09 Mart '02
Sayı: 09 (49)


  Kızıl Bayrak'tan
  8 Mart'ın tarihsel anlamı ve güncel çağrısı
  Amerika Ortadoğu'dan defol!
  Herkese iş, tüm çalışanlara iş güvencesi!
  İşsizliğe çözüm sermayeden beklenemez
  Kürt halkını manevi yönden tümüyle bitirmek istiyorlar
  ABD tekellerine taşeronluk, sömürüde serbestlik!
  Sendikal ihaneti boşa çıkaralım!
  Eğitim-Sen Genel Kurulu ...
  "Emeğin korunması" uğruna mücadelenin anlamı ve önemi
  Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü coşkuyla kutladık
  Lenin'le kadın sorunu üzerine
  "Kadının asıl amacı sosyalizmi kurmak olmalıdır"
  Pişmanlık yasası!..
  8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nün düşündürdükleri...
  Afganistan'da başsız dolaşan gövdeler!
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
İşte efendi ile uşağın “stratejik ortaklığı”nın ekonomik boyutu!..

ABD tekellerine taşeronluk,
sömürüde serbestlik!

Ecevit ABD ziyaretinde Türkiye’nin stratejik konumunu pazarlamış, ancak bu pazarlıkta tek bir taviz dahi kopartamamıştı. Bolca nasihat dışında tüm beklentiler gelecekte toplanması kararlaştırılan bir ortak ekonomik konseye havale edilmişti. Ama daha o günden bu ekonomik konseyin işlevinin ne olacağı ortaya konulmuştu. Konsey toplantılarında Türk kapitalistlerin beklentileri değil, ABD tekellerinin çıkarları esas alınacaktı. Sermayenin tekstil kotaları, borçlar, tercihli ticaret vs. olarak sıralanan beklentilerinin üzeri bir kalemde çizilirken, konsey toplantılarının tek gündemi nitelikli endüstri bölgeleri olarak belirlenmişti.

ABD-Türkiye Ekonomik Konseyi’nin ilk toplantısı geçtiğimiz günlerde yapıldı. Toplantının gündemi beklendiği gibi nitelikli endüstri bölgeleri meselesi oldu. Türk tekelci burjuvazisinin temsilcileri beklentilerini sadece, hayal kırıklıklarının ayan beyan okunduğu toplantı sonrası basın açıklamalarında şöyle bir dillendirdiler. Bunu tekstil kotaları, tercihli ticaret vs. konularında sektör örgütlenmelerinin yaptığı yakınmayla yüklü açıklamalar izledi. ABD-Türkiye Ekonomik Konsey toplantıları da beklendiği gibi Türk tekelci burjuvazisi için bir fiyasko oldu.

ABD tekellerine üs

“Nitelikli Endüstri Bölgeleri” tam anlamıyla bir sömürge hukukuna dayanmaktadır. Zaten mevcut uygulamaları da bunun yalın örnekleri durumundadır. Halihazırda İsrail ve İsrail’le yapılan anlaşmaya dayanarak Ürdün’de uygulanmaktadır.

Bu iki ülkenin ABD’nin Ortadoğu’daki iki temel dayanağı olduğu biliniyor. Özellikle İsrail ABD’nin bölgedeki ana harekat üssü vazifesi görmektedir. ABD’nin Ortadoğu’daki politik, askeri ve iktisadi hegemonyasının temel dayanağı olarak İsrail, bölge halklarına çevrilmiş bir ABD namlusudur. Siyasi ve askeri olarak zaten bu ilişki çıplak biçimde ortada durmaktadır. İlişkinin iktisadi boyutu ise ilk ikisi kadar öne çıkmamakla birlikte, somut ifadesine “Nitelikli Endüstri Bölgeleri”yle ulaşmaktadır.

