08 Aralık '01
Sayı: 38


  Kızıl Bayrak'tan
  AB, ABD ve Türkiye
  "Terörle mücadele" bahanesiyle Filistin halkına kapsamlı kuşatma ve saldırı
  İşgal suçtur, caniliktir
  Ekonomide daralma ve kitlesel yoksullaşma
  Yoğunlaşan devlet terörü ve hedefleri
  Emperyalist savaşın yeni hedefi Irak
  Zor dönem zorlu görevler
  1 Aralık eylemleri ışığında sınıf hareketinin imkan ve ihtiyaçları
  1 Aralık eylemleri
  ABD'ye destek halklara ihanettir
  Devlet bastırıyor, İmralı Partisi yalvarıyor!
   Mücadele Postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 

Kızıl Bayrak'tan

Kasım’da açıklanan tasarruf tedbirlerini uygulamaya sokacak genelgeler de yayımlandı. Alelacele İMF teftişi öncesine yetiştirilen genelgeler, tasarrufun yine işçinin-emekçinin sırtından yapılmak istendiğinin belgeleri durumunda.

Bir kısmı emeklilik adı altında olmak üzere, on binlerce işçi işten çıkarılacak. Bunların bir kısmı kapatılması planlanan fabrikaların işçileri. Fakat önemli bir kısmı da Telekom gibi faaliyetini sürdüren ve sürdürmek zorunda olan işletmelerden. Sigorta ve sendika hakkını kullanabilen ve istikrarlı bir çalışma sonucu belirli bir ücret düzeyine ulaşmış bu işçilerin tasfiyesi, aslında sendikal örgütlenmelerin kamudan da tasfiyesi amacına hizmet edecek. Ve sigortasız çalıştırmanın buralarda da yerleştirilmesine. Bu ikisinin yokluğu koşullarında ise asgari sefalet ücreti dayatılmış olacak. Bu güne dek, devlet işletmelerinin pek çoğunda kamunun işçi azaltması işletmeye taşeron sokulmasıyla paralel yürütüldü. Taşeron işçilerse her yerde olduğu gibi kamu işletmelerinde de sendikasız, sigortasız, sefalet ücretiyle çalıştırılmakta. En bariz &oum;rneklerden biri hastaneler. Devlet ve üniversite hastanelerinin temizlik ve yemek hizmetleri çoktandır taşerona devredilmiş durumda. Taşeronun işi hayır için yapacağı düşünülemeyeceğine göre burada hastanenin bir tasarrufundan söz etmek mümkün değildir. Bir tasarruf varsa o da işçi adı altında köle çalıştıran taşeron firma için söz konusudur. Bugün topluma tasarruf adı altında dayatılmaya çışılan soygun da farklı değildir. Binlerce işçisini bir an önce kapı dışarı etmeye hazırlanan Telekom’da, kimsenin kuşkusu olmasın ki taşeron anlaşmaları çoktan kotarılmış, rüşvetler çoktan harcanıp bitirilmiş durumdadır. İşçi ücretlerinden çok daha fazlası taşeron firmalara akıtılacağından harcamada bir tasarruf burada da söz konusu olmayacaktır.

Zaten pek çok yolsuzluk soruşturmasıyla kanıtlandığı gibi, devlet için sorun olan esasta harcamalar değil, nereye harcandığıdır. Devlet kaynaklarını yıllar boyu hortumlayanlar yerlerini ve işlerini korurken, ücreti hiç bir zaman hizmetini karşılamamış olan işçilerin tasfiyesinden beklenen tasarrufun ne menem bir şey olduğu açıktır.

Böylesine aç gözlü, hırslı, saldırgan davranmasına rağmen, sermaye devletinin yine de emperyalist efendilerini memnun edemediği anlaşılıyor. Yine bir teftiş için Türkiye’de bulunan İMF heyetinin tasarruf tedbirlerini yeterli bulmadığı söyleniyor. Saldırı programları İMF’den habersiz hazırlanmadığına göre, bu açıklamayı, saldırının açıklananlarla sınırlı olmadığı, arkasının geleceği şeklinde anlamak gerekiyor.

Bütün bu gelişmeler, sınıf tabanında hakim olan “sonuç alıcı bir mücadele gerektiği” fikrinin önemini ve 1 Aralık’ın neden başlangıç olarak görülmesi, mücadelenin arkasının neden getirilmesi gerektiğini de gösteriyor.

Şimdi, zaman geçirmeden saldırıya gerekli yanıtın verilmesiyle uğraşmak gerekiyor. Bürokratlar tükürdüğünü yalamadan, genel iş bırakma kararını almaya zorlamak gerekiyor.