15 Aralık '01
Sayı: 39


  Kızıl Bayrak'tan
  Direniş, katliam ve düşen maskeler
  İlk etapta yüzbin kamu emekçisini sokağa atmaya hazırlanıyorlar... Kamu işçisi bu oyunu bozmalıdır!
  "Genel grev genel direniş"i tabandan örgütleyelim!..
  DGM'lerin kapsamına ilişkin yasa ikinci kez kabul edildi... Hortumcular, çete-mafya ve kontr-gerilla elemanları kapsam dışı
  Üniversitelerde faşist terör dalgası
  Filistin halkıyla dayanışmaya!..
  ABD ve İsrail'in sinsi planı
  Gece çalışması üzerine
  Aymasan işçilerinden direniş değerlendirmesi: Direniş mücadele eden işçiler lehine bitmiştir
  Devrimci irade teslim alınamaz
  19 Aralık'ta: Katliamcılar yenildi
  19 Aralık'ta: Bir kez daha biz kazandık!
  "Sınıfsız, sömürüsüz, savaşsız bir dünya için, işçilerin birliği halkların kardeşliği!
  Devrim yürüyüşümüz sürüyor!..
  Şan olsun Yeni Ekimler'in partisine!
  Yaşasın devrimci dayanışma!
  Gelecek umudunu Türkiye işçi sınıfına bağlayanlara...
   Mücadele Postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Devrimci partilerin mesajlarından...

Yaşasın devrimci dayanışma!

PKK-Devrimci Çizgi Savaşçıları...

(...) Gericilik ve karşı-devrim rüzgarlarının pervasızca şaha kalktığı, ABD’nin başını çektiği emperyalist haydutluğun gemi azıya aldığı, emperyalist hegemonya ve paylaşım savaşınının Afganistan ve Ortadoğu’da olanca şiddetle sürdüğü, emperyalist terör kampanyalarının tüm işçileri ve ezilen hakları, onların sendikal ve politik örgütlenmelerini hedeflediği, emperyalist barbarizmin kendini her cephede dayattığı bir dönemeçte, gerçekten de işçilerin birliğine ve hakların kardeşliğine, bunun yönlendirdiği militan mücadele birliklerine şiddetle ihtiyaç var. İşçilerin, emekçilerin ve ezilen hakların gerçek anlamda devrime ve sosyalizme ihtiyacı var...

Tüm ülkelerin işçileri, emekçileri ve ezilen halkları; emperyalist barbarizm, sınırsız sömürü ve baskı, bugüne dek kazanılan tüm hak ve özgürlüklerin tırpanlanması demek olan emperyalist globalizm karanlığına boyun eğmek mi, yoksa tarihsel birikim ve mevzileri dayanak yapıp dünya çapında anti-emperyalist, anti-kapitalist ve anti-faşist direnişi örgütlemek mi yakıcı ikilemi ile karşı karşıyadırlar. Ya emperyalist barbarlık ve gericilik, ya da işçilerin ve ezilen halkların birleşik enternasyonal direnişi! Bunun dışındaki ara yollar tükenmiştir, ya da hızla tükenmektedir.

Karşı karşıya kalınan baskı, sömürü ve hegemonya düzeni yerel, ulusal değil, küreseldir. Dolayısıyla direniş de küresel olmak durumundadır! (...)

Gericiliğin, emperyalist haydutluğun gemi azıya aldığı, TC’nin baskı ve sömürü mekanizmalarını görülmemiş boyutlara çıkardığı günümüzde, Kürdistan Ulusal Kurtuluş Mücadelesi ve Türkiye Devrimci Hareketi en güçsüz dönemlerinden birini yaşıyor. Bu bir olgu ve emperyalizm için, Türkiye devleti için bulunmaz bir fırsattır. Bu fırsatı nasıl utanmazca değerlerdirdiklerini günlük olarak yaşıyoruz.

Devrimci hareketin bu kadar güçsüz düşmesinde başka nedenler de sayılmakla birlikte belirleyici rol oynayan İmralı teslimiyet, ihanet ve tasfiyeciliğidir. Bu tasfiyeciliğin sonuçlarını F tipi zindanlarda onlarca devrimcinin katledilmesinde, yüzlercesinin yaralanmasında; bir dizi siyasal, ekonomik ve toplumsal baskı ve yıkım programlarının uygulanmasında görmek mümkün. İmralı tasfiyeciliği, bu uğursuz rolünü icra etmeye devam edecektir.

