Hedef seçilen alan, iç savaşın kasıp kavurduğu bir başka Afrika ülkesi, Liberya. ABD emperyalizmi Monroviya’ya çıkartma yaparak Irak’ta içinde bulunduğu durumu dünya kamuoyunun gözünde dengelemeyi, mümkünse tali konuma düşürmeyi hesaplamaktadır. Aralık ‘92’de Somali’de ABD emperyalizmini böyle bir operasyona zorlayan faktörlerin baskısı günüm&uu.l;zdeki kadar kuvvetli değildi, Irak’taki bugünkü durum gibi hasıraltı edilmesi gereken acil bir sorunla karşı karşıya bulunmuyordu. Ayrıca, Somali’de Amerikan tekellerinin gaspedebilecekleri, dünya pazarlarında satılabileekleri fazla bir zenginlik bulunmuyordu.

Bugün ABD emperyalizminin Irak’ta içinde bulunduğu durum, dünya kamuoyu nezdinde teşhir olması, politik ve diplomatik alanda yaşadığı yalnızlık onu acilen bazı inisiyatiflerde bulunmaya zorlamaktadır. Dolayısıyla ABD i&c.edil;in bir fırsatı değerlendirip bir hayırseverlik jestinde bulunmak bir önceliğe dönüşmüş durumdadır. Liberya’nın seçilmiş olması, onun, Somali’nin tersine, son derece ciddi maddi avantajlar taşımasıdır. Deniz taşımacılığında dünya ölçeğinde tanınan Liberya, bazı sektörlerde başlıbaşına bir hammadde deposu. Lastik imalatında kullanılan kauçuk ile demir ihracatında Liberya dünya sıralamasında hatırı sayılır b.r konuma sahiptir. Bu zenginliklerin gaspında çoktan beri Amerikan tekelleri aslan payını almaktadırlar. Amerikan Fireston lastik tekeli 1926’dan bu yana Liberya hükümetine 5 milyon dolar borç verilmesinin karşılığındaülkenin kauçuk rezervlerine 99 yıllık bir süre için elkoymuş durumdadır. Ayrıca, ülkenin işletmeye hazır durumda altın ve zümrüt yatakları mevcut. Bunun yanı sıra, kıymetli eben kerestesi, kahve ve kakao ihraç et.ektedir. Onun için, ABD emperyalizmi Liberya’ya müdahalenin başını çekmekle bir taşla iki kuş vurmaya hesaplıyor. Monroviya’ya sevk edilen Afrika kökenli esas askeri gücü kendisine kalkan etmeyi planlayan ABD mperyalizmi, fazla risk almadan, müdahaleye sadece sembolik bir katkıda bulunmaktadır. Bunu yapmakla, ABD hem Liberya’daki stratejik çıkarlarını güvence altına almaya, hem de kirli imajını aklamaya çalışmaktadır.

Washington Liberya halkının onyıllardır yaşadığı trajediden rahatsızlık duyduğu için bu müdahaleyi gündemine almadı. Tam tersine, Irak’ın işgalinin ardından ABD emperyalizmi kendi çıkarları böyle bir operasyo.a ihtiyaç duyduğu için Liberya liste başı seçildi. Bu türden bir kirli imaj aklama operasyonu pekala bir başka Afrika ülkesine karşı da tezgahlanabilirdi. Kıtlık içinde kıvranan çok sayıda Afrika ülkesinde benzer kanlı boğazlaşmalar sürmekte, toplu cinayetler işlenmekte, yıkımlar yaşanmaktadır. Onun için, Liberya’nın hedef seçilmesinde bu ülke halkının yüzyüze kaldığı iç savaşın pek belirleyi.i bir rolü yoktur. Sorunun bu yönü, Somali örneğinde olduğu gibi, emperyalist müdahalenin esas nedenini oluşturmamaktadır. Bu müdahalenin hazırlıkları belli bir süredir yapılmaktadır. ABD emperyalizminin sruna el atma niyetinin anlaşılmasından sonra konunun uluslararası medya tarafından işlenmesi çok farklı boyutlar kazandı. ABD’nin Monroviya elçiliği önüne kamyonlarla getirilen cesetlerin dökülmesi Washington ;un müdahalesine ortam hazırladı.

