31 Ekim '01
Sayı: 30


  Kızıl Bayrak'tan
  ABD'nin Avrasya macerası ve Amerikancı iktidarının ihaneti
  Emperyalist savaşa karşı ezilen halkların yanında yer alalım!..
  Emperyalist savaşa karşı savaş!
  Ya barbarlık ya sosyalizm!
  Emperyalist savaşa karşı eylemler...
  Pirelli işçisi işten atmalara karşı direniyor
  Savaş, anti-emperyalist mücadele ve Parti Programı
  Proletarya devriminin askeri programı
  Zaferi direniş kazanacak
  1. yılına girerken Ölüm Orucu Direnişi-1
  Emperyalist haydutluk savaşı
  Psikolojik savaş, "özgür dünya" ve küresel sansür
  Ekmeğe sarılı bombalar
  "Çöküş içindeki ABD ve Batı çıkış için savaşa başvuracak"
   Mücadele Postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 

TKİP, dünya halklarını ve Türkiye’nin emekçilerini savaşa karşı etkin mücadeleye çağırır...

Emperyalist savaşa karşı savaş!

Dünyanın emperyalist jandarması ABD haftalardır hazırlığını yaptığı saldırı savaşını nihayet başlattı. Emperyalist savaş makinası bu kez Afganistan halkına karşı harekete geçirildi. Bütün bir tarihi, halklara karşı bu tür savaşlarla dolu sicili bozuk İngiltere savaşa ABD ile birlikte katılıyor. Başta Almanya ve Fransa olmak üzere tüm öteki Batılı emperyalist ülkeler ise onları hararetle destekliyorlar. Dünya üzerindeki emperyalist hakimiyet mücadelesinde geri kalmamak kaygısındaki bu güçlerin şu veya bu biçimde savaşta fiilen yer aldıklarına dair de güçlü belirtiler var. Öte yandan, emperyalist NATO ittifakı, ABD’nin savaşını kendi savaşı sayıyor ve gerektiğinde bizzat savaşa katılarak destekleyeceğini açıklamış bulunuyor.

Emperyalist amaçlara dayalı gerici,
haksız ve barbarca bir savaş

Afganistan’a karşı başlatılan savaş, emperyalistler tarafından 11 Eylül sonrasında dünya halklarına karşı ilan edilen savaşın yalnızca bir ilk halkasıdır. Emperyalist şefler bunu açıkça böyle ifade etmekte herhangi bir sakınca da görmüyorlar. Savaşın iç Asya’dan Ortadoğu’ya doğru yayılması, bununla da kalmayarak daha geniş boyutlar kazanması güçlü bir ihtimaldir. Tüm bunlar, gözü dönmüş emperyalist haydutların bölgemizi ve genel olarak insanlığı ne denli büyük bir tehlike ile yüzyüze bıraktıklarını göstermektedir.

Afganistan’a karşı yürütülmekte olan savaş, emperyalist amaçlara dayalı gerici, haksız ve barbarca bir savaştır. Temel amacı ABD emperyalizminin dünya jandarmalığını pekiştirmek, halkları daha da köleleştirmek, emperyalist nüfuz mücadelelerinde yeni üstünlükler elde etmektir. ABD kendi dünya hakimiyetini sürdürebilmek için Avrasya’da hakimiyet kurmayı olmazsa olmaz koşul saymaktadır. Bu çerçevede iç Asya, ABD için, yalnızca rakip güçleri etkisizleştirmek bakımından değil, fakat aynı zamanda son derece zengin petrol ve doğal gaz yataklarıyla da temel önemde stratejik bir bölgedir. ABD emperyalizminin Afganistan’a karşı “terörizme karşı mücadele” adına gündeme getirdiği savaş, gerçekte tümüyle, bu bölgede hakimiyet kurmaya yönelik yeni bir girişimden başka bir şey değildir. 11 Eyl&uum;l saldırısı bu emperyalist emeller için yalnızca bir bahanedir.

Kapitalizm uygarlığı değil,
kokuşmuşluğu ve barbarlığı temsil ediyor

Emperyalist şefler savaşın “uygarlık”, “özgürlük”, “adalet” ve “barış” uğruna sürdürüldüğünü söylüyorlar. Bunlar onların her zamanki arsız argümanlarıdır. Onlar tarih boyunca, gerek birbirlerine gerekse halklara karşı büyük yıkımlara yolaçan köleci ve yağmacı savaşlarını, hep de bu tür iddialara dayalı olarak gündeme getirmişlerdir. Bununla kendi halklarını aldatmaya ve savaşın yıkıcı sonuçlarına razı etmeye çalışmışlardır. Fakat tarih bunların hep de gerici ve emperyalist çıkar ve amaçlara dayalı, köleci ve yağmacı savaşlar olduğunu açıklıkla göstermiştir.

