31 Ekim '01
Sayı: 30


  Kızıl Bayrak'tan
  ABD'nin Avrasya macerası ve Amerikancı iktidarının ihaneti
  Emperyalist savaşa karşı ezilen halkların yanında yer alalım!..
  Emperyalist savaşa karşı savaş!
  Ya barbarlık ya sosyalizm!
  Emperyalist savaşa karşı eylemler...
  Pirelli işçisi işten atmalara karşı direniyor
  Savaş, anti-emperyalist mücadele ve Parti Programı
  Proletarya devriminin askeri programı
  Zaferi direniş kazanacak
  1. yılına girerken Ölüm Orucu Direnişi-1
  Emperyalist haydutluk savaşı
  Psikolojik savaş, "özgür dünya" ve küresel sansür
  Ekmeğe sarılı bombalar
  "Çöküş içindeki ABD ve Batı çıkış için savaşa başvuracak"
   Mücadele Postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 

2. İntifada’nın 1. yılı... Direniş sürüyor!..

Filistin halkı kazanacak!


Filistin kasabı Ariel Şaron’un müslümanların kutsal saydıkları Harem El-Şerif’e yaptığı provakatif ziyaretini protesto gösterileri ile başlayan 2. intifada 1 yılını dolduruyor.

Yalnızca protestoların başladığı ilk iki günde 12 Filistinli katledildi. Onlarcası yaralandı. Bir yıl içinde çocuk kadın ve yaşlıların da içinde bulunduğu 696 Filistinli katledildi. 23 bin kişi yaralandı. Sınır bölgelerindeki 3500 Filistinli evi bombalarla, dozerlerle tamamen tahrip edildi. Binlerce dönümlük bağ, bahçe, tarla ve tarım alanları tahrip edildi, yağmalandı. Gazze şeridi üzerindeki Filistin yerleşim birimleri abluka altına alındı. Yanı sıra Filistinli halk üzerinde fiili ekonomik bir ambargo uygulandı. Bu ablukanın ve bu baskıların parçası olarak binlerce Filistinli işten atıldı. Bölgedeki Filistinli halkın aldığı nefesi bile kontrol etmek üzere yüzlerce denetim noktası oluşturuldu.

Filistin halkına yönelik katliam adım adım öylesine tırmandırıldı ki sonunda burjuva medya bile katliamın çarpıcı görüntülerine yer vermek zorunda kaldı. Bir yıl boyunca Filistin’in taş generalleri-On’lu yaşlarındaki çocuklar, bir kez daha direnişin simgesi haline geldiler. Yüzlerce çocuk ve genç, İsrail askerlerine taşlı mukavemette bulunduğu gerekçesiyle bilinçli olarak hedef seçildi ve katledildi.

Filistin halkı 2. intifada kalkışmasıyla Yaser Arafat’ın önderliğindeki El Fetih çizgisinin sonuç getirmeyeceğini birkez daha göstermiş oldu. Filistin halkı uzlaşmalar, sürekli tavizlerle dolu masabaşı görüşmeleriyle gerçek bir barışın, Filistin’in özgürlüğünün ve bağımsızlığının sağlanamayacağını ortaya koydu.

2. intifada, ne kadar güçlü ne kadar zalimane ve barbarca olursa olsun, hiçbir baskı yol ve yöntemle Filistin’in özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinin boğulamayacağının kanıtıdır. Filistin halkı bu özgürlük meşalesini en zor koşullarda dahi taşımaya kararlıdır. Emperyalist zorbaların Afganistan’a ve bölge halklarına karşı başlatmış olduğu emperyalist savaşa karşı sokağa ilk çıkan ve çatışanların ön saflarında Filistin halkı tereddütsüz biçimde yeraldı. Bu bile kendi başına Filistin halkının emperyalistlerden çözüm beklemediğinin, kendini kendi gücüyle özgürlüğünü kazanmaya adadığının güçlü bir göstergesidir.

A. Uğur/İstanbul




Sahibinin sesi Alman savaş medyası


CNN’i ilk kez Körfez savaşı esnasında tanıdık. Televizyonların özellikle savaş süresinde cephede yerlerini aldıklarına, sahibinin propagandalarını yaygınlaştırmak için gece gündüz uğraştıklarına tanıklık ettik “live” olarak.

