29Haziran'02
Sayı: 25 (65)


  Kızıl Bayrak'tan
  Sermayenin artan saldırıları ve devrimci görevler
  Sınıfa yeni saldırıda sendika ağalarının açık suç ortaklığı
  İşçi sınıfının tarihsel mücadele sorumluluğu
  Asgari ücrette sadaka artışı
  Banka operasyonlarının tüm faturası da emekçilere ödetiliyor
  Siyonist İsrail Filistin'i işgal planlarını hayata geçiriyor...
  Bush'un yeni "Filistin Planı" Filistin halkına teslimiyeti ve köleliği dayatıyor...
  MGK ve sonrası
  MHP usulü düzen siyaseti
  Eğitim-Sen Tüzük Kurultayı'na giderken...
  Öncü-devrimci kamu emekçilerine çağrı!
  AB sorunu üzerinden yaşanan çatışmanın anlamı ve sınırları
  İşbirlikçi düzen cephesinde iç dalaşma
   Katliamcı sermaye düzeninden hesabı işçi ve emekçiler soracak!
   "Sermayenin ve savaşın Avrupası"na karşı geniş çaplı kitle gösterileri
   Gençlik
   Esenyurt İşçi Bülteni'nin Haziran sayısından...
   Anadolu Yakası Öncü İşçi-Emekçi Platformu Girişimi Bülteni'ninden...
   Kavgamızda bir buzkıran, geleneğimizde bir kilometre taşı: Nazım Hikmet!
   Çiğli İşçi Kültür Sanat Evi coşkulu bir etkinlikle açıldı!
   Fransız işçilerinin görkemli Haziran ayaklanması...
   15-16 Haziran ve "çağdaş sendikacılık"
   Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Asgari ücrette sadaka artışı

Asgari Ücret Tespit Komisyonu Temmuz ayından itibaren uygulanacak asgari ücretin açıklanmasını tam da Brezilya-Türkiye maçının oynanacağı güne denk getirdi. Maçtan bir-iki saat önce beklenen açıklama yapıldı.

Buna göre asgari ücret 1 Temmuz 2002 tarihinden itibaren 16 yaşından büyükler için yüzde 13’lük bir artışla brüt 250 milyon 875 bin liraya yükseltildi. Kesintilerden sonra ise işçinin eline net 184 milyon 251 bin lira geçecek. Net asgari ücret zamdan önce 163 milyon 600 bin lira idi.

Milyonlarca işçi açlıkla boğuşmaya devam edecek

Asgari ücret karşılığında çalışanların sayısı tam olarak bilinmiyor. Resmi rakamlar bile en az 5 milyon kişinin asgari ücretle geçinmek zorunda olduğunu gösteriyor. Bu da milyonlarca işçinin açlık ve sefaletle boğuşmaya devam edeceğini gösteriyor. Zira sadaka tutarındaki artış bir işçi ailesinin günde ancak 4.5 ekmek almasına yetiyor. Asgari ücretle çalışan işçi işe otobüsle gidip geliyorsa, yapılan artış sayesinde 13 günlük bilet parasını karşılayabilecek. Eğer işe yayan gitmeyi göze alırsa, bu parayla çocuklarına 4.5 kilo kıyma ya da en ucuzundan 7 kilo peynir alması da mümkün.

Artışı İMF talimatları belirliyor

Bakmayın siz asgari ücretteki artış oranını hesaplamak için işçi, işveren ve hükümet temsilcilerinden koca bir komisyonun toplanıp durmasına. Ve kılı kırk yararcasına hesaplar yapmasına... Bunların hepsi düzmece bir oyundan ibarettir. Eğer bütün bunlar oyun olmasa, doğrudan doğruya bu devletin kurumu olan DİE’nin hesaplarına uyulur ve asgari ücret en az brüt 270 milyon olarak belirlenirdi. Fakat bu ülkede işçi ve emekçilere ne kadar maaş ya da ücret verileceğini herkesin de bildiği gibi İMF belirlemektedir. İMF’ye verilen niyet mektuplarında işçilere verilecek zammın üst sınırı belirtilmiştir. Asgari ücret bu üst sınırın daha altında olabilir, ama üstüne kesinlikle çıkamaz. İMF’nin talimatları olduğu içindir ki, toplusözleşmeler yüzde 10-15 gibi komik rakamlarla imzalanır. Asgari ücrette de tanık olduğumuz gib yüzde 13’lük zam yapılır.

Ucuz emek cenneti yaratma politikası

İşçiye vereceği paranın miktarını İMF talimatlarına göre belirleyen, gelecek tepkileri en aza indirmek için ise bu sefalet zammını, tıpkı tüketim maddelerine yaptığı zamlar gibi milli maçın şamatası ardına gizleme ihtiyacı duyan hükümet, bu politikayla Türkiye’yi sermaye için bir ucuz emek cennetine çevirmeye çalışıyor. Bir yandan kriz ve işsizlik sopası, bir yandan da maçlarla pompalanan milli birlik, beraberlik havası... Hükümet bunların her ikisini de kendi yıkım politikalarını hayata geçirmek için kullanıyor.

İnsanca yaşamaya yetecek vergiden muaf asgari ücret!

Anlaşılan o ki, sefalet devam edecek, açlık ve yokluk biraz daha belimizi bükecek. Çünkü kaşıkla verdiklerini aynı gün kepçeyle aldılar bile. Asgari ücreti arttırdıkları gün büyük bir utanmazlıkla birçok tüketim maddesine misliyle zam yaptılar.

