08 Aralık '01
Sayı: 38


  Kızıl Bayrak'tan
  AB, ABD ve Türkiye
  "Terörle mücadele" bahanesiyle Filistin halkına kapsamlı kuşatma ve saldırı
  İşgal suçtur, caniliktir
  Ekonomide daralma ve kitlesel yoksullaşma
  Yoğunlaşan devlet terörü ve hedefleri
  Emperyalist savaşın yeni hedefi Irak
  Zor dönem zorlu görevler
  1 Aralık eylemleri ışığında sınıf hareketinin imkan ve ihtiyaçları
  1 Aralık eylemleri
  ABD'ye destek halklara ihanettir
  Devlet bastırıyor, İmralı Partisi yalvarıyor!
   Mücadele Postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Irak operasyonu ve Kürt teslimiyetçiliği...

ABD’ye destek halklara ihanettir

Y. Maden

Teslimiyetçi platform özünde, devrimci değerlerin ve kazanımların düzene teslimi ile beraber Kürt halkını düzene bağlama gibi bir misyonu taşımaktadır. Kürt halkının devrimci mücadeleye dönük her türlü beklentisinin kırılmasıyla birlikte, ABD’den ve sermaye devletinden kırıntı bekler konuma düşürülmesi bu çizginin varoluş biçimidir. Son iki yılın tablosu bunun sayısız ve bir o kadar da pervasız örnekleriyle doludur. Bu teslimiyetçi çizginin son ürünü, daha öncekilerinin de mantıksal bir uzantısı olarak, ABD’nin Irak operasyonu planına destek sunmak utanç verici tutumu olmuştur. Böylelikle düzen saflarında devrimi boğma gibi uğursuz bir role soyunanlar, şimdilerde açıktan halklara düşmanlık çizgisine yuvarlanmışlardır. Bir kez daha söyleyelim ki, bu İmralı çizgisinin ruhu ve özüdür.

ABD’nin Irak’a dönük operasyon hazırlıkları çerçevesinde düzen medyasında dillendirilen plan teslimiyetçi platformun iştahını kabartmış görünüyor. Güney Kürdistan’ın Irak’tan koparılarak bir Kürt özerk bölgesi biçiminde Türk devletine verilmesi yönlü plan bu iştahın nedeni durumundadır. Teslimiyetçi platform, ABD’nin Irak’a dönük saldırganlığından açıktan medet umabilmektedir. ABD’nin Irak’ı yerle bir etmesiyle Kuzey Irak’ta oluşturulacak bir Kürt devletine bel bağlanmakta, Kürt halkı böylesi bir girişimin başarıya ulaşması için çaba göstermeye çağrılmaktadır. Bu bırakalım devrimci konumdan uzaklaşmayı, ilerici değerlerden dahi tümden kopmak demektir. Soysuzluk ve onursuzluk demektir, açıktan halklara düşmanlığı bir değer haline getirmek demektir.

MGK’nın düğmeye basmasıyla HADEP’e karşı estirilen terör sonrasında çıktığı TV programında kardeş Öcalan’ın söyledikleri, bu karşı-devrimci çizginin güncel konumuna tüm çıplaklığıyla ayna tutmaktadır. Kardeş Öcalan yaptığı konuşmada; emperyalist çıkarlar ve hesaplar uğruna Afganistan’ı yerle bir eden, binlerce insanı vahşi biçimde katleden emperyalist savaş koalisyonuna açıkça ilerici bir misyon biçiyor. Afganistan’daki emperyalist savaşı olumlarken, onu ABD’nin İslami radikalizme yanıtı olarak sunuyor. Türk devletinin bu gerçeği göremeyerek, gelişmeleri Kürtlere dönük saldırganlığın bir bahanesi yaptığından yakınıyor. Çarpıtma, gerçekleri hayali kurgularla değiştirme, teslimiyetçi Kürt platformunun bilinen yöntemidir. Bu sonucusu bunun en kaba ve utanç vericiörneklerinden biri olmalıdır. Emperyalist savaş cephesinden tüm kirli hesapların ve pazarlıkların gözler önünde yaşandığı bir gelişmeyi alıp başka türlü sunmak ve daha bir de Türk devletini “gerçekleri görememek”le eleştirmek şaşkınlığın değilse çukura batmışlığın bir göstergesidir.

