31 Ekim '01
Sayı: 30


  Kızıl Bayrak'tan
  ABD'nin Avrasya macerası ve Amerikancı iktidarının ihaneti
  Emperyalist savaşa karşı ezilen halkların yanında yer alalım!..
  Emperyalist savaşa karşı savaş!
  Ya barbarlık ya sosyalizm!
  Emperyalist savaşa karşı eylemler...
  Pirelli işçisi işten atmalara karşı direniyor
  Savaş, anti-emperyalist mücadele ve Parti Programı
  Proletarya devriminin askeri programı
  Zaferi direniş kazanacak
  1. yılına girerken Ölüm Orucu Direnişi-1
  Emperyalist haydutluk savaşı
  Psikolojik savaş, "özgür dünya" ve küresel sansür
  Ekmeğe sarılı bombalar
  "Çöküş içindeki ABD ve Batı çıkış için savaşa başvuracak"
   Mücadele Postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 

ABD emperyalizmi “sonsuz özgürlük” adı altında sonsuz sömürü, yağma, köleleştirme, yıkma ve katletme savaşını başlattı...

Ya barbarlık ya sosyalizm!


Liderliğini katil ABD’nin yaptığı emperyalist dünyanın halklara, emekçi kitlelere, onların kazanımlarına ve öncü güçlerine karşı küstahça ilan ettikleri ve haftalardır her cephede hazırlıklar.nı yaptıkları emperyalist savaş nihayet fiilen başladı. Yıkım ve kan kusan emperyalist kıyım makinası harekete geçirildi.

ABD ve İngiliz emperyalizmi günlerdir savaş uçaklarından ve gemilerinden Afganistan topraklarına füze ve bomba yağdırıyor. Emperyalist barbarlık en modern yıkım araçlarını ve her türlü imha silahlarını şimdi de Afganistan halkına karşı kullanıyor. Afganistan’ın büyük kentleri olan Kabil, Kandahar, Celalabad, Herad, Kuduz ve Mezar-ı Şerif bombardımana tutuldu. Böylece emperyalist sistemin uşağı Bush’un tekrarlamakta bıkmadığı “uzun süreli, çok yönlü ve acımasız savaş” Afganistan şahsında dünya halkları ve emekçilerine karşı bir “haçlı seferi” biçiminde yürütülecek. ABD ve İngiltere (diğer emperyalistler şefler de alacakları emirler için kuyrukta bekliyorlar) füzelerini ve bombalarını sadece Afganistan halkının değil insanlığın başına yağdırıyor.
Emperyalistler başlattıkları yıkım ve ölüm operasyonunu büyük bir arsızlıkla “sonsuz özgürlük” adına yürütüyorlar. Savaşı “teröristlere ve destekçilerine karşı adaleti ve özgürlüğü savunmak” için başlattıklarını ileri sürüyorlar. Bu emperyalizmin bilinen tiksindirici davranış tarzıdır. Onlar saldırganlığı ve savaşı bazen “barışı sağlamak”, bazen “haksızlıkları gidermek ve ulusların haklarını korumak” bazen “insani yardım”, bazen de halkları “diktatörlerden ve tehlikelerden kurtarmak” gibi “soylu” amaçlarla gerekçelendiriyorlar. Şimdide “terörizme karşı” ve “insanlığın terör tehditinden kurtulması” adına bir ülkeye füzeler fırlatıyor, yoksul ve perişan bir halkın başına bombalar yağdırıyorlar. Bu vahşetin “Afgan halkının insani açıdan acıla.nın dindirilmesi” için yapıldığı bile iddia ediliyor. Her türlü haksızlığın ve adaletsizliğin kaynağı olan, ezilen ulusların ve halkların iradelerini çiğneyen, faşist rejimleri insanlığ.n başına musallat eden, dünya halklarına, işçi ve emekçi kitlelere karşı her türlü terörü fütursuzca uygulayan, son bir ay içersinde ise bütün bir dünyayı terörize edenlerin “adaet ve özgürlük” için “terörizme karşı” savaş yürüttükleri iddiası, onların karakterine uygun aşağılık bir yalandır.