Oysa bütün bir yaşamı üreten işçi ve emekçilerin hakkı bu değil. Gece gündüz çalışıp üretenler, bunun karşılığında insanca yaşamaya yetecek bir ücreti fazlasıyla hakediyorlar.

Fakat bu düzenin adı kapitalizm! Haklının değil güçlünün sözü geçiyor. İşçinin değil patronun dediği oluyor. İşçi ve emekçiler, hem bu düzende bir parça insanca yaşayabilmek için, hem de bu ücretli kölelik düzeninden sonsuza kadar kurtulmak için güçlerini birleştirmeli ve sermayeye karşı mücadele etmelidir.

İnsanca yaşamaya yetecek vergiden muaf asgari ücret!

***

Tüpgaza ve şekere yine zam!

Hükümet tüpgaz fiyatlarını yüzde 2.46 ile yüzde 2.86 arasında artırdı. Zam kararı milli takımın Brezilya ile maç yaptığı gün açıklandı. Buna göre İstanbul’da 12 kilogramlık mutfak tüpünün fiyatı 16 milyon 550 bin liraya, 2 kilogramlık piknik tüpünün fiyatı 2 milyon 940 bin liraya, otogazın litre fiyatı ise 784 bin liraya yükseltildi.

Şekere de yüzde 4 zam yapıldı. Milli maçla aynı gün yapılan açıklamaya göre, 1 kg. şekerin KDV hariç fabrika çıkış fiyatı 28 Haziran’dan itibaren 1 milyon 13 bin 200 liraya yükseldi.

1 kg küp şekerin fabrika satış fiyatı ise KDV hariç 1 milyon 58 bin 100 liradan 1 milyon 100 bin 450 liraya yükseltildi.

***

Asgari ücretten kesintiler

250 milyon 875 bin lira olarak saptanan asgari ücretten;

35 milyon 122 bin 500 lira SSK primi,

2 milyon 508 bin 750 lira işsizlik sigortası primi,

27 milyon 486 bin 563 lira gelir vergisi,

1 milyon 505 bin 250 lira damga vergisi olmak üzere toplam 66 milyon 623 bin 63 lira kesinti yapılıyor. İşçiye, net 184 milyon 251 bin 937 lira ödeniyor.

***

Açlık sınırı 334 milyon, yoksulluk sınırı 1 milyar!..

Türk-İş’in düzenli olarak yaptığı araştırmanın sonuçlarına göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken asgari harcama tutarı, Haziran ayında 334 milyon 41 bin liraya yükseldi. Bu rakam gıda harcamalarının geçen aya göre yüzde 3.1 oranında arttığını gösteriyor. Bir ailenin gıda harcaması geçen yılın Haziran ayından bu yana ise yüzde 48.5 oranında arttı. 2001 Haziran’ında bir ailenin mutfak harcaması 225 milyon liraydı. Şimdi bu rakam 334 milyon oldu.

Diğer harcamalar da işin içine girince durumun vahameti iyice ortaya çıkıyor. Dört kişilik bir ailenin gıdanın yanı sıra kira, ulaşım, yakacak, giyim, eğitim, kültür gibi temel ihtiyaçlarını da kapsayan “yoksulluk sınırı” tutarı, Haziran ayında 1 milyar 15 milyon liraya yükseldi. Geçen yılın Haziran ayında yoksulluk sınırı 683 milyon 891 bin lira olarak hesaplanmıştı.



DİSK’in asgari ücret eylemi...

Tutum almak adı altında göstermelik eylem

DİSK, asgari ücretin belirlenme biçimi ve düzeyini, yanısıra yapılacak olan asgari ücret tespit komisyonun toplantısının bir gün sonraya ertelenmesini protesto etmek için, Çalışma Bakanlığı önünde bir eylem gerçekleştirdi.

Uzun yıllardır işçi sınıfının bu önemli sorunu konusunda herhangi bir pratik tutumdan yoksun olan DİSK, bu eylemi yakın zamanda toplanan Başkanlar Kurulu’nun kararları uyarınca örgütledi. Bu kararlar tümüyle göstermeliktir ve DİSK’in bozulan imajını yenileme amacı taşımaktadır. Son eylem bu gerçeği bir kez daha teyit etmiş oldu.

Eylem DİSK yönetimi açısından tam bir ciddiyetsizlik örneğiydi. Eylem saati bir gün öncesinden 11:00 olarak belirlenmiş, eylem günü ise ertesi güne ertelendiği duyurulmuş, ancak aynı saatlerde karar değiştirilerek saat 14:30’a alınmıştır. Bu kararsızlık katılımı engelleyici bir rol oynadı. Bunu DİSK yönetiminin bilinçli olarak planladığından kuşku duyulamaz. Eyleme DİSK’e bağlı sendika şube yöneticileri katıldı. KESK Ankara Şubeler Platformu da eyleme destek verdi. Eyleme topu topu 50-60 kişi katıldı.

“Sefalet ücreti istemiyoruz!” sloganı eşliğinde Süleyman Çelebi basın açıklamasını okudu. Açıklamada asgari ücretin tespitinde uygulanan yöntemin adaletsizliğine değinerek, bundan sonra bu sürece seyirci kalmayacaklarını duyurdu. Eylem başladığı gibi coşkusuz biçimde sona erdi.

SY Kızıl Bayrak/Ankara