Amerikan emperyalistlerinin dostlarıyla Afganistan halkı üzerine başlatacağı savaş için adeta gün sayan Alman basın ve yayın kurumları da sahibinin sesi olduklarını bir kez daha gösterdiler.
Pazar günü saat 18:40’da RTL’nin İslamabad muhabiri ABD ve İngiltere’nin saldırıyı başlattığını ve Taliban’ın hava savunmasını devre dışı bıraktığını ve böylece “yardım” uçuşları için olanak yarattığı yönlü haberini verdi. Sanki başlatılan bir savaş değildi. Sanki bilgisayar oyunu misali izlediğimiz ışık seli ile katledilen insanlık, yıkılan gelecek, yok edilen yaşamlar değildi.

CNN televizyonu ikinci saldırı dalgasının başlatıldığı haberini verirken, Almanya 1. televizyonlarının güne bakış haber programında, bombardıman ile “insani yardım”ın yolu açılıyor, haberi müjdelendi. Almanya’nın Ramstein üssünden kalkacak C-17-US transport uçağı ile 37.500 yardım paketi Afganistan’a atılacaktı. Paketlerde fasulye, pirinç, kurutulmuş meyve, fıstık yağı ve çilek marmeladı bulunuyordu. Tam 2.200 kalori... Yani bir insanın bir günlük kalori ihtiyacını karşılayacak miktar.

Savaş muhabirliğinde öncülüğü ellerinden bırakmayan CNN ve BBC ölüleri saymaya başlamışlardı bile. Ama Alman televizyonları gönderilecek “yardım paketleri” ile meşguldü. Gerçi sınır tanımayan doktorlar örgütü, “Bu Amerika öncülüğünde askeri harekatı haklı çıkarmak için yaptığı askeri propaganda operasyonudur” diyerek hem bomba hem paket atılmasını eleştiriyordu, ama olsundu. Amerikan imparatoru Bush’a ısrarla “sınırsız destek”lerin açıklamalarına rağmen bir türlü cepheye çağrılmayan Alman Başbakanı ve Dışişleri Bakanı kameralara, paketlerin kültürel özellikler düşünülerek hazırlandığı üzerine demeçler veriyorlardı. Tabii ki bu çok önemli bir ayrıntıydı. Düşünün ki, paketlerde şaraba yatırılmış domuz eti de olabilirdi. Tam bir Alman düzeliliği.

Bombardıman sürüyor. Alman televizyonları halen, Amerikan ve İngiliz bombardımanı sonucu hakim olunan Afganistan hava sahasından atılan insani yardım ile 2.200 kalorilik kültürel özellikler gözönüne alınarak hazırlanmış paketlerin içinde nelerin olduğunu göstermekle meşguller.

Vietnam’a Amerikan Bombalarının yağdırılmasından iki hafta sonra Amerikan uçaklarından çocuk bayramı nedeniyle şeker atılmasını anımsatıyor bu bana. Almanca bir şiir hiç gitmiyor bu günlerde aklımdan. “Önce şeker atsalardı keşke. Yiyebilirdi bu şekeri kızım da, iki hafta önce.”

G. A./Almanya




savaş medyası


Düzenin bekçileri kendilerine karşı yükselen bir ses duymamak için vahşi yüzlerini de göstermekten kaçınmıyorlar. 9 Ekim günü bir yoldaşımız, kimliğini açıklamaktan korkan ama görevleri bu sömürü düzeninin devamını sağlamak, bu doğrultuda devrimci işçi, emekçi ve öğrencilere her fırsatta saldırmak olan düzen bekçilerince kaçırıldı. Zorla bir araca bindirilen arkadaşımız, 3 saat boyunca polislerin tehditlerine maruz kalmış ve dayaktan geçirilmiştir.

Ancak bu uşak çetesine en iyi yanıtı da “Faşizmi döktüğü kanda boğacağız!” sloganlarıyla yine bu arkadaşımız vermiştir. Gösterilen kararlılık ve atılan sloganlar düzenin bu eli kanlı çetelerinin suratlarına tokat gibi çarpmıştır. Düzen bekçileri çareyi, susturamayacaklarını anladıkları arkadaşımızı bir köşeye atıp oradan uzaklaşmakta bulmuşlardır.

Bu saldırılar artık tarafımızdan kanıksanmıştır. Bizim bütün bunlara yanıtımız da elbette siyasal konumumuza uygun olacaktır. Onları dün direnişle yanıtladık. Bugün de yarın da karşılarında yine direniş geleneğimizi ve hiç susmayan sloganlarımızı bulacaklar. Onların içinde beslendikleri pislik düzenlerini yıkıncaya kadar tek parolamız, direniş ve kavga bayrağını daha da yükseltmek olacaktır.

SY Kızıl Bayrak okurları/Edirne