“10 yıl sürecek olan terörizme karşı savaş dönemi”: Terör rejimlerine geçiş stratejisi

Bir ay boyunca hergün her saat “terör” ve “terörizm” teması işlenerek ve dünya kamuoyu adeta terör kelimesiyle terörize edilerek, emperyalist müdahalenin zemini düzlendi. Şimdi ise emperyalist savaşı haklı göstermek için yalan makinası sınırsızca işletiliyor, bu iğrenç savaş utanç verici bir şekilde yüceltiliyor. Emperyalist şefler ve işbirlikçi uşak takımı savaşı gerekçelendirirken, onu meşru göstermeye çalışırken, hep aynı masalı anlatıyorlar. “Demokrasi ve uygarlık için terörizme karşı savaş”! Bu savaşın 10-15 yıl süreceği, çok acımasız olacağı, cephenin çok geniş tutulacağı ve olağanüstü yöntemlere başvurulacağı döne döne tekrarlanıyor. Bütün bunlar dünya proleteryası ve halkların nasıl bir kapsamlı saldırıyla karşı karşıya bulundukları, ne tür acılar ve felaketleryaşıyacakları konusunda açık bir fikir veriyor.

Sorun ne terörist Ladin ve örgütü, ne de onun koruyucu Taliban rejimidir. Bu çerçevede yürütülen “terörizm ve destekçileri” propagandası sadece emperyalist politikalara dolgu malzemesi işlevi görmektedir. Sorun, ABD emperyalizminin iğrenç çıkarları, herkese diz çöktürüp dünyaya hükmetme arzusudur. ABD emperyalizmi kendisine ve efendisi olduğu dünya düzenine karşı hiçbir direnme noktası görmek ve aykırı bir ses duymak istemiyor. Bu nedenle kendi sistemine pürüz oluşturan ülkeler dize getirilmek için yakılıp yıkılıyor. ABD sahip olduğu devasa olanaklar sayesinde dünya jandarmalığı konumunu güçlendirmek, rakipleri karşısında yeni üstünlük alanları elde etmek için kapsamlı stratejik amaç ve hedefler saptıyor. 11 Eylül saldırısı yalnızca kirli amaçlara ulaşmak i&ccedl;in uygun bir gerekçe olarak kullanılıyor. Saldırının hemen ardından hiçbir kanıt gösterilmeden Afganistan’ın hedef tahtasına oturtulması ve sıranın başkalarına geleceğinin açıklanması, güdülen amaca açıklık getiriyor.

Emperyalist savaşın ilk adımda Afganistan’a yönelmesi, ABD’nin Avrasya’da mevzi kazanma ve bu bölgede rakiplerini geriletme amacı taşıyor. Savaşın bölge ve ülke halkları için yaratacağı felaket onun umrunda değildir. O bölgede hegemonik etki ve denetim sağlamak peşindedir ve bu arada emperyalist düzenin güvenliği için savaşmaktadır. Saldırganlık ve savaş kararı ABD adına alınmıştır ve emperyalist dünya onun ve temsil ettiği düzen adına savaşmaktadır.

Emperyalist düzenin uşağı Bush, “Sınırsız özgürlüğümüz ve güvenliğimiz için saldırıyoruz” derken, temel bir gerçeğe açıklık getirmiş oluyor. Onların sınırsız özgürlük dedikleri sınırsız yağma ve talan, sınırsız sömürü ve yıkım, sınırsız terördür. Diledikleri zaman ve diledikleri yerlerde bunları yapabilme hakkıdır. Sömürü ve yağmalarına, terör ve vahşetlerine karşı direnmek ise özgürlüklerine yönelik saldırı anlamına geliyor. “Güvenliğimiz adına saldırıyoruz” derken, gerçekten de emperyalist-kapitalist sistemin güvenliğini dile getirmiş oluyorlar. Sistemin güvenliği açısında tehdit olarak gördükleri “teröristler”, dünya halkları ve emekçilerdir, onların kurtuluş mücadelesi ve bu mücadelede onlara yol gösterecek ola devrimci akımlardır. Emperyalist dünya düzeninin güvenliği bunlar tarafından tehdit edilmektedir. Doğal olarak da “uzun ve acımasız savaş” bunlara karşı yürütülecektir.

“Kimse tarafsız olamaz, cephe çok geniştir”!

Emperyalist barbarlık, dünya işçi sınıfına ve halklarına, onların temel demokratik hak ve özgürlüklerine karşı geniş bir savaş cephesi açmış bulunuyor. Bütün bir emperyalist dünya aynı amaç doğrultusunda kenetlenmiş durumda. Saflarında yer almayan herkes terörist olarak damgalanıyor. En az 10 yıl süreceği iddia edilen bu “terörizme karşı” savaşın olağandışı biçim ve yöntemlerle sürdürüleceği söyleniyor.