“Nitelikli Endüstri Bölgeleri”, gerek idari olarak gerekse de bu bölgelerde üretilen malların tabi olduğu statü açısından doğrudan ABD’ye ve ABD hukukuna bağlıdır. Bu bölgelerin kurulduğu ülkelerin yasaları buralarda geçmez. Dolayısıyla o ülkenin sendika, sigorta vb. gibi işçi hareketince kazanılmış hakları da bölgenin sınırlarını aşamaz. Sömürünün tamamen kuralsız olduğu birer toplama kampı görünümündedirler. Yani ABD çiftliği, ABD toprağıdırlar.

Bu bölgelerde üretilen mallar ABD etiketi olarak uluslararası piyasalarda işlem görecek, ABD mallarının sahip olduğu tüm ayrıcalıklara sahip olacaklardır. Böylelikle gümrük, taşıma gibi maliyetlerden kurtulmuş ABD mallarına bölgesel pazarlara hakimiyet yolu da açılacaktır.

İsrail sermayesine Ortadoğu kapısı

“Nitelikli Endüstri Bölgeleri”nin ABD-İsrail anlaşmasına dayandırılacak olması, İsrail’e de bölgede ekonomik bir kanal açacaktır. Bunun böyle olması ABD-TC-İsrail stratejik işbirliğinin doğasına da uygundur.

Bilindiği gibi bu üçlü ittifakın temel amaçlarından birisi de, bölgede tecrit olmuş İsrail’e meşruluk kazandırmak, Türkiye’yi İsrail’in Ortadoğu’ya açılan bir kapısı haline sokmaktı. Son birkaç yıllık süreç dikkatle ele alındığında, Türkiye’nin bu açıdan İsrail’e büyük hizmetlerde bulunduğu görülecektir. Ortadoğu’da politik meşruluk ve Arap halklarına karşı askeri üstünlük sağlamada Türkiye İsrail’in en büyük kozu durumuna gelmiştir. Özetle Türk sermaye devleti bölgede geleneksel ABD taşeronluğuna İsrail’e taşeronluk boyutunu da eklemiş, bu anlamıyla da haklı olarak Arap halklarının öfkesini üzerinde toplamıştır.

İsrail açısından bölgede tecrit olmanın en ağır sonuçlarından birisi de ekonomik alandadır. İsrail sermayesine bölge ülkelerinin büyük çoğunluğunun kapıları kapalıdır. Bölgede dıştalanan İsrail sermayesi bundan dolayıdır ki kendisini farklı biçimlerde ve farklı etiketlerle gizleyerek bu kapıları açma peşindedir. Ürdün bu açıdan İsrail’in bölgeye açılan ana kapılarından birisidir. Ürdün’deki “Nitelikli Endüstri Bölgeleri” bir ölçüde bu işlevi görmektedir. Bilindiği üzere “Oslo Barış” süreci de Filistin’e böyle bir işlev kazandırmış, Filistin limanları İsrail sermayesinin nefes borularından biri haline gelmişti.

Türkiye’de kurulacak nitelikli endüstri bölgeleri de böyle bir işlev görecektir. ABD kadar İsrail’de bu bölgeleri ekonomik anlamda Ortadoğu’ya yönelik olarak kullanacaktır.

Uluslararası tarım tekellerine GAP’ın kapıları

GAP bölgesi ABD tarafından, “Nitelikli Endüstri Bölgeleri”nin kurulacağı yerler olarak tasarlanmaktadır.

Bilindiği üzere GAP, ABD ve İsrail tekellerinin iştahını kabartan bir bölgedir. GAP bölgesinde iş gören İsrail firmalarının sayısı şimdiden 67’ye ulaşmıştır. ‘96 Mart’ında ise Türkiye-İsrail arasında imzalanan serbest bölge anlaşması ile GAP bölgesinde İsrail’e olağanüstü kolaylıklar sağlanmış ve DTÖ ilkeleri çerçevesinde serbest yatırım bölgelerinin kurulması öngörülmüştür.

