16 Şubat '02
Sayı: 07 (47)


  Kızıl Bayrak'tan
  Emperyalist savaş örgütü NATO dağıtılmalıdır!
  Sınıf ve emekçi eylemlerinin gösterdikleri
  Ortadoğu'da yeni bir saflaşmaya doğru
  Sorunları aşmak devrimci bir mücadele programı etrafında kenetlenmekle mümkündür
  KESK genel kurulları...
  Çalışmamızın politik kazanımları
  Gelişmeler ve güncel sorunlar
  Haramilerin saltanatını yıkacağız!
  Kazanmak için örgütlenmeye davet!
  Sorunlarımız ve çıkarlarımız ortaktır
  Yeni YÖK tasarısı...
  15 Şubat ve sonrası...
  Mamak İşçi Kültür Evi'nin etkinlikleri sürüyor...
  Dövüşken gözlerin yolunda (Habip Gül'e...)

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Yeni YÖK tasarısı: Yıkım saldırısının
üniversite ayağı

Sermaye devleti işçi ve emekçilere yönelttiği saldırının bir parçası olarak gençliğe de saldırıyor. Bunun son halkası yeni yüksek öğrenim yasa tasarısı. Bu tasarıya göre, rektörler öğrenci üniversiteye kaç liraya “mal” oluyorsa yarısını öğrenciden alma hakkını kazanacaklar. Buradan hareketle ODTÜ Rektörü Ural Akbulut “müşterilerine” 900 dolarlık bir “fatura” kesti. Böylece üniversiteler işletmeye, rektörler de patrona dönüştürülmeye çalışılıyor. Bu açıkça, işçi ve emekçi çocuklarının üniversite kapılarının ardında bırakılması demektir.

Gençliğe yönelen bu saldırı, işçi ve emekçilere yönelik İMF-Dünya Bankası patentli saldırıların bir parçasıdır. İşçi ve emekçiler nasıl aynı politikalarla işsizliğe, sefalete ve yıkıma mahkum ediliyorlarsa, gençlik de geleceksizliğe ve karanlığa mahkum ediliyor. Büyük bir emek harcayarak, büyük zorluklara katlanarak eğitimini sürdürmeye çalışan gençliği bekleyen, har(a)cını ödeyemediği için sokakta kalmaktır. Bu aynı zamanda ailelerin uğradığı yıkımı da arttıracaktır. Rektörler ise “zenginden alıp, fakire vereceğiz” edebiyatıyla saldırıyı meşrulaştırmaya çalışıyorlar. 160 milyon civarında asgari ücretle çalışan bir emekçi ailesinin milyarları bulan har(a)çları nasıl ödeyeceğini açıklama zahmetinden ise özenle kaçınıyorlar.

Bu tasarı aynı zamanda öğretim elemanlarını da bilgi pazarlayan bir satıcıya dönüştürüyor. Bazı öğretim görevlilerinin sermaye için araştırma yapabileceklerini, bu sayede burjuvaziye daha fazla hizmet sağlanabileceğini ve üniversitelerin burjuvaziyle daha “yakın” ilişkiler kurması gerektiğini söylüyorlar.
Sonuç olarak yasa tasarısıyla hem gençliğe hem de ailelerine yeni bir yıkımın kapısı aralanıyor. Bu nedenle ortak mücadele hattında buluşmalıyız. Aynı merkezden yöneltilen bu saldırıya karşı sistemli bir mücadele yükseltmeliyiz.

Yasa tasarısı meclisten geri çekilsin!
Her düzeyde eşit-parasız-bilimsel-ana dilde-demokratik eğitim!
Yaşasın özerk-demokratik üniversite mücadelemiz!

Ekim Gençliği



Kampanya çalışmalarımız aralıksız sürüyor!

Ara tatil döneminde kampanya çalışmalarımız tüm hızıyla devam ediyor. Kampanyamızın bir amacı mecliste bekleyen yasa tasarısını işçi ve emekçilerin gündemine taşımaktı. Bu nedenle ara tatilde KESK’in birçok şube kurulunda imza toplamayı kararlaştırdık. Bununla hem emekçileri bilgilendirmeyi hem de yasaya karşı tavır almalarını sağlamayı amaçlamıştık. Bunda önemli bir başarı kaydettiğimizi söyleyebiliriz.

En son gittiğimiz kurul Eğitim-Sen 5 No’lu Şube’nin kurulu oldu. Bu şube üniversiteler şubesi olduğundan bizim için ayrıca önemliydi. Her zamanki gibi masamızı açtık. Masamıza yerel bildirilerimizi, dövizlerimizi, yasa tasarısını ve imza metinlerimizi koyduk emekçilerden imza toplamaya başladık. Polis müdahale etmeye çalıştı, fakat müdahahalesi sonuçsuz kaldı.