Liberya’nın dünya kamuoyunun dikkatlerini dağıtmayı, hedefini saptırmayı amaçlayan, emperyalist bir müdahalenin konusu haline getiren nedenlere gelince, yaygın kanının tam tersine, sorun son derece basit bir gerçe¤.in doğal bir sonucudur. Elbette, konu medyanın yansıttığı görüntü ve sürekli tekrarladığı verilerden hareketle anlaşılmaya çalışıldığında, içinden çıkılması güçbir muamma ortaya çıkmaktadır. Ülkeye, tepeden tırnağa silahlı, genellikle sarhoş ve esrarkeş gençlerden oluşan bir çapulcu yığınının hedef gözetmeksizin çatıştığı, kimin kime neden saldırdığının pek belli.olmadığı bir kargaşa ortamı hakim. Kendilerini yurtsever olarak adlandıran isyancı güçleri hükümet kuvvetleri diye bilinen taraftan ayırdetmek kolay olmamaktadır. Ülkenin bir kan gölüne dönüşmesine, uccedil; noktada dejenerasyona uğmasına yol açan bu durum onyıllardır süregelen bir birikimin ürünüdür.

Liberya’nın yaşadığı kaos ortamının esas çıkış kaynağı gelir dağılımının dünya ölçeğinde izlediği seyirir. Arasıra timsah gözyaşları döken emperyalist sermaye Afrika halklarının kanı.ı eme eme geriye salgın hastalıklardan, açlıktan, savaştan ölen kuru iskeletler bırakmış durumdadır. Bu geri ülkenin elindeki doğal zenginlikleri de karşılıksız gasp edilince, sonuçta bugün Liberya’da görülen tüyler ürpertici manzaradan başka bir sonuç çıkmamaktadır. Bu durumun başka bir açıklaması yoktur ve olamaz. Dünyanın en zengin ve en medeni ülkesi benzer soyguna tabi tutulsun ve bu soygun onyıllar boyunca a&cu.ren;ırlaştırılarak sürdürülsün, sonuç aynı olur. Son derece bilinçli ve planlı bir biçimde uygulanan talan politikası birçok Afrika ülkesini bu tür bir kısır döngü içine hapsetmişdurumdadır. Kapitalist/emperyalist talanın yoksulluk ve sefalete mahkum ettiği insanlar silahlandırılarak birbirlerine düşürülmektedir. Geçenlerde ölen Foday Sonkah’ın bir dönemler başında buluduğu Sierra Le.ne başta gelmek üzere çok sayıda Afrika ülkesi Liberya ile aynı kategoride yer almaktadır. Sorun sadece şu veya bu etnik grubun ya da aşiretin iktidarda olmasıyla sınırlı değildir, çözüm emperyalist talanın son blmasına bağlıdır.

Bugün ABD emperyalizminin Liberya’ya yapacağı tek şey bir saman alevi tutuşturarak uluslararası planda rahat bir diplomatik nefes almaya çalışmakla sınırlıdır. Washington’un önderlik ettiği Afrikalı devletlerin oluş.urdukları “barış gücü” koalisyonuna gelince, bu girişimin de emsalleri mevcut. Sierra Leona ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti örneklerinde olduğu gibi Afrika’nın herhangi bir ülkesi kargaşaya sürüklendiğinde ve iç savaşa sahne olduğunda genellikle komşuları arabulucu kılığında başına üşüşerek talandan parsa koparmaya, nüfuz alanı elde etmeye çalışmaktadırlar. Liberya’da da yapmaya çalışacakları bu ur.