29 Haziran'02
Sayı: 25 (65)


  Kızıl Bayrak'tan
  Sermayenin artan saldırıları ve devrimci görevler
  Sınıfa yeni saldırıda sendika ağalarının açık suç ortaklığı
  İşçi sınıfının tarihsel mücadele sorumluluğu
  Asgari ücrette sadaka artışı
  Banka operasyonlarının tüm faturası da emekçilere ödetiliyor
  Siyonist İsrail Filistin'i işgal planlarını hayata geçiriyor...
  Bush'un yeni "Filistin Planı" Filistin halkına teslimiyeti ve köleliği dayatıyor...
  MGK ve sonrası
  MHP usulü düzen siyaseti
  Eğitim-Sen Tüzük Kurultayı'na giderken...
  Öncü-devrimci kamu emekçilerine çağrı!
  AB sorunu üzerinden yaşanan çatışmanın anlamı ve sınırları
  İşbirlikçi düzen cephesinde iç dalaşma
   Katliamcı sermaye düzeninden hesabı işçi ve emekçiler soracak!
   "Sermayenin ve savaşın Avrupası"na karşı geniş çaplı kitle gösterileri
   Gençlik
   Esenyurt İşçi Bülteni'nin Haziran sayısından...
   Anadolu Yakası Öncü İşçi-Emekçi Platformu Girişimi Bülteni'ninden...
   Kavgamızda bir buzkıran, geleneğimizde bir kilometre taşı: Nazım Hikmet!
   Çiğli İşçi Kültür Sanat Evi coşkulu bir etkinlikle açıldı!
   Fransız işçilerinin görkemli Haziran ayaklanması...
   15-16 Haziran ve "çağdaş sendikacılık"
   Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Fransız işçilerinin görkemli Haziran ayaklanması...

“Ya ekmek ya kurşun! Ya kurşun ya iş!”

Monarşiye karşı burjuvazi ile birlikte savaşan Fransız işçileri, barikatlarda kanlarıyla kazandıkları özgürlük, eşitlik, kardeşlik cumhuriyetinin denetiminin burjuvazi tarafından tamamen ele geçirilmesine, 1848’in 22 Haziran’ında ayaklanarak cevap verdiler. Sloganları, burjuva cumhuriyete karşı “toplumsal cumhuriyet”, bayrakları burjuva cumhuriyetinin üç renkli bayrağına karşı işçi sınıfının kızıl bayrağıydı.

“Ya ekmek, ya kurşun! Ya kurşun, ya iş!” haykırışlarıyla barikatlar kurulmaya başlandı. Burjuvazinin korkusu büyüktü. Çünkü çok iyi tanıyordu işçi sınıfının gerçek gücünü. 21 Kasım 1831’de suskunluğu barikatlarda çığlığa çeviren Lyon işçilerinden, Silezya dokuma işçilerinden tanıyordu. Örgütlü karşı koyuş kıyımla önlenmeliydi. Sınıf saltanatını korumanın ve sürdürmenin başka bir yolu yoktu. 25 Haziran’da karşı saldırıya geçti. İki gün boyunca süren saldırıları Marx, “Burjuvazinin geçirdiği bu ölümcül korkuları nasıl duyulmamış bir zalimlikle ödettiği ve 3 binden fazla savaş tutsağını kılıçtan geçirdiği” şeklinde tanımlamıştı.

1848 yılının Haziran ayı Fransız proletaryasının beynine silinmez izlerle kazınmıştır. Artık burjuvazinin üç renkli bayrağı değil, proletaryanın ve “toplumsal cumhuriyet”in kızıl bayrağıdır yükseltilen...

Haziran 1848, artık yeni bir tarihi döneme, burjuvaziye karşı işçi sınıfının büyük tarihsel mücadele dönemine girildiğinin ilk ilanı olmuştur.



Herşeye rağmen

Sıcak bir Mart’tı
Yağmura, kara ve herşeye rağmen!
Şimdi ise, çiçekler kar altındayken,
Artık soğuk, herşeye rağmen!
Herşeye, herşeye rağmen!
Viyana’ya, Berlin’e rağmen,
Kış rüzgarı insafsız, keskin,
İliklerimizi donduruyor, herşeye rağmen!

Zaferin bize verdiği silahlar,
Hakkın zaferi, herşeye rağmen,
Alınıyor gene geri,
Alıyorlar eldeki, avuçtaki herşeyi!

Herşeye, herşeye rağmen,
Parlamentoya ve herşeye rağmen-
Tüfekler alındı elimizden,
Askerler kudurmuş gibi, herşeye rağmen!

Gene de diriyiz ve yüce gönlümüz,
Herşeye rağmen, yok tereddütümüz!
Kaynayan öfkeyle dolu göğsümüz,
Isıtıyor bizi, herşeye rağmen!
Aldırmıyoruz, herşeye rağmen!
Rüzgar kötü, titriyoruz hep birden,
Ama hepsi o kadar, herşeye rağmen!

Çökmekte olandır, sizin temsil ettiğiniz!
Herşeye rağmen, artık köhnemişsiniz!
Biz ise halkız, insanlığız biz!
Herşeye rağmen, bu yüzden ebediyiz,
Herşeye, herşeye rağmen!
Gelin, gelin üstümüze, herşeye rağmen!
Kesebilirsiniz yolumuzu ama yenemezsiniz-
Dünya bizimdir, herşeye rağmen!

Ferdinand Freiligrath /
Haziran 1848
(Devrimci Alman şair Ferdinand Freiligrath’ın Haziran 1848’de yazdığı, 1848 Devrimi’nin onyıllarca dillerden düşmeyen ünlü şiiri/şarkısından parçalar...)