Kurulda 115 imza topladık. Emekçiler kampanyamızabüyük bir ilgiyle yaklaştıla ve kampanyamıza destek vereceklerini söylediler. Kongrede okunmak üzere bir metin hazırladık, fakat bu metin okunmadı. Yine de emekçiler bu sorunu yeni yönetim kurulunda tartışıp, bir madde olarak gündemlerine alacaklarını söylediler.

Çalışmalarımız liselere ve semtlere doğru da genişlemiş durumda. Aynı yoğunluk ve tempoyla ikinci yarı dönemi açılan üniversitelerde de kampanyamızı sürdüreceğiz.

Ankara’dan EG okurları



Gerici-faşist baskı ve saldırılar tırmanıyor...

Haydarpaşa Meslek Lisesi’nde
planlı faşist saldırı

Hükümet ortaklarından MHP, sözde “milliyetçiliği”ni icraatlarıyla kanıtlamasından sonra kitleler içinde güç kaybetmeye başladı. Bu güç kaybı ise tabanındaki unsurların saldırganlaşmasına neden oldu. MHP’nin gençlik kolu olan ülkücüler ise kanlı siciline uygun davranmaya devam ediyor.

En son 8 Şubat Cuma günü Haydarpaşa Meslek Lisesi’nde yaşananlar bu eli kanlı faşist güruhun gerçek yüzünü bir kez daha gözler önüne serdi. Okulun tatile girmesini fırsat bilen faşist çete çıkışta solcu öğrencilere balta, satır, silah, cop vb. ile saldırdı. 70-80 kişilik çetede 35-40 yaşındakilerin olması ise bu işin ne kadar planlı bir şekilde yapıldığının göstergesidir. Yaşanan arbede sırasında ALGP’lilerin de içinde bulunduğu on kişilik gruptan 3 kişinin kafası sopa, demir ve silah kabzasıyla kırıldı. Polisin olay yerine çok geç(!) gelmesi, saldırıda polis copunun kullanılması, çetenin Haydarpaşa Numune Hastanesi’nin bahçesinde toplanması ve saldırganların otolara bindirilip uzaklaştırılması, bu olayın ne kadar planlı olduğunun ve polis-sivil faşist işbirliğinin yeni bir kanıtıdır.

Bu tür saldırılar geçen seneden beri yaşanıyor, ancak her seferinde faşist çete geri püskürtülüyordu. Önceki seneye nazaran sayısı azalan “Öğrenci Birliği” bu kez saldırıyı göğüsleyemedi. Bu birlik kendi içinde üretimsizlikten dolayı bir kısırlaşma yaşadı ve okulun son günlerine doğru zaten fiilen bitmiş olan birlik resmi olarak da son buldu.

Yaptığımız çalışmalardan ve aldığımız tutumdan dolayı okul içinde belli ileri güçlere ulaşmayı başardık. Önümüzdeki dönemde okulda çalışmalarımıza devam edeceğiz ve öğrenci gençlik içinde politika yapan, onları politikleştirmeye yönelen her türlü çaba meyvesini verecektir. Faşist çeteler ise her zaman olduğu gibi yine engel olarak çıkacaklar karşımıza. Onları kitleler nezdinde teşhir etmeye devam edeceğiz. Ancak yeri geldiğinde militan cevaplar vermekten de geri durmayacağız.

Okullardaki gerici-faşist saldırılara geçit yok!
Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!

Genç bir komünist/İstanbul



Saldırı yasasını sokaklarda yırtacağız!

Eğitimi sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda yeniden yapılandırmak için gündeme getirilen yeni yüksek öğrenim yasasını hayata geçirme planı hızlandırılıyor. Çeşitli gazetelerde çıkan haberlere göre, yasa tasarısı meclis alt komisyonunda görüşülmeden meclise getiriliyor.

Saldırıya karşı genç komünistlerce omuzlanan kampanya, henüz geniş gençlik kitlelerinin istenilen düzeyde güçlü bir karşı duruşunu örgütleyememiş olmakla birlikte, kendi durumunu, olanaklarını, hedeflerini netleştirmiştir. Yürütülen çalışma, yasanın kapsamını, saldırının asıl muhatabı olan işçi ve emekçilere belli ölçülerde taşıyabilmiş, yine gençlik içinde belli bir duyarlılık yaratılabilmiştir.

Öğrenci hareketi açısından genelde bir umutsuzluk teşkil eden tatil döneminden kampanyanın işçi ve emekçilere taşınması için yararlanmayı bilen genç komünistler, gittikleri yerlerde büyük bir ilgiyle karşılandılar. İmza kampanyası ve diğer materyalleri işlevli bir araç olarak kullandığımız oranda, kitlelerden bir sır gibi saklanarak hazırlanmış olan ve bugün de çeşitli manipülasyonlarla sunulan yasanın gerçek yüzünü işçi ve emekçilere gösterebildik. Dahası bu saldırının emperyalist kapitalist sistemden bağımsız ve İMF politikalarından kopuk olmadığını anlatabildik ve bu sayede güçlü bir teşhir faaliyetini hayata geçirebildik.