Kardeş Öcalan konuşmasının devamında Türk devletini suçlamaya devam ediyor. Ama bu suçlama temelde Türk devletine karşı ABD saflarında durularak yapılıyor. Çünkü teslimiyet platformu tüm umudunu kirli ve kanlı emperyalist savaşa bağlamış durumdadır. Söylenenler, ABD’nin Irak’a dönük kirli planlarının “Kürt ulusal özgürlük hareketinin gelişiminin ivme kazana(dıra)cağı, Kürtlerin statü sahibi ol(acağı)” türünde gerici hayalleri beslediğini gösteriyor. Bu durumda Türk sermaye devleti de, kirli bir emperyalist savaşın katacağı bu “ivme” ve “statü”nün önüne geçmekle suçlanmaktadır. Teslimiyetçi platformun vardığı yer işte budur. Bu konumun ise Afganistan’ın çapulcu Kuzey İttifakı ile özünde herhangi bir farklılığı bulunmamaktadır.

Göründüğü kadarıyla teslimiyetçi platform, olası bir Irak savaşında Amerikan’ın Güney Kürdistan’daki gönüllü maşalığına soyunmaktadır. Emperyalizmden “statü” ve “gelişim ivmesi” umanların düştüğü bataklık işte budur.

Kardeş Öcalan, sermaye devletinin HADEP üzerinde estirilen terörü, sözkonusu “statü” ve “gelişim ivmesi”nin önüne geçebilmek için kullandığını belirtiyor. Oysa son bir haftadır ABD-TC arasında yoğunlaşarak süren gizli pazarlıklar sonucu, sermaye devleti bir takım kırıntılar karşılığında Kuzey Irak’ta yeni bir “statü” kurulmasına meyil duruma gelmiştir. Hatta denilebilir ki, HADEP operasyonları da bu “statü”nun kurulmasının bir parçasıdır. Öyle ki içte tam teslimiyet çizgisinde kullanıma hazır bir Kürt kozu ile Güney Kürdistan’ın Irak’tan parçalanarak ilhak edilmesi şu sıra medyada sıklıkla ifade edilen bir plandır. İmralı çizgisinin böyle bir kullanıma zaten gönüllü olduğu biliniyor (İmralı savunmaları bunu açıkça öneriyordu). Dolayısıyla, emperyalist savaş makinasını eteklerinde tutunarak kırıntı elde etme hayalleri kuranların, devletin elinde bir piyon durumuna gelmeleri de kaçınılmaz olacaktır.

Kardeş Öcalan son olarak Türk devletinin her türlü engelleme çabasına karşın “Kürtlerin ciddi çaba içinde olmaları durumunda böyle bir gelişmenin ortaya çıkmasının mümkün olduğu”nu belirterek, dolaylı olarak Kürt halkına ABD’nin Irak’a dönük saldırı planına destek sunma çağrısı yapıyor. Yani Kürt halkını da gömülmeye gönüllü oldukları bataklığa çağırıyor.

Tercih Kürt halkınındır. Ya bu teslimiyetçi çizginin peşinden gidilip Barzani ve Talabani türünden bir ABD uşaklığı seçilecek, ya da emperyalizme ve işbirlikçi efendilerine cephe alınıp gerçek bir özgürlüğün yolu tutulacak.



ABD’ye bağlanan umutlar...

PKK yönetimi Amerikan saldırganlığını destekliyor

(...) Öcalan, İstanbul’daki baskınların MGK’nin Kasım ayı toplantısında alınan karar gereği başlatıldığını ve bu baskı uygulamalarının endişe verici olduğunu vurguladı. Baskıların yasalara ters düşen uygulamaları önlemekten çok, Kürt ulusal demokratik hareketini bastırmayı amaçladığını dile getiren Öcalan, “İyi biliyoruz, ABD’ye karşı 11 Eylül’de düzenlenen saldırılar bütün dünyayı etkilemiştir. ABD önderliğinde terörizme karşı geniş bir ittifak oluşmuştur. Bu ittifakın esas amacı da daha çok radikal İslam hareketinden kaynaklanan şiddeti önlemedir. Türkiye işin gerçeğini göreceğine, bu mücadeleyi Kürt halkının özgürlük ve demokrasi mücadelesini bastırma gerekçesi yapmaya yönelmiştir. ‘Fırsat bu fırsattır’ deyip Kürt halkının meşru özgürlük taleplerini bastırmayı tuuml;m politikalarının merkezine oturtmuş bulunuyor” dedi. (...)

