26 Ocak '02
Sayı: 04 (44)


  Kızıl Bayrak'tan
  Kürt sorunu ve "ana dilde eğitim" hakkı
  "AB'ye uyum yasaları" adı altında faşist rejim tahkim ediliyor
  Sermayenin yeni saldırı hamlesi
  Soygun yasası onaylandı
  Türkiye nasıl "dünya devleti" oldu?
  Sınıfın kazanımlarına yönelik saldırı kurumlarına bir yenisi ekleniyor
  Emperyalist tekellere sınırsız sömürü özgürlüğü
  F tipi "sohbet genelgesi"
  "F tipinde isyan", "Hain tuzak" ya da "The Day After"
  Dünya ölçüsünde güçlenen sınıf mücadeleleri
  Nazım Hikmet'e mektup...
  Siyonist terör kıskacında boğulmak istenen Filistin direnişi
  İsrail şimdi daha mı güvende?
  "Anadilde eğitim" kampanyası ve gerçekler...
  Sorunlarımızı devrimci mücadele programıyla aşabiliriz
  Mücadele tarihimizden...
  TİSK saldırı hazırlığı içinde
   Mücadele Postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
28 Ocak 1963 Kavel direnişi...

Türkiye işçi sınıfı tarihinde bir dönüm noktası

Kavel patronunun yıllardır ödediği ikramiyeleri ödememesi, uygulanan ücret sistemini değiştirmesi, işçileri üye oldukları sendikadan çıkması için zorlaması ve en sonunda sendika temsilcisi dört işçiyi işten çıkarması üzerine, 173 işçinin beş günlük oturma eylemiyle başladı Kavel grevi. Grevin ilk gününde on işçinin daha işten çıkarılması olayların büyümesine neden oldu. İşçiler bu defa aileleriyle fabrika önündeydiler. Polis baskısı ve zorla çalıştırma da sonuçsuz kalınca 5 Şubat’ta lokavt ilan edildi.

Yeni işçilerin alınacağı haberi üzerine işçiler gece-gündüz fabrikadan ayrılmadılar. Büro elemanlarının çalışmak için fabrikaya girmesini engelleyen işçilerle polis arasında çatışma çıktı. İki işçinin tutuklanması büyük yankı uyandırdı, kamuoyu daha da duyarlı hale geldi. Başka işyerlerinden de destek eylemleri yaygınlaştı. Türk-İş yönetimi Kavel grevcilerini yalnız bırakırken, Maden-İş ve Lastik-İş dayanışmayı ördü. Türk Demirdöküm fabrikasının 800 işçisi dayanışma amacıyla sakal bırakma eylemi başlattı.

Grev ve dayanışma eylemleriyle kıvılcımın yangına dönüşme ihtimali korkuyu da büyüttü. Dönemin çalışma bakanı ve başbakan yardımcısının araya girmesiyle, ikramiyelerin ödenmesi, işten çıkarılan işçilerin yeniden işe alınması ve ücret sistemine ilişkin talepler 4 Mart’ta kabul edilerek protokole bağlandı.

28 Ocak 1963 tarihinde başlayan Kavel Kablo Fabrikası işçilerinin grevi, toplusözleşme haklarını, iş yasalarını düzenleyen kanunun çıkma sürecini hızlandıran bir eylem olması nedeniyle önemlidir. Başarıya ulaşan grev, sonuçları açısından Türkiye işçi sınıfının mücadele tarihinde yeni bir dönemi başlatmıştır.