Kirli yöntemlerin ve her türlü kitle imha silahının kullanılacağı açıklanan bu savaşın ilk hedefi Afganistan şahsında dünya halklarıdır. Afgan halkına gönderilen “özgürlük” füze ve bombalarıyla tüm halklara sonsuz kölelik dayatılıyor. Halkları kölelik koşulları altında tutma savaşının cephesi genişletiliyor. Afganistan’a yönelik saldırının ilk günlerinde ABD’nin Birleşmiş Milletlere gönderdiği mektupta, “başka örgüt ve ülkelere karşı da askeri harekat başlatabiliriz” denilerek, savaşın başka ülke ve bölgelere yayılacağı ilan ediliyor. Emperyalizmin kan ve ölüm kusan silahları önce Irak halkına doğrulacak, arkasından başka “terörist örgütler ve onlara destek veren ülkeler” hedef tahtasına oturtulacaktır.

Emperyalist haydutluğun başı ABD ve onun etekleri altında toplanan öteki emperyalistler, Afganistan’a yönelik saldırının “savaşın yalnızca bir ayağını oluşturduğu” açıklamasını yapıyorlar. Savaşın öteki ayaklarını ise ilerici toplumsal muhalefet, işçi-emekçi hareketi, temel hak ve özgürlükler ile devrimci akımlar oluşturuyor. Emperyalist burjuvazi dünya işçi sınıfı ve emekçilerinin tarihsel kazanımlarına, büyüyen anti-kapitalist öfkeye ve giderek güç kazanacak olan direniş odaklarına karşı acımasız terörünü kusacaktır. Emperyalist terör boyutlanacak, yasal dayanaklarına kavuşup kurumlaşacaktır. Emperyalist terör ve savaş dönemine girilecek, tek tek ülkelerde ve dünya çapında terör rejimlerine geçişin yolu düzlenecektir.

Emperyalist küreselleşmenin emekçi kitlelerin yaşamında yarattığı ekonomik ve sosyal yıkım, bunun yol açtığı sorunlar, emperyalist burjuvaziyi önlem almaya ve sistemin güvenliği için çözümler bulmaya zorluyor. Önlem ve çözüm olarak yöneldiği arayışlar ise olağanüstü terör uygulamaları oluyor. Dünya çapında emekçi kitlelerde biriken tepkiler, gelişen anti-kapitalist dinamiklar ve biriken toplumsal sorunlar, emperyalist burjuvazinin dünyayı olağan egemenlik biçim ve yöntemlerle yönetmesini güçleştiriyor. Bu nedenle “demokrasi”, “insan hakları” gibi örtüleri bir kenara fırlatıp, terör yolunu tutmak zorunda kalıyorlar. 11 Eylül saldırısından itibaren emperyalist metropollerde “iç güvenlik”, “terör tehlikesine karşı önlem” gerekçeleriyle ararda adımlar atılmaktadır. Bu konuda emperyalistler arasında tam bir birlik sözkonusudur.

Ama bu birliğin, her bir emperyalist odağın egemenlik alanlarını koruma ve genişletme mücadelesi söz konusu olduğunda, ne denli zayıf olduğu biliniyor. ABD emperyalizmi dünya jandarmalığını koruma ve öteki emperyalistler karşısında üstünlük elde etme savaşı yürütüyor. O Avrasya’da, Kafkasya’da ve Ortadoğu’da egemenlik peşinde koşuyor ve savaş cephesini aynı zamanda bu amaç çerçevesinde geniş tutuyor. Emperyalistler ilerici toplumsal muhalefete, işçi sınıfı ve emekçilerin mücadelesine ve devrimci gelişmelere karşı kendi aralarındaki çelişkileri bir tarafa bırakıp kenetlenmektedirler. Dünyaya hükmetmek ve egemenlik sahalarını genişletmek sözkonusu olunca, çelişkiler harekete geçecektir. Orta Asya, Kafkasya ve Ortadoğu, her bir emperyalist odağın mevzilerini güçlendirmek için kapıştıkları alanlardır.

Emperyalizmin yıkım savaşıyla
tekelci medyanın yalan savaşı içiçe

Emperyalizmin yıkım ve ölüm kusan savaş makinası sınırsızca harekete geçirilerek dehşet saçılıyor. Gerçekleşen katliamların dünya halkları ve emekçileri tarafında görülmemesi, gerçeklerin gizlenmesi için medya üzerinde tam bir denetim ve sansür uygulanıyor. Bu tarihin en çok sansür uygulanan savaşı olacak diyor bazı uzmanlar. Emperyalistler “operasyon her zaman görünür olmayacak, gizli devam edecek” açıklamasını yaparak, nelerin hangi amaç çerçevesinde görüntüye sunulacağına ve nelerin gizli kalması gerektiğine açıklık getiriyorlar.