Onların çürümüş ve kokuşmuş kapitalist uygarlığı, dünyamızın bugün yaşadığı açlığın, sefaletin, perişanlığın ve tarifsiz acıların biricik kaynağıdır. Kapitalizmin uygarlığı ve gelişmeyi temsil ettiği tarihi dönem çoktan geride kaldı. O artık uygarlığı değil fakat modern barbarlığı temsil etmektedir. Bu barbarlık artık insanlığı ve doğayı bir arada tehdit etmektedir. İnsanlık tarihinin bugüne ulaştırdığı tüm uygarlık birikimini korumak ve yeni bir düzeyde sürdürmek bugün artık tümüyle bu barbarlık düzeninin aşılması sorununa bağlanmıştır.

“Ya barbarlık içinde çöküş ya sosyalizm!” ikilemi, bu tarihi zorunluluğun özlü anlatımıdır. Günümüz dünyasının hızla ağırlaşan tüm sorunları, kapitalist barbarlığa karşı uygarlığın sürdürülmesi demek olan sosyalizme apayrı bir anlam, aciliyet ve güncellik kazandırmaktadır. Son savaşla başlayan yeni dönem, bunun tüm dünya ölçüsünde sorgulanması sürecinin hızlandığı bir dönem olacaktır aynı zamanda.

Emperyalistler “özgürlük” ve “adalet” değil,
egemenlik peşindedirler

Emperyalistler hiçbir zaman “özgürlük” değil, fakat her zaman egemenlik ve kölelik peşindedirler. Kapitalist emperyalizmin bütün bir tarihi buna tanıklık etmektedir. Dünya üzerindeki acımasız hakimiyetlerini korumak için dünyanın dört bir yanında özgürlüğü boğan bizzat emperyalistlerdir. Halklara büyük sosyal, siyasal ve manevi acılar yaşatan faşist ve gerici diktatörlük rejimlerinin gerisinde, dün olduğu gibi bugün de hep onlar vardır. Yoksulluk ve perişanlık içindeki Afganistan halkını Ortaçağ karanlığına mahkum eden gerici Taliban rejimini daha düne kadar arkalayanlar da bizzat bugünün bu ikiyüzlü “özgürlük” şampiyonlarıydı.

11 Eylül saldırısının yolaçtığı insan kayıpları üzerine yürüttükleri ikiyüzlü kampanya ile “adalet”ten sözedenler, dünya nüfusunun yarısını günde iki dolarla yaşamaya mahkum edenlerdir. En büyük 227 tekelci asalağın sahip olduğu zenginlik ile 2.5 milyar insanın gelirini eşitleyen de bizzat onların “adelet”idir. Bir milyar insanı işsizlik içinde tüketen, 250 milyon çocuğu köle işçi olarak çalıştıran, her yıl on milyonlarca insanı açlıktan ve hastalıktan ölüme terk eden dünya düzeni, onların yeryüzünde adaletsizliği katmerleştiren düzenleridir.

Amerika’da birkaç bin kişi ölünce “adalet”i hatırlayanlar, Vietnam’da üç milyon, Endonezya’da bir milyon, Irak’ta yüzbinlerce insanı emperyalist ve kirli savaşlarla yok edenlerden, Afrika’yı ve Balkanlar’ı kanlı boğazlaşmalar içinde tüketenlerden başkası değil. Filistin halkının gündelik katliamlarla kırılmasına açık ya da örtülü destek verirlerken “adalet”i hatırlama ihtiyacı duymayanlar, dünyanın en yoksul ve mazlum halklarından birine “adalet” adına yıkım ve ölüm kusuyorlar şu günlerde. Onlar “adalet”in değil, tarihin gördüğü en büyük eşitsizliklerin ve haksızlıkların, köleliğin ve barbarlığın temsilcisidirler.

Kapitalizm militarizm ve savaş demektir

Emperyalist şeflerin “barış”tan sözetmeleri ise, tarihi gerçekler karşısında arsızlığın dipsiz çukurudur. Kapitalizm militarizm ve savaş demektir. Kapitalizmin bütün bir tarihi buna tanıktır. Emperyalist hakimiyet mücadeleleri uğruna dünyamızı iki kere toplu bir yıkıma götüren, sayısız bölgesel savaşlar içerisinde ulusları birbirine kırdıran, böylece halklara tarihin en büyük acılarını ve yıkımlarını yaşatan, tam da kapitalist barbarlık düzenidir. Bu böyleyken emperyalist şeflerin “barış”tan söz etmeleri, bizzat kendi emperyalist kölelik savaşlarını bununla gerekçelendirmeleri, tarihi gerçeklerle alay etmektir.

