13 Temmuz'02
Sayı: 27 (67)


  Kızıl Bayrak'tan
  Sermayenin siyasal krizi dibe vuruyor...
  İMF-TÜSİAD çetesinden siyasal krize çözüm arayışları
  Emperyalizmin üç memuru düzen siyasetinde başrole soyunduruluyor!
  Yorulan at değiştirilir!
  Çöken sadece Ecevit hükümeti mi?
  Saldırıya karşı etkili bir kampanyanın sorunları
  Sınıf seferberliği ve sendikalar
  İşçi sınıfının sendikal örgütlülüğü yoğun saldırı altında
  İSDEMİR işçisi Yargıtay'daki davayı kazandı
  Kapitalizm işçi kanı öğütmeye devam ediyor!
  ABD emperyalizmi "demokrasi ve refah" değil "sömürü ve yıkım" demektir!
  Esnek üretim saldırısı: Sermayeye daha azgın bir sömürü güvencesi
  ABD'de şirket skandalları...
   Yatırım Danışma Konseyi toplantısının hazırlıkları yapılıyor...
   Bir tecrit mahkumunun mektubu...
   Amerikan emperyalizmi Irak'a saldırı hazırlığında
   Kapitalizm doğayı da yıkıma uğratıyor...
   "Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi" sorunundaki emperyalist çekişme
   BİR-KAR Gençlik Kampı'na çağrı...
   Bir kitap: "Örgütsel sorunlar"
   Esenyurt'ta işçi gezisi
   Ücretliler yüzde 30 yoksullaştı
   Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Yatırım Danışma Konseyi toplantısının hazırlıkları yapılıyor...

Ülke yabancı sermaye için
tam bir talan alanı haline getirilecek...

Dünya Bankası, İMF yetkilileri ile çok sayıda yabancı tekelin temsilcilerinin katılacağı Yatırım Danışma Konseyi toplantısı 18 Temmuz’da İstanbul’da yapılacak. Dünya Bankası Başkanı James D. Wolfenjohn’un organize edilmesine öncülük ettiği toplantıya İMF icra direktörü Horst Köhler’in de katılması bekleniyor. Toplantıda yabancı tekeller Türkiye’de yatırım yapmak için bugüne kadar yapılan düzenlemeleri denetleyecek ve yeni istekler sunacaklar.

Yabancı Sermaye Derneği (YASED) Genel Sekreteri Abdurrahman Arıman, 18 Temmuz’daki toplantıda yabancı yatırımcılara Türkiye’de ortamın yatırımlar için iyi durumda olduğu mesajını vermek istediklerini, ancak toplantının siyasi ve ekonomik açıdan çok talihsiz bir zamana rastladığını belirtiyor. Bu işbirlikçi sermaye temsilcisinin sıkıntısı, niyet mektubunda 31 Mayıs’a kadar çıkartılacağı sözü verilen yabancı sermaye yasasının çıkartılmadan meclisin tatile girmesi.

Dünya Bankası Başkanı’nın öncülüğünde dünyanın en büyük tekellerin temsilcilerinin Türkiye’ye gelerek yapacakları zirvenin gerekçesi olan bu yasa tasarısının yabancı yatırımların önündeki bürokratik engellerin kaldırılması ve mevzuat eksikliğinin giderilmesi amacını taşıdığı söylense de, tasarının içeriği bunun çok ötesinde.

Yabancı sermaye yasa tasarısı ne getiriyor?

- Yabancı yatırımcıların ödeyeceği katkı payı yüzde 1’den binde 5’e indirilecek.

- Yatırım koşulu 15 trilyon liradan 10 trilyon liraya düşecek.

- 200 işçi çalıştırma koşulu 100’e düşecek.

- Doğrudan yabancı yatırımlar kamu yararı gerektirmedikçe ve karşılığı ödenmeden kamulaştırılamayacak.

- Yabancı yatırımcılar Türkiye’deki faaliyetlerinden doğan, net kâr, temettü, satış, tasfiye ve tazminat bedellerini bankalar ve özel finans kurumları aracılığı ile yurtdışına serbestçe çıkarabilecek.