Kuşkusuz, her açıdan devrimci mücadelenin önünde engel olan İmralı tasfiyeciliğine karşı tavır, Türkiye ve Kürdistan’da devrimci mücadeleyi yeniden canlandırma ve bir iktidar alternatifi olarak yarına taşımada tutarlı, samimi ve ciddi olup olmamanın da önemli bir mihenk taşıdır, önemli bir sınavdır. Bu alanda İmralı çizgisine, İmralı Partisine tavır almak, Türkiye ve Kürdistan’daki her devrimci ve yurtsever grubun önünde duran en önemli görevlerden biriydi. Ancak bu görev birkaç devrimci grup ve partinin dışında yerine getirilmemiş, savsaklanmış, ilkeler günü birlik ve pragmatik yaklaşımlara feda edilmiştir.

Ama hemen vurgulamalıyız ki, İmralı tasfiyeciliğine karşı tavır almayı kendine görev bilen, bunun savunageldiği ilkelerin kaçınılmaz bir gereği sayan, bundan taviz vermeyen, bu anlayışının bir sonucu olarak İmralı çizgisine karşı devrimci çizgide ısrar eden devrimcilere güç veren TKİP ve sorumlu arkadaşları burada anmak, sadece bir gerçekliğe parmak basmaktır. TKİP’li arkadaşların bu ilkeli ve tutarlı devrimci tutumlarını halklarımızın birleşik devrimci mücadeleleri açısından anlamlı ve değerli buluyor, daha da büyütülmesi ve çoğaltılması gereken örnek devrimci bir tutum olarak değerlendiriyoruz.

Açık ki dünya çapında olduğu gibi Türkiye ve Kürdistan somutunda da işçilerin birliğe, halklarımızın kardeşliğe ihtiyacı var. Bundan, işçilerin ve emekçilerin toplumsal kurtuluş, sosyalizm, Kürdistan halklarının ulusal kurtuluş ve özgürlük mücadelelerinin ortak enternasyonal dalgada buluşmalarını ve bunun yollarının ve araçlarının bugünden örülmesi zorunluluğunu anlıyoruz.
Bu gecenin, “İşçilerin Birliği Halkların Kardeşliği Gecesi”nin buna vesile olmasını, bunun bir basamağı olmasını diliyor, başarı dileklerimizle selam ve saygılarımızı sunuyoruz...

Yaşasın halklarımızın kardeşliği ve mücadele birliği!
Yaşasın devrim ve sosyalizm!

DHKC Avrupa Temsilciliği...

Düzenlemiş olduğunuz geceyi coşkuyla selamlıyoruz!

Dostlar, siper yoldaşları, Ölüm Orucu’nun ikinci yılına girdiğimiz şu günlerde direniş aynı coşku ve kararlılıkla devam ediyor. Emperyalizm, terör demagojileriyle bütün dünya halklarına saldırıyor. Emperyalizm ve yerli işbirlikçileri, katliam yapalım, halkı açlığa ve sefalete mahkum edelim ama kimse direnmesin, kimse sesini çıkarmasın istiyor. Hücreler de İMF politikalarını daha rahat hayata geçirebilmek için inşa edildi. Emperyalizmin teslim alma politikalarına karşı tutsaklarımız dünyanın en büyük direnişini yaratıyorlar.

Düşman direnişimizin bu kadar uzun soluklu olmasına tahammül edemedi. Katliamlarla, tahliye oyunlarıyla direnişi kırabileceğini zannetti. Bugün de hızla direnişi kırabilecek yeni yasal düzenlemeler yapmaya çalışıyorlar. Direnişin haklılığı ve kararlılığı karşısında güçleri direnişimizi kırmaya yetmeyecektir. (...)

Emperyalizm ve yerli işbirlikçileri ne kadar katliamcı olursa olsunlar, ezilen dünya halklarının direnişleriyle karşılaşacaklardır. İşte Filistin, işte Afganistan, işte Türkiye, asla kazanan emperyalizm olamayacaktır. Ölüm Orucu direnişi, ezilen bütün dünya halkları için bir umut, teslimiyete karşı direnişin bayrağı olacaktır.