ABD ve İsrail’in tarım tekelleri sık sık bölgeyi ziyaret ederek GAP’a ilişkin projelerini açıklamaktadırlar. Bu projelerin halihazırda dillendirilmiş olanlarından bazıları, büyük tarım çiftlikleri, plantasyonlar vb. büyük tarım işletmelerinin kurulması biçimindedir. İMF’nin tarım politikalarının da büyük ölçüde bu projelerle ilgisi bulunmaktadır.

Konsey toplantısı sonrasında yapılan açıklamalara bakılırsa, Türk tekelci burjuva temsilcilerinin toplantıda üstünde özellikle durduğu konu bu olmuştur. Bundan dolayıdır ki, endüstri bölgelerinin kurulacağı bölgelerin Türk tarafının önceliklerine göre belirlenmesi yönünde bir eğilim ortaya çıkması Türk tarafınca toplantının kazanımı olarak sunulmuştur.

Toplantıda Türk tarafının üzerinde ısrarla durduğu diğer bir konu da kurulacak endüstri bölgelerindeki üretimin konusu olmuştur. Türk tarafı teknoloji ürünleri derken, ABD tarafı özellikle tarım ve tarıma dayalı sanayide ısrar etmiştir.

Sonuçta ABD’nin isteklerinin belirleyici olduğu bir kez daha kanıtlanmıştır. ABD heyeti toplantı sonunda yaptığı açıklamada Türkiye’de tarıma uygulanan sübvansiyonların ve tarımsal ürün ithalatındaki gümrük tarifelerinin indirilmesini Türk tarafının önüne ödev olarak koymuştur.

İşte efendi ile uşak arasındaki siyasal ve askeri plandaki stratejik ortaklığın ekonomik boyutu da bu kadardır. Ecevit bir sermaye uşağı olarak tekelci burjuvazinin en ileri temsilcileriyle Bush’un huzurunda stratejik ortaklığa ekonomik boyut kazandırma pazarlığı yapmıştı. Sonuçta alabildiği zincirlerinin sıkılaştırılması oldu. Siyasal ve askeri planda olduğu gibi ekonomik planda da Türkiye’nin ABD sömürgesi olduğu tescillenmiş, resmileştirilmiştir. Türkiye topraklarının parsel parsel ABD toprağı haline getirilmesinin yolu açılmıştır.



İHD Bursa Şubesi’nden eylem...

“3 kapı 3 kilit” önerisini desteklemek amacıyla İHD Bursa Şubesi tarafından toplanan yaklaşık 1000 imza, 2 Mart günü PTT Heykel Şubesi’nden, yaklaşık 40 kişinin katılımıyla Adalet Bakanlığı’na gönderildi. Kolluk güçleri tutsak yakınlarının basına açıklaması yapmasını engelledi.

Eylem öncesinde aralarında İşçi-Köylü ve Atılım gazetesi muhabirlerinin de olduğu 12 kişi gözaltına alındı. Eylemin ardından alkışlarla İHD’ye gidildi. Yapılan basın açıklamasıyla gözaltılar protesto edildi. Tutsak yakınları F tipi hücrelerde işkence ve tecridin devam ettiğini, buna karşı mücadele edilmesi gerektiğini vurguladılar.

“F Tipi Cezaevleri ve Ekonomik Kriz” konulu panel polis tarafından engellendi...

3 Mart günü Tunceliler Derneği’nde yapılması planlanan “F Tipi Cezaevleri ve Ekonomik Kriz” konulu panel polis tarafından engellendi. Derneğin bulunduğu sokakta terör estiren kolluk güçleri dernek binasına giriş-çıkışı engelledi.

Panelin engellenmesini protesto etmek amacıyla 4 Mart günü dernek binasında basın açıklaması yapıldı. Açıklamada Tunceliler Derneği’nin muhalif kimliğinin susturulamayacağı ve baskılara karşı direnilmesi gerektiği vurgulandı.

SY Kızıl Bayrak okurları/Bursa