Bugün geldiğimiz nokta itibarıyla yaptıklarımızın yeterli olduğunu düşünmek elbette doğru değil, ancak ciddi bir mesafe katettiğimiz gerçeğini de görmek gerekiyor. Şimdi buradan alacağımız hızla ajitasyon-propaganda faaliyetini daha da yoğunlaştırmalı ve artık merkezi eylemleri örgütlemeyi önümüze koymalıyız.

Sermaye devletinin saldırıların hızını arttırmak yolundaki adımları, bizi, geniş gençlik kitlelerinin sağlam bir karşı duruşunu daha çabuk ve daha güçlü örgütlemeye çağırıyor. Gençlik kitlelerinin siyasal temsilcisi olmak noktasındaki iddialarımızı hayata geçirmek için elimizde biriken bu gücü ve imkanları kullanmalı, merkezi eylemlerin önünü açmalıyız.

Ekim Gençliği



Parasız eğitim talebiyle yürüttüğümüz çalışmamız sürüyor...

Çalışmamızı KESK genel kurullarına taşıdık

Üniversitede yeni yüksek öğrenim kanununa karşı yürüttüğümüz çalışmayı, okulların tatil olmasıyla birlikte semtlere, sendikalara ve kitle örgütlerine taşıdık.

Kurullarını yapacak olan SES, BES, Eğitim-Sen, Haber-Sen, Enerji Yapı Maden-Sen’in yönetimleriyle görüştük. SES yönetimi talebimize fazla ilgi göstermedi. Enerji Yapı Maden-Sen ise imza metinlerini bize verin, biz dolaştıralım dedi. BES, Haber-Sen ve Eğitim-Sen ise kurullarında imza standı açmamıza izin verdiler ve bizleri desteklediklerini söylediler. Ayrıca imza metnimizi kürsüden okumayı kabul ettiler.

BES'in kurulunda imza toplamak için standımızı açtık. Yoğun bir ilgi ve destekle karşılaştık. Konuşmalara geçilmeden önce paralı eğitimle ilgili hazırladığımız metin okundu. Hükümet komiserinin itirazına rağmen divan başkanı taleplerimizi desteklediğini söyledi ve metni okudu. Salondan yükselen alkış uzun bir süre kesilmedi. Kurula katılım fazla olmamasına rağmen 120 imza topladık.

Haber-Sen’de de imza standımızı açtık. BES’de olduğu gibi büyük bir ilgiyle karşılaştık. Kürsüden hazırladığımız metni okudular. Dolaştırdığımız imza metnine ise 100 imza topladık.

Eğitim-Sen Genel Kurulu’nda da imza masası açtık. Bizim için en iyi geçeceğini düşündüğümüz kurul eğitim emekçilerinin kuruluydu. Parasız eğitim talebi bizzat Eğitim-Sen’in tüzüğünde olduğu için, bu kurulda daha fazla ilgi ve destek bekliyorduk. İmza masasını yeni açmıştık ki, sivil ve resmi polisler standımıza saldırdılar. İmza metinlerimizi ve dövizlerimizi yırttılar. Tekme tokat saldırarak bir arkadaşımızı gözaltına almaya çalıştılar. Arkadaşımız götürülürken başka bir arkadaşımızın eğitim emekçilerine dönerek; “Biz sizlerin de sorunu olan paralı eğitime karşı imza topluyoruz, gelip bizi gözaltına alıyorlar, sizse sessiz kalıyorsunuz” demesi üzerine, eğitim emekçileri olaya müdahale ettiler. Bu tepki üzerine arkadaşımız serbest bırakıldı. Eğitim-Senüyelerinin bu soruna daha duyarlı olmaları gerekirken bize sahip çıkmakta yetersiz kaldılar. Bu saldırı özünde bizim çalışmamıza değil parasız eğitim talebine karşı yapılmıştır, eğitim emekçilerinin bunu gözeten bir duyarlılık içinde olmaları gerekirdi.

Çukurova Üniversitesi’nden
Paralı Eğitime Karşı Çıkan Öğrenciler



BES ve Haber-Sen kurullarında okunan mesaj...

Değerli kamu emekçileri,

Meclis gündeminde olan yeni yüksek öğrenim kanunu eğitimi parayla alınıp satılan bir hizmete dönüştürüyor. Böylelikle işçi ve emekçi çocuklarının eğitim hakları tamamen ellerinden alınıyor. Bu yasayla harç adı altında alınan “öğrenim ücreti” çok yüksek rakamlara çıkarılarak üniversiteler tamamen paralı hale getirilmek isteniyor. Böylece üniversiteler sermayenin sınırsız kullanımına açılıyor.