Bugün Ölüm Orucu direnişinin tek talebi “TECRİT KALDIRILSIN!”dır. Bu talebi içeride ve dışarıda güçlü bir şekilde haykıralım. Direnenenler kazanacaktır!...

Yaşasın ölüm orucu direnişimiz!..

TKP(ML) Yurtdışı Bürosu...

Emperyalist-kapitalist sistemin ve işbirlikçilerinin ezilen dünya halklarına saldırıları her alanda boyutlanarak sürmektedir. Dün Vietnam’da, bugün Afganistan’da katledilen savunmasız insanların üzerine atılan bombalarda hep aynı şey yazıyordu “Made in USA”. İnsanlığa tek çözüm olarak sunulan kapitalist sistemin insanlığa verdiği sadece kan, gözyaşı ve yoksulluktur.

İnsanın insanca yaşayacağı bir dünya için çözüm DEVRİM’dir. Devrim saflarında birleşelim, örgütlenelim, mücadele edelim; başka kurtuluş yolu yok.

Siper yoldaşlarımız!.. 20 Ekim’de beraber yola çıktık, YAŞAMAK DİRENMEKTİR! şiarını hayata uyguladık. 2. yılında şanlı ÖO Direniş ruhunun “CANIMIZ HALK SAVAŞINA FEDA OLSUN” şiarıyla sizleri selamlıyoruz. (...)

Yaşasın devrimci dayanışma!

MLKP Almanya Örgütü...

(...) Devrimci irade ile kuşanmanın, anti-kapitalist perspektif açıklığı ile donanmanın her zamankinden daha fazla önem kazandığı bugünkü şartlarda, işçi sınıfı ve ezilen emekçi halkları faşizme ve emperyalist gericiliğe karşı örgütlemenin ve onların önünde savaşmanın görevleri tüm ağırlığı ile komünist-devrimci yapıların omuzlarına binmiş bulunuyor.

İnanıyoruz ki, görev başarılacak ve zafer koparılıp alınacaktır. Bu vesile ile tertiplemiş olduğunuz gecenizi selamlıyor ve TKİP’yi 3. kuruluş yıldönümünde kutluyor ve mücadelesinde başarılar diliyoruz.

Yaşasın devrim ve sosyalizm!

PRK/Rizgari (Partiya Rizgariye Kürdistan)...

11 Eylül’de Amerika’da binlerce sivilin hayatını kaybetmesine neden olan saldırıyı gerekçe gösteren emperyalist-kapitalist sistem yeni bir küresel saldırıya geçmiş bulunuyor. “Teröre karşı mücadele” gerekçesiyle başlatılan bu yeni saldırıyla işçi sınıfının ve ezilen halkların yüzyıllardır çok zorlu mücadelelerle kazandıkları demokratik hak ve özgürlükleri yok etmek için bütün gezegen terörize edilmektedir. Sistem, bu 11 Eylül saldırısıyla çözüm üretemediği yapısal ekonomik krizi dünya emekçilerine, baskı altındaki halklara fatura etmek istemektedir. Böylece emperyalistler, bir taraftan kendi metropollerinde büyüyen ve sisteme karşı ciddi bir devrimci enternasyonalist dinamik olma potansiyelleri taşıyan kapitalist küreselleşme karşıtı yeni uluslararası hareketi terör yasalarıyla boğmaya çalışırken, di&urren;er taraftan anti-sömürgeci, anti-emperyalist ulusal ve toplumsal kurtuluş mücadelelerini “terörist” olarak damgalayıp tasfiye etmeyi amaçlamaktadırlar. (...)

“Doğu”lu mazlum halklar ve emekçilerle “batı”lı emekçileri karşı karşıya getirmeyi ve birbirine kırdırmayı amaçlayan bu “global” senaryoyu, ezilenler sömürülenler arasındaki enternasyonal birlik ve dayanışmayı yükselterek, hep birlikte bozmalıyız. (...)

Yaşasın dünya emekçilerinin ve sömürge halklarının enternasyonal dayanışması!