Emperyalizm bir şiddet ve gericilik eğilimidir. O her zaman ve her yerde egemenlik ve kölelik peşinde koşar. Bunu sağlamada tüm öteki araçların yetmediği yerde, şiddeti ve savaşı devreye sokar. Bugün Afganistan’da bir kez daha yapılmakta olan da budur. Bunun ötesindeki her iddia bir yalan ve aldatmacadan ibarettir.

İşbirlikçi rejimlerle halklar arasında
derinleşen uçurum

Emperyalistlerin dünya üzerinde kurduğu köleci egemenliğin sürdürülmesinde bağımlı ülkelerin işbirlikçi rejimlerinin her zaman çok özel bir katkısı olmuştur. Onlar her bir ülkenin işbirlikçi egemen sınıflarını, bu sınıfları temsil eden iktidarları kendilerine uşakça bir sadakat içinde tutmayı başaramamış olsalardı, bugünkü dünya egemenliklerini de bu denli kolay sürdüremezlerdi. Bunu bugünkü emperyalist savaş vesilesiyle bir kez daha görmekteyiz. Emperyalistler güncel savaşı bölgedeki gerici rejimlerin verdikleri destek ve sağladıkları kolaylıklar sayesinde yürütebilmektedirler.

Türk burjuvazisi adına ülkeyi yöneten Amerikancı iktidar da bu işbirlikçi rejimlerden biridir. Türkiye toprakları sürdürülmekte olan savaşta boydan boya bir saldırı üssü olarak kullanılmaktadır. Amerikancı iktidar, Türk burjuvazisinin boyunu aşan hırsları kadar ABD’nin baskılarına dayanamamanın da bir sonucu olarak, savaşa bizzat katılma hazırlığındadır. Öyle anlaşılıyor ki, Balkanlar’da emperyalizmin bir müdahale ve işgal gücü olarak kullanılan Türk ordusu, benzer bir rolü şimdi de iç Asya’da üstlenecektir. Bu Türkiye halkına ve bölge halklarına ihanetin katmerleşmesidir.

ABD emperyalizminin kendi egemenliğini pekiştirmek üzere başlattığı bu barbarca savaşın Afganistan’la sınırlı kalmayacağı bilinmektedir. Afganistan’ın ardından, ya da belki de ona paralel olarak, gündeme getirilecek ikinci hedef ise Irak’tır. Bu Türkiye’nin kendini boydan boya ABD çıkarlarına dayalı bir savaşın içinde bulması sonucunu verecektir. Amerikancı iktidar bölge halkları kadar Türkiye halkı için de sonuçları bu denli ağır olabilecek bir ihanetin içindedir.

Öte yandan, gerek bölge halkları gerekse Türkiye halkı savaşın gerçek niteliğinin bilincindedir. Halklar bunu emperyalist çıkar ve amaçlar uğruna yürütülen bir egemenlik savaşı olarak görmektedirler. Bölgede savaşa karşı büyüyen şiddetli protesto dalgası da bunu göstermektedir. Bu dalga önümüzdeki günlerde daha da büyüyecektir. Savaş, ABD işbirlikçisi rejimler ile halklar arasındaki uçurumu iyice derinleştirecektir. Pakistan bunun bugünkü ilk örneğidir yalnızca.

Emperyalist savaşa karşı mücadeleyi yükseltelim!

Savaş emperyalist çıkar ve hesaplar uğruna gündeme getirildi. Fakat ağır insani ve maddi faturası her zamanki gibi halklara ödettirilecektir. Emperyalist savaşın başarısı, bölge halkları ve tüm dünya üzerinde emperyalist köleliğin pekiştirilmesi anlamına gelecektir. Bu temel gerçekler, halkların emperyalist savaşa karşı tam bir birlik ve dayanışma içinde kararlılıkla mücadele etmesinin güncel önemini ortaya koyuyor. Bu mücadeleyi yükseltmek ve bu uğurda halklar arası devrimci dayanışmayı örmek, bölge ve dünya çapında günün en acil ve tarihsel önemdeki görevidir. Bu başarıldığı ölçüde, savaş emperyalistler için bir imkan olmaktan çıkacak, bir batağa dönüşecektir. Halkların devrimci gücü karşısında emperyalist hesapların bozguna uğradığına bütün bir 20. yüzyıl tanıklık emiştir. Bizzat ABD emperyalizminin Çin Hindi bozgunu bunun yakın tarihten çok canlı bir örneğidir.

Halkların gücü karşısında emperyalizm kağıttan kaplandır!

TKİP, Türkiye işçi sınıfını, emekçilerini ve gençliğini karşı karşıya bulunduğumuz tarihsel sorumluluğun bilinciyle hareket etmeye, savaşa karşı etkin bir mücadeleyi yükseltmeye, emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı dünya ve bölge halklarıyla omuz omuza savaşmaya çağırmaktadır!