İren Deniz



Kavel

İşime karım dedim
karıma kavel diyeceğim
ve soluğum tükenmedikçe bu doyumsuz dünyada
güneşe karışmadıkça etim
kavel grevcilerinin türküsünü söyleyeceğim.

ve izin verirlerse istinyeli emekçi kardeşlerim
izin verirlerse kavel grevcileri
ve ben kendimi tutabilirsem eğer
sesimi tutabilirsem
o çoban ateşlerinin parladığı yerde kavel’de
o erkekçe direnilen yerde kavel’de
karın altında nişanlanıp
dostlarımın arasında öpeceğim
nişanlımı kavel kapısında

ve izin verirlerse istinyeli emekçi kardeşlerim
izin verirlerse kavel grevcileri
ilk çocuğumun adını
kavel koyacağım

Hasan Hüseyin



Tariş direnişi işçi sınıfına yol gösteriyor!

Tariş işçisinin sermayeye karşı gerçekleştirdiği büyük direniş, Türkiye işçi sınıfı eylemleri arasında en çatışmalı ve en uzun olanıdır.

1979’daki hükümetin değişmesiyle, Tariş’e bağlı işletmelerde çalışan devrimci ve demokrat işçilerin tasfiyesi için farklı şehirlerden faşist kimlikli kişilerin alınacağı söylentisi yayıldı. Bu söylentiler DİSK’e bağlı sendikaların ve işçilerin tepkisine yolaçtı.

1980’in 22 Ocak’ında İzmir İncir Üzüm Pamuk ve Zeytinyağı Tarım Satış Kooperatifleri Birliği’ne bağlı işletmelerde başlayan direniş, İzmir’deki birçok fabrika, işletme işçisinin ve üniversite gençliğinin desteğini aldı.

22 Ocak sabahı kolluk güçleri arama yapma bahanesiyle Çiğli İplik Fabrikası Zeytinyağı Kombinası ve Üzüm işletmelerine zorla girmeye çalıştı. Buna karşı çıkan işçiler barikatlar kurarak çatıştılar. Çatışmada onlarca işçi yaralanırken birçok gözaltı yaşandı. Bu olayın ardından Tariş’e bağlı diğer işletmelerde destek eylemleri kısa sürede yayılmaya başladı. Çeşitli işletmelerden destek sunan işçilerin yanısıra, Ege Üniversitesi öğrencileri, ardından ODTÜ öğrencileri de çeşitli eylemlerle Tariş işçilerine destek sundular.

Günlerce süren işgaller, barikatlar ve çatışmalar sırasında binlerce kişi yaralandı, binlercesi gözaltına alındı, hatta ölenler oldu.

Eylemler sadece fabrikalarda sürmüyordu. Tariş işçisi yalnız değildi. Destek eylemleri giderek tüm İzmir’de yayılıyordu. Tariş’te direnen işçileri Gültepe, Çimentepe, Balçova, Altındağ, Çamdibi halkıydı, esnafıydı artık. Tariş işçisi Ege ve ODTÜ üniversitesi öğrencisiydi. Tariş işçileri barikatlardaydı! Tariş işçisi yalnız değildi!

Sermaye devleti kararlılık ve çetin çatışmalarla süren direnişi ancak 10 bin jandarma komandosu, piyade askeri, çok sayıda polis, helikopter ve keşif uçaklarıyla düzenlediği operasyonla bastırabildi.

Tariş işçisi tarihe geçen bir direniş gerçekleştirdi. Direniş kazanımla sonuçlanmasa da sermaye devletinin azgın saldırısına karşı sınıf bilinciyle harekete geçerek günümüze güçlü bir mücadele mirası bıraktı. Tariş işçisi sadece iş akitlerinin feshine karşı değil, yanı sıra faşist kadrolaşmanın önünü kesmek ve haklı taleplerini elde etmek için de dişe diş bir mücadele yürüttü. Teslimiyeti değil direnişi seçti.

Emperyalizmin savaş çığlıkları attığı, işbirlikçilerinin ülkeyi emperyalizme peşkeş çektiği bir dönemde, Tariş işçilerinin deneyiminden dersler çıkartmak sermayeye karşı dişe diş bir mücadeleyi örgütlemek ve yükseltmek bugünün vazgeçilmez görevidir.

İşçi sınıfı savaşacak, sosyalizm kazanacak!

G. Buse