26 Ocak '02
Sayı: 04 (44)


  Kızıl Bayrak'tan
  Kürt sorunu ve "ana dilde eğitim" hakkı
  "AB'ye uyum yasaları" adı altında faşist rejim tahkim ediliyor
  Sermayenin yeni saldırı hamlesi
  Soygun yasası onaylandı
  Türkiye nasıl "dünya devleti" oldu?
  Sınıfın kazanımlarına yönelik saldırı kurumlarına bir yenisi ekleniyor
  Emperyalist tekellere sınırsız sömürü özgürlüğü
  F tipi "sohbet genelgesi"
  "F tipinde isyan", "Hain tuzak" ya da "The Day After"
  Dünya ölçüsünde güçlenen sınıf mücadeleleri
  Nazım Hikmet'e mektup...
  Siyonist terör kıskacında boğulmak istenen Filistin direnişi
  İsrail şimdi daha mı güvende?
  "Anadilde eğitim" kampanyası ve gerçekler...
  Sorunlarımızı devrimci mücadele programıyla aşabiliriz
  Mücadele tarihimizden...
  TİSK saldırı hazırlığı içinde
   Mücadele Postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Ticarethane değil bilim yuvası istiyoruz

Eğitime yapılan saldırılarla biz işçi ve emekçi çocuklarının eğitim hakkı elinden alınıyor. Gelecek nesiller bilim ve teknikten uzak, sadece kendi kabuğu içerisinde yaşamaya mahkum olacaklar. Gençler ezberci, gerici, çağdışı bir eğitimle tek tipleştirilmeye, kişiliksizleştirilmeye çalışılıyor. Düzen kendi çıkarları doğrultusunda gençliği şovenizmle zehirlemek istiyor. Çünkü gençliğin dinamizminden, yeniliğe açıklığından, enerjisinden ve başkaldırı ruhundan korkuyor.

Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, bir öğrenci için okumak ancak parayla mümkün. Parayla ölçülüyor, paran kadar okuyabiliyorsun. Okumak artık işçi-emekçi çocuklarının önüne örülmüş duvar gibiyken, patron çocuklarına okulların kapıları sonuna kadar açık. Ayrıcalıklı bir durum yaratılmış. İşçinin çocuğu işçi, patronun çocuğu patron olsun isteniyor. Böyle bir tablo içerisinde birileri paralı eğitime karşı hala susuyorsa bu bir onursuzluktur. Geleceğimizi karartmaya yönelik saldırılara suç ortaklığı yapmaktır.

Okulların paralı hale getirilmesiyle herkes için bir hak olan eğitim hakkı elimizden alınıyor. Hayalini kurduğumuz üniversite kapıları eşitsiz sınav sistemiyle yüzümüze kapatılıyor. Bu bir kadermiş gibi gösterilerek boyun eğmemiz isteniyor. Şunu çok iyi bilmemiz gerekiyor; bilimden, teknolojiden, yeniliklerden uzak bir eğitimle ticarethaneye çevrilen okullarımızın bilim yuvası haline gelmesi ancak, bu sömürücü ve baskıcı sistemin saldırılarına karşı hep birlikte mücadele edip örgütlenmekle mümkündür.

Bir öğrenci/Adana



“Sizler geleceği yaratanlarsanız”

Türkiye’nin devrimci geleceğine ve sosyalizme olan inancıyla, sınıfa önderlik etmiş, bu davada tutsak düşmüş tüm yiğit komünistlere, ölümsüzlüğe uğurlanan savaşçılara bin selam olsun!

İnsanlığın yüz akı yiğitlerim, nicelerini ölümsüzlüğe uğurladım. Ben ‘70’li yıllarda, o yılların heyecanıyla, mücadele geleneğiyle, devrimcileriyle tanışmış bir gençtim. Tariş direnişini, ‘80 darbesini yaşadım. Şimdilerde bir anayım. Gururluyum, hepinizi aynı sevgiyle yüreğimde hissediyorum. Benim evlatlarım da, sizler gibi onların, binlerin destanıyla büyüdü. Kavgaları kavgamızdır dedi. Parti bayrağının kızıllığında yerlerini buldular, bu savaşta biz de varız diyerek mücadeleye atıldılar.

Yiğit bir devrimci yetiştirmenin gururuyla yazıyorum bu satırları size. İçimdeki karmaşayı, duygularımdaki hüznü de aktarmak istiyorum evlatlarım. Evet ben hepinizin anasıyım. Biliyorum benim kızım da gelecek yılların birinde tutsak veya şehit düşecek. Ben bu onuru onlara miras bırakamamanın üzüntüsünü yaşıyorum. Bu duygunun ezikliğini hep yaşadım. Şimdilerde kızıma baktıkça yapabileceklerimi görüyorum. Düşmana kinim her şehitle biraz daha artıyor. “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!” şiarı gerçeğini yaşıyorum daha yalın.

Sizler geleceği yaratanlarsanız, sizden sonra gelenler sizin mirasınızla büyüyecek çocuklarım.

1. yılını geride bırakan şanlı ÖO direnişçilerini selamlıyor, hepinizi tertemiz yüreklerinizden öpüyorum.

Yaşasın sosyalizm!
Yaşasın Ölüm Orucu direnişçileri!

Bir ana/İzmir



Bursa İHD’nin 8. Kongre’si gerçekleşti

19 Aralık katliamından sonra dışarıdaki devlet teröründen payına düşeni alan İHD Bursa Şubesi, yaklaşık 10 ay kapalı kaldıktan sonra açıldı. 20 Ocak’ta 8. Olağan Kongresi’ni gerçekleştirdi. DİSK Genel-İş Sendikası’nda yapılan kongre sonucu Avukat Ayşe Batumlu başkanlığa yeniden seçildi. Önergeler sırasında sert tartışmalar ve protestolar yaşandı. “Üç Kapı-Üç Kilit” ve anadilde eğitim kampanyalarına destek önergeleri bütün üyeler tarafından kabul edildi. Yapılan konuşmalarda artan insan hakları ihlallerine değinildi ve buna karşı daha etkin mücadele edilmesi gerektiği vurgulandı.

SY Kızıl Bayrak okuru/Bursa



Mavi özgürlüğün rengi değil miydi?

Şehir planlaması yasalarında, “cezaevleri şehrin dışında yer almalıdır” diye geçer. Ama plansız gelişmeden kaynaklı, kısa bir zaman sonra cezaevi, o koca duvarlarıyla, şehrin göbeğinde yerini alıverir. İşte böyle bir yerde Afyon yarı-açık cezaevi. Ve şehrin dışında da Afyon Kocatepe Üniversitesi...

Cezaevinin üç tarafında evler, bir tarafında ise kesinlikle doğal olmayan, adına benzemesi için oldukça uğraşılmış bir çocuk parkı var. Ve bu çocuk parkını ana yoldan 2 m.’lik bir kaldırım ayırıyor. Oysa planlama yasalarında bu da yasaktır, tehlikelidir. Plancılar bunu biliyor olmalılar ki, parkın etrafını tel örgülerle çevirmişler. Aslına bakarsanız, cezaevinin tel örgüleriyle bir bütünlük sağlamış. Bu bütünlüğü artırmak için olsa gerek, cezaevinin duvarlarını, açık mavi bir fon üzerine rengarenk çiçekler, kelebekler, mantarlarla boyamışlar!..

Bir okur