- Yabancı yatırımcılar çıkabilecek sorunları ulusal ya da uluslararası tahkime götürebilecek.

Bunlar tasarının sadece öne çıkan maddeleri. Tasarı ile yabancı tekellere fabrika kuracakları arazi, tıpkı daha önce SEKA fidanlığının Ford tekeline peşkeş çekildiği gibi hibe edilebilecek. Gelir vergisi, katkı payı vb. vergilerden muaf tutulacakları gibi elde ettikleri kârları istedikleri gibi transfer edebilecekler. Yatırım yapanların çevre, sağlık vb. hiçbir sorumluluğu olmayacak. Düşük faizli kredilerden yararlanabilecekler. Kısacası bu tasarı ile Türkiye yabancı sermaye için tam bir cennete çevrilecek. İstenilen bu kolaylık ve imtiyazlar karşılığında “işsizlerinize iş sahaları açıyoruz” aldatmacası ileri sürülüyor.

Yabancı tekellerin bu söylemine paralel olarak Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) da “Yatırım ortamının iyileştirilmesi ve istihdamın arttırılması” başlıklı bir rapor hazırladı. SSK primleri, gelir vergisi ve işsizlik sigortası primlerinden şikayetçi olan TİSK’in hazırladığı raporda, işsiz sayısının 2001 yılında yaklaşık 1 milyon arttığı, DİE’ye göre bu yılın ilk çeyreğinde 2.5 milyon açık işsiz bulunduğu ve 3 milyon kişinin de düzenli bir iş sahibi olamadığı ya da iş bulma umudunu yitirdiği yeraldı. İşsizliğin asıl kaynağı olan, “kriz var” bahanesiyle işçi çıkartan, fakat krize rağmen kâr ettiğini açıklayan patronlar, şimdi de “işsizliği önleyeceğiz” aldatmacasıyla “bizden hiçbir vergi alınmasın, karşılığında biz de yeni yatırımlar yapıp, iş sahaları açalım” diyorlar. Grçekte istihdamın arttırılması, işsizliğin önlenmesi gibi bir dertleri yok. Zira işsizliği yaratan bizzat kendileri.

İşbirlikçi burjuvazi, aralarında “uluslararası tahkim yasası” da olmak üzere birçok düzenleme ile ülkeyi yabancı sermaye için bir talan alanına dönüştürmüştür. Buna rağmen YASED Genel Sekreteri, Yabancı Sermaye Yasa tasarısı yasallaşmadığı için, “büyük patronların önüne konulabilecek hiçbir şey yok” diyor. Oysa Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) araştırmalarına göre, Türkiye dünyada en liberal mevzuata sahip ülkeler arasında yer alıyor. Ancak DPT’nin raporlarında yer alan “Yabancı sermaye çerçeve kararları dikkate alındığında Türkiye dünyada en liberal mevzuata sahip ülkeler arasındadır” gerçeği bile tekeller için yeterli gelmiyor. YASED temsilcisinin “toplantıda hiç olmazsa bu yasayı çıkardık denmek isteniyordu” sözleri, tekellerin Yabancı Sermaye Yasası’nda taınan imtiyazlardan da tatmin olmadığını, daha fazlasını istediğini gösteriyor.

Yeni iş sahaları açıyor, işsizlere iş imkanı sağlıyoruz argümanı gerçekte sermayeye yeni sömürü alanları açmak ve kölelik zincirlerini daha da sıkmak anlamına geliyor. Ülke kaynaklarının emperyalist tekellere peşkeş çekilmesini, bunun işçi ve emekçiler üzerinde yarattığı yıkımı durdurmanın yolu, dışta emperyalizme içte işbirlikçi sermaye iktidarına karşı mücadeleyi yükseltmekten geçiyor.



KESK’in basın açıklaması eylemleri...

İstanbul: “Toplusözleşme hakkımız, grev silahımız!”

KESK, Çalışma Bakanlığı’nın sendikaların üye sayılarıyla ilgili açıkladığı rakamların gerçeği yansıtmadığını kamuoyuna duyurmak üzere, 9 Temmuz günü, KESK binası önünde bir basın açıklaması yaptı. Yaklaşık 50 emekçinin katılımıyla yapılan basın açıklamasında, önce kolluk güçlerinin KESK’in Mersin’deki basın açıklamasına saldırısı kınandı. “Baskılar bizi yıldıramaz!” sloganını gür bir şekilde atan kitle yuh çekerek olayı protesto etti.