Bütün bir tekelci medya ve satılık uşak takımı tek bir ağızdan konuşuyor, kitleleri aynı kirli yalan bombardımanına tutuyor. Emperyalizmin yürüttüğü barbarlık savaşı şirin gösterilmek için utanmazca yüceltiliyor. Roketler, füzeler, bombalar ve savaş uçakları televizyon ekranlarında kare içine alınarak, yetenekleri, özellikleri ve yıkıcı güçleri övüle övüle bitirilemiyor. Akıllı füzelerin, yetenekli pilotların ve gelişkin savaş teknolojisinin kadınlara, çocuklara ve sivillere hiç zarar vermeden terörist mevzileri nasıl da başarıyla tahrip ettikleri zevkle anlatılıyor. Füzelerin ve bombaların sadece teröristlerin kamplarına ve Taliban’ın askeri alanlarına düştüğü, Afgan halkının başına ise, üzerinde “Bu ABD’nin bir hediyesidir” yazılı “insani yardım” paketleri yağdığı propaganda ediliyor.

Günlerdir Afganistan ateşe veriliyor, Afgan halkının üzerine ölüm kusuluyor. Açlıktan, yoksulluktan perişan olan bu halk bir taraftan kırımdan geçirilirken, bir taraftan da ülkelerini büyük acılar içinde terk etmek zorunda bırakılıyor. Birleşmiş Milletler’in açıklamasına göre, bir buçuk milyon Afganlı perişanlık içinde canlarını kurtarmak için ülkesinden kaçıyor. Büyük bir mülteci dramı ve insanlık trajedisi yaşanıyor. ABD bu durumu bile bir takım tezgahlar kurmanın olanağına dönüştürmek istiyor. Ülkeyi ateşe verip dağı taşı bombalayanlar, ardından attıkları “yardım kolileriyle” insanlık gösterisi sergiliyorlar. Sınırsız, ölçüsüz ve kirli bir medya savaşı, sonsuz bir soygun, sömürü ve katliam savaşını tamamlıyor.

Ya barbarlık ya sosyalizm!

Emperyalizm dünya halklarına barbarlığı dayatıyor. O tarihsel olarak tamamladığı ömrünü ulusları ezerek, halkları köleleştirerek, işçi sınıfı ve emekçi kitlelerin kurtuluş mücadelelerini kanla bastırarak sürdürmeye çalışıyor. Emperyalist kapitalizmin insanlık düşmanı gerçek yüzü artık tüm çıplaklığıyla açığa çıkıyor. O insanlığa işsizlik, yoksulluk, açlık, eşitsizlik, bombardıman, işgal ve savaştan başka bir şey sunmuyor. Giderek kurumsallaşacak olan emperyalist terör rejiminde barış, demokrasi ve insan hakları, “sistemin güvenliği ve terörün önlenmesi” gerekçesiyle biçimsel olmaktan bile çıkacak, “bizden olmayan herkes bize karşıdır” söylemiyle tüm insanlığın üzerine emperyalist terör kusulacaktır.

Ancak bu gerçeğin bir yüzüdür. Haydutların diledikleri her şeyi özgürce yapmaları, arzuladıkları sonuçlara ulaşmaları sanıldığı kadar kolay olmayacaktır. Emperyalist barbarlığın karşısında, emperyalizmden nefret eden dünya halkları, ilerici insanlık, biriken anti-emperyalist anti-kapitalist dinamikler, gelişmekte olan işçi-emekçi hareketi ve devrimci akımlar vardır. Giderek ağırlaşan toplumsal sorunlara çözüm bulmak bir yana bunları döne döne üreten ve derinleştiren bir sistem emekçilerin mücadelelerine çarpacak ve kendisini tarihe gömecek güçleri de yaratacaktır.

Emperyalist terör ve saldırganlık karşısında insanlık sanıldığı kadar çaresiz değildir. Sürecin seyrini dünya halklarının tutumu, işçi ve emekçi kitlelerin mücadelesi belirleyecektir. Emperyalizm çürüyen kapitalizmdir ve dayattığı barbarlıktır. Ya barbarlık ya sosyalizm! İnsanlığın başka bir seçeneği yoktur.