Öcalan, mevcut baskıların bir nedeninin de Irak ve Güney Kürdistan’daki hareketlilik olduğunu vurguladı. ABD önderliğinde Irak’a müdahale için hazırlık yapıldığını, bu müdahalenin er geç gerçekleşeceğini ifade eden Öcalan, bu gelişmeler içerisinde, Türkiye’nin ise Irak’a müdahale durumunda Kürt ulusal özgürlük hareketinin gelişiminin ivme kazanacağı, Kürtlerin statü sahibi olmasının kaçınılmaz kılınacağını gördüğünü ve bunu önlemeye çalıştığını dile getirdi. Öcalan, bu konudaki görüşlerini şöyle ifade etti: “Türkiye, işte böylesi bir müdahalede hem Kürt halkının özgürlük mücadelesinin daha da büyümesini engellemek, hem de mevcut gelişme düzeyini geri çekmek için kendi içinde baskıları gündemeştirmiş, yoğun baskı uygulamalarına girişmiştir. Mevcut baskıların bir diğer nedeni de Güney Kürdistan’a yapacağı müdahalede gerisini rahat tutmaktır.” (...)

PKK Başkanlık Konseyi Üyesi Osman Öcalan, MHA’nın, ABD’nin, Irak’a müdahale durumunda Türkiye’nin de yer alması karşılığında Musul ve Kerkük’ü verme istemini nasıl değerlendirdiği sorusuna ise “ABD’nin Türkiye’ye girin demesiyle, Türkiye’nin girme amacı birbirinden farklıdır” yanıtını verdi. ABD’nin Irak’la ilgili çok çeşitli senaryoları bulunduğuna vurgu yapan Öcalan, bu senaryolardan birisinin, Türkiye’yi dışarıda tutarak, bir Kürt devleti oluşumunun olanaklarını yaratma olduğunu belirtti. Bu durumun Türkiye açısından kabulünün zor olduğunu söyleyen Öcalan, gelişmelere ilişkin olarak şunları aktardı: “O zaman, Türkiye’yi sorumluluk altına sokmak istiyor. Yani Musul-Kerkük petrollerinden belli bir pay vererek, yine Güney’de yaratılacak Kürt oluşumunu da içinde tuarak, bu sorunu çözerek Türkiye engelini aşmak istiyor. Bu senaryo üzerinde çalışıyor. Şayet Türkiye, Güney Kürdistan’da bir Kürt devlet oluşumunu kabul etmez ve yine belli bir petrolde pay almak karşılığında ABD’nin Irak üzerindeki politikasını desteklemezse, Türkiye’yi dışarıda bırakma senaryosunu gündemleştirecektir. Bu da ikinci senaryo olan Ürdün üzeri bir müdahaleyi gerçekleştirecektir. ABD Irak’ın bir kesimini Ürdün ile birleştirirken, diğer bir kesimini de yani Güney Kürdistan’ı, kendi içinde bir devlet oluşumuna doğru yöneltmek istiyor. Durum halen netlik kazanmamıştır. Türkiye bu durumdan çekindiği için son günlerde politikasını değiştirme yönünde açıklamalar yapıyor. ABD ile birlikte hareket etmek istiyor. Müdahaleye karşı çıkma yerine onun içinde yer alarak Guuml;ney Kürdistan’daki gelişmeleri sınırlandırmayı amaçlıyor. Kürtlerin güçlü bir statü sahibi olmasını önleme ve yine Irak üzerinde çıkar sağlama politikasına yöneliyor.”

ABD’nin herşeyden önce Türkiye’den farklı olarak Irak’ta bir Kürt oluşumunu gündemine aldığını belirten Öcalan, Kürtlerin ciddi çaba içinde olmaları durumunda böyle bir gelişmenin ortaya çıkmasının mümkün olduğunu dile getirdi. Türkiye’nin içine girerek gelişmeyi önlemek istediğini, aslında özünde bir kabullenme olmadığını belirten Öcalan, bu noktada tekrar ABD ile Türkiye’nin arasında sorunların yaşanmasının da mümkün olduğuna işaret etti. Türkiye’nin işin içine sokularak bu planın kabul ettirilmesi yolunun deneneceğini ifade eden Öcalan, Türkiye’nin ise işin içine girerek, bastırmayı amaçladığını söyledi. Öcalan, devamında şunları vurguladı: “Türkiye gelişmeleri önlemeye dönük işgal hareketini amaçlıyor. ABD ise işin içine girerek sorumluluk alarak Kürtlerin bir statü sahibi olmasının ancak böyle mümkün olacağını, yani ancak bazı tavizler bazı çıkarlar karşılığında Türkiye’nin kendi planına evet demesini sağlamak istiyor. Biraz birbirinden farklıdır. Yani ABD’nin Türkiye’ye girin demesiyle, Türkiye’nin girme amacı birbirinden farklı. Dolayısıyla bu yeni sorunlara yol açacak ve önümüzdeki günlerde hem Irak, hem Güne Kürdistan hareketli olacaktır.”(Özgür Politika, 02-Aralık 2001)

(Başlıklar bize aittir-SY Kızıl Bayrak)