Bunun yanı sıra işçi ve emekçilerin yaşamlarını cehenneme çevirecek olan yeni yıkım politikaları hazırlanıyor. Yoksulluk, işsizlik, sefalet gün geçtikçe derinleşiyor ve içinden geçtiğimiz süreç birleşik örgütlü mücadeleyi her geçen gün daha çok dayatıyor. Böyle bir süreçte gerçekleştirdiğiniz genel kurulunuzda sizlere demokratik taban inisiyatifine dayalı bir seçim, gelecek dönemde ise 11 yıldır verdiğiniz grevli-toplu sözleşmeli sendika mücadelesinin devamında başarılar diliyoruz.

ÇÜ’den Paralı Eğitime Karşı Çıkan Öğrenciler



Harç saldırısına karşı ALGP etkinlikleri sürüyor...

Liselerin har(a)çlandırılmasına
izin vermeyeceğiz!

Sermaye devleti işçi ve emekçilerin suskunluğundan faydalanarak pervasız saldırılarına aralıksız devam ediyor. Bu fırsattan istifade eden düzen, özelleştirmenin ilk adımlarını atmak ve liseleri tamamen niteliksizleştirmek için saldırı adımlarından birini de liselere yöneltilmiş durumda.

Bizler de ALGP’liler olarak, hem bu saldırıları anlatmak, hem de aramıza yeni katılan arkadaşlarla ilişkilerimizi kalıcı hale getirerek bu saldırılara karşı birlikte ne yapabileceğimizi tartışmak üzere bir etkinlik düzenleme kararı aldık.

Hemen bir etkinlik programı oluşturduk ve programa yönelik ön hazırlık çalışmalarına başladık. Aramızda görev dağılımı yaptık. Görev alan arkadaşlarımız ilk kez döviz hazırlayacaklardı. İlk kez bir topluluğa şiir okuyacaklardı. İlk kez bir kurumla yer temin etmek için konuşacaklardı.

Etkinlik için kendi sınırlarımızı aşan bir kitle çalışması yaptık. Fakat çalışmamızın okulların kapanacağı son haftaya denk gelmesi katılımın beklediğimizden daha düşük olmasına yolaçtı. Etkinliğe 30’u liseli, toplam 40 kişi katıldı. Salonun duvarlarını “Liselerin harçlandırılmasına hayır!”, “Paralı eğitime hayır!”, “YÖK yasası geri çekilsin!” yazılı dövizlerimizle süsledik.

Etkinlik mevsimleri deviren şanlı Ölüm Orucu şehitleri nezdinde tüm devrim şehitleri için 1 dakikalık saygı duruşuyla başladı. İlk olarak ALGP’nin çalışmalarını ve neden kurulduğunu anlatan bir konuşma yapıldı. İkinci olarak bir şiir dinletisi sunuldu. Ardından ‘68’den bu yana gençlik hareketinin gelişimini, bugünkü saldırıları, görev ve sorumlulukları anlatan bir metin okundu. Grup Eksen türküleri ve şiirleriyle etkinliğimize renk kattı. Ardından bir şiir çalışması daha sunuldu. Ve liselerin harçlandırılması saldırısını konu alan bir tartışma yürütüldü. Tartışma oldukça renkli geçti. Etkinlik Grup Eksen’in halay parçalarıyla tamamladı.

Etkinlikte Ölüm Orucu Direnişi özel bir yer tuttu. Ölüm Orucu’nun ağırlığı, şiirlerde, türkülerde, konuşmalarda belirgin biçimde kendisini hissettiriyordu. Etkinlik sonunda kalan arkadaşlarla ‘96 Ölüm Orucu’nda hastaneye kaldırılanların yaşadıklarını anlatan “70. Gün” adlı film izlendi.

Etkinlik birçok eksikliğimizi ortaya çıkardı. Bizim için iyi bir deneyim oldu. Bundan sonraki çalışmalarımızda daha akılcı ve daha planlı ilerleyeceğiz.

İkinci döneme bültenimizin yeni sayısıyla gireceğiz. Etkili bir 8 Mart çalışması yapacağız. Ve üniversiteli arkadaşlarımızın başlatmış olduğu imza kampanyasını gündemimize alacağız. Şanlı Ölüm Orucu Direnişi’ni her fırsatta dillendirmeye devam edeceğiz.

Liselilerin har(a)çlandırılmasına izin vermeyeceğiz!
Devrimci tutsaklar onurumuzdur!
Yaşasın devrim ve sosyalizm!

ALGP çalışanları/İstanbul