Kahrolsun emperyalist savaş!
Yaşasın Ortadoğu halklarının devrimci birliği!
Bütün ülkelerin işçileri ve ezilen halklar, birleşiniz!

Türkiye Komünist İşçi Partisi
9 Ekim 2001.



Halkların yaşamı, temel hak ve özgürlüklerimiz tehdit altında!

Kahrolsun emperyalist saldırganlık!

 

Emperyalist barbarlığın başı ABD, Dünya Ticaret Merkezi ve Pentagon’a yönelik olarak gerçekleşen saldırıyı bahane ederek ve öteki emperyalist ülkeleri de yanını alarak dünya halklarına karşı savaş ilan etti. En modern tekniklerle donatılmış savaş makinası yeniden harekete geçirilmiş bulunuyor. Emperyalist saldırganlığın ilk hedefi Afganistan’dır. Açlık ve perişanlığın pençesinde olan bu ülke şahsında mazlum halkların üzerine bir kez daha yıkım ve ölüm kusulacak.

Emperyalist haydutlar “sonsuz özgürlük” adını verdikleri bu savaşın “terörizme ve onları destekleyip, koruyanlara karşı” yürütüleceğini iddia ediyorlar. “Adalet”in yerini bulması için saldırıda yaşamını yitiren binlerce masum insanın intikamı alınmalı, “uygar dünya”ya yönelik saldırı mutlaka cezalandırılmalıdır, diyorlar. Hazırlığını yaptıkları canice saldırıları haklı göstermek için insanda tiksinti yaratan yalanlar söylüyorlar. Emperyalistler ve onların yalan makinaları ne derlerse desinler dünya halkları gerçeği biliyor. “Uygar” kılığına bürünmüş, “adalet” peşine düşmüş bu modern barbarların sivil ve masum insanların yaşamlarını dikkate aldıkları nerede görülmüştür? Nagazaki ve Hiroşima’da, Kore ve Vietnam’da, Endonezya ve Afrika’da milyonlarca masum insanı, bugün “snsuz özgürlük” diye yırtınanlar sonsuz bir terör ve vahşet uygulayarak katletmediler mi? Daha yakın zamanda Ortadoğu ve Balkan halkları “barış ve adalet”i sağlamak adı altında katliamdan geçirilmedi mi? Şimdi de “terörizme karşı mücadele” ve “suçluların cezalandırılması” adına mazlum halkların kanı akıtılacak.

Sivil ve masum insanların yaşamı ABD emperyalizminin umrunda bile değildir. O, kendi kirli çıkarları ve iğrenç amaçları uğruna savaş naraları atıyor. ABD emperyalizmi kendisine yönelik saldırıyı gerekçe göstererek dünya üzerindeki egemenliğini korumak, mevzilerini güçlendirmek, bunlara yeni mevziler eklemek ve bazı ülkelere boyun eğdirmek istiyor. Kısacası o, egemenlik ve kölelik peşinde koşuyor. Afganistan’a ve bunu takip edecek ülke halklarına ve emekçilerine kin kusuyor ve onlara büyük acılar yaşatmak istiyor. Bunun için bir dizi yoksul ülke yakılıp yıkılacak ve bu ülke halkları katliamlardan geçirilecek.

Saldırıyı bahane eden ABD emperyalizmi ve onun yanında saf tutmuş emperyalist NATO güçleri başka bir saldırıyı daha gündeme getirmiş bulunuyorlar. “Terörizme karşı mücadele”, “güvenliği sağlamak” ve “düzeni egemen kılmak” adı altında ilerici toplumsal muhalefet terörle damgalanacak, polis rejimleri güçlendirilecek, temel demokratik hak ve özgürlükler tırpanlanacak ve bunları sosyal hak gaspları izleyecektir.

İşçiler, emekçiler!

Emperyalistlerin halklara büyük acılar ve yıkımlar yaşatmasına seyirci kalmayalım. Tüm emperyalistlerin dünya halklarına savaş ilan ettiği bir dönemde halkların kardeşliği hayati bir önem taşıyor. Sadece halkların kardeşçe birliği ve mücadelesi emperyalist barbarlığı durdurabilir. Temel hak ve özgürlüklerimizi hedef alan saldırılara boyun eğmeyelim. Çeşitli uluslardan işçilerin birliği ve mücadelesi hak ve özgürlüklerimizi koparıp almanın güvencesidir. Emperyalist saldırganlık ve savaşa, sosyal ve demokratik haklarımıza yönelik saldırılara karşı “İşçilerin birliği, halkların kardeşliği!” şiarını yükseltelim.

BİR-KAR