Ardından yapılan basın açıklamasında şunlar söylendi: “... Biz KESK olarak Bakanlık’ın güvenilir olmayan sayılarına ve sahte yetki girişimine karşı her türlü hukuksal ve örgütsel tepkimizi göstereceğiz. Toplam 356.054 üye formunu basının ve kamuoyunun önünde Bakanlık’a teslim ettik. Bununla da kalmayıp yetki ve değerlendirme sürecinin şeffaf ve denetlenebilir olmasını istedik. Özellikle MHP’li bakanlıklarda Kamu-Sen üye sayılarının abartılmasına, sahte ve usulsüz üye yazılımına, işyerindeki baskılara dikkat çektik. Bakanlık şeffaf olmaktan uzak bir tutum sergiledi, dönem dönem gerçeği yansıtmayan rakamlar deklare etti. Uyarılarımızı dikkate almadı, haklı kaygılarımızı göz ardı etti. Bakanlık KESK’in üye sayısının 262 bin 348 olduğunu iddia ediyor; 93 bin 706 üyemizi göz göre göre yok sayıyor. Biz çalışmalarımıza ve agari hatayla bildirdiğimiz üye sayımıza güveniyoruz. Böylesi bir fark olanaksızdır, böylesi bir fark dayanıksızdır, böylesi bir fark şaibelidir. Bakanlık’ın iddiasına göre belediyelerde sadece 30 bin civarında kamu emekçisi çalışıyor, büro işkolunda sadece 130 bin çalışan var. Oysa belediyelerde sadece bizim 38 bin 371 üyemiz var ve 30 bin civarında çalışandan aidat kesiliyor. Görülüyor ki, Bakanlık sadece üy sayımızı düşürmekle yetinmiyor, sendika üyesi olabileceklerin sayısını da düşük gösteriyor...”

Basın açıklamasında sık sık, “Direne direne kazanacağız!”, “Söz, yetki, karar çalışanlara!”, “Baskılar bizi yıldıramaz!”, “Zafer direnen emekçinin olacak!”, “Toplusözleşme hakkımız, grev silahımız!”, “Yaşasın örgütlü mücadelemiz!” sloganları atıldı. (SY Kızıl Bayrak/İstanbul)

Mersin’de polis saldırısı:
Baskılar bizi yıldıramaz!”

9 Temmuz günü Mersin Defterdarlığı önünde maaşlara yapılan %5’lik zammı, KESK üyelerine uygulanan sürgünleri ve 90 bin üyesinin geçersiz sayılmasını protesto etmek amacıyla eylem yapmak isteyen KESK üyesi kamu emekçilerine polis yine saldırdı. Polis dağılmamak için direnen kamu emekçilerini gözaltına aldı. Birçok kamu emekçisi yaralandı. Eğitim-Sen Şube Başkanı, yönetim kurulu üyeleri, SES Şube Başkanı, ÖDP İl Başkanı da gözaltına alındı.

Daha sonra Eğitim-Sen binasında bir basın açıklaması yapıldı; sürgün ve baskıların kamu emekçilerini yıldıramayacağı belirtildi. (SY Kızıl Bayrak/Adana )

Adana: Fiili-meşru mücadele
devam edecek!

9 Temmuz günü KESK’e bağlı sendikalar, Çalışma Bakanlığı’nın memur sendikalarının üye sayıları ve yetki konusunda Resmi Gazete’de yayınlanan rakamları protesto etmek amacıyla bir basın açıklaması yaptılar.

KESK Adana Şubeler Platformu dönem sözcüsü; yayınlanan üye sayılarının Çalışma Bakanlığı’nı şaibeli kıldığını, sahte yetkiye karşı hukuksal ve örgütsel tepki koyacaklarını söyledi. Açıklamada, bakanlığın sadece açıkladığı üye sayıları değil, belirlediği toplam kamu çalışanı sayıları da şaibelidir denildi. (SY Kızıl Bayrak/Adana)