08 Aralık '01
Sayı: 38


  Kızıl Bayrak'tan
  AB, ABD ve Türkiye
  "Terörle mücadele" bahanesiyle Filistin halkına kapsamlı kuşatma ve saldırı
  İşgal suçtur, caniliktir
  Ekonomide daralma ve kitlesel yoksullaşma
  Yoğunlaşan devlet terörü ve hedefleri
  Emperyalist savaşın yeni hedefi Irak
  Zor dönem zorlu görevler
  1 Aralık eylemleri ışığında sınıf hareketinin imkan ve ihtiyaçları
  1 Aralık eylemleri
  ABD'ye destek halklara ihanettir
  Devlet bastırıyor, İmralı Partisi yalvarıyor!
   Mücadele Postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
1 Aralık eylemleri...

İzmir: Eyleme 15 bin emekçi katıldı...

1 Aralık öncesi eyleme hazırlık ve çağrı amaçlı ilk “ciddi” çalışma olan EP’nun yaptığı salon toplantısı dışta tutulursa, sendika ve kurumların panolarına iliştirilen mitinge çağrı afişlerinin dışında, 1 Aralık öncesi bürokratlar tarafından sessiz sedasız geçiştirildi. Mitinge çağrı amaçlı çalışmaların mitinge katılacak parti ve kurumlara devredilmesi ise ibret vericiydi.

Bir yıl önce yapılan kamu emekçilerinin iş bırakma eylemi ile kıyaslandığında, eylemin hafta sonuna denk gelmesine rağmen yaklaşık 15 bin kişinin katılımıyla gerçekleşmesi, EP açısından tablonun vehametini göstermektedir. Öte yandan, eyleme katılımı sağlamak için anlamlı bir çalışma yapmayan, hava boşaltma mantığıyla hareket eden sendika bürokrasisine rağmen, gerçekleşen katılım oldukça anlamlıdır. Sendika bürokrasisine duyulan güvensizliğe rağmen alana inen binlerce işçi ve emekçi mücadele istek ve azmini bu ihanetçi güruha göstermiştir.

KESK diğerlerine göre kitlesel bir katılım gerçekleştirdi. En kitlesel katılan sendika Eğitim-Sen oldu. DİSK ise en kitlesel katılımı yaklaşık 500 kişilik Genel-İş kortejiyle gerçekleştirdi. Türk-İş’in kitlesel kortejlerini ise Demir Yol-İş, Yol-İş, Belediye-İş, ve Türk Gıda-İş oluşturuyordu

“İşçi memur el ele genel greve!”, “Genel grev genel direniş!” solganlarının öne çıkmasına rağmen coşku zayıftı.

SY Kızıl Bayrak/İzmir

Adana: Sendika ağaları protesto edildi

Katılımcılar bulundukları yerlerden yürüyüşe geçerek, saat 12:00’de Uğur Mumcu Meydanı’nda yerlerini aldılar.

İlk olarak EP bileşeni ATO Başkanı Rıza Mete konuştu. Halkın ne kadar zor durumda olduğunu, hükümetin istemlere cevap veremediğini, yoksulluk ve sefaletin derinleştiğini dile getirdi. Daha sonra kürsüye çıkan Resul Akay kitle tarafından slogan, ıslık ve yuhalamalarla protesto edildi. Konuşması sırasında, “Kahrolsun faşizm!” ve “Faşizme karşı omuz omuza!” sloganları gür bir şekilde atıldı. Daha sonra Türk-İş Bölge Başkanı konuşma yaptı. Onun ardından ise Adana’da satılmışlığıyla ünlü sendikacı Nazmi İncesoy Hak-İş adına söz aldı. DİSK’li işçiler slogan ve yuhalamalarla İncesoy’u protesto ettiler. İncesoy protestolar nedeniyle konuşmasını yarıda bıraktı. Bunun üzerine KESK dönem sözcüsü mitingin bittiğini duyurdu.

Mitingte; “Kahrolsun İMF, bağımsız Türkiye!”, “Emperyalist savaşa hayır!”, “Savaşa değil emekçiye bütçe!”, “Zam zulüm işkence işte faşizm!”, “Genel grev genel direniş!”, “İşçi memur elele genel greve!, “Parasız eğitim parasız sağlık!”, “İçerde dışarda hücreleri parçala!”, “Hücre ölümdür izin vermeyelim!”, “Yaşasın Ölüm Orucu Direnişimiz!” sloganları atıldı
Komünistler olarak “Emperyalist savaşa hayır!”, “Herkese iş, tüm çalışanlara iş güvencesi!”. “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz,!”, “Yaşasın devrim ve sosyalizm!”, “Yaşasın işçilerin birliği, halkların kardeşliği!” şiarlarının yazılı olduğu dövizlerle ve genel sorunları işleyen kuşlarla alana müdahalede bulunduk.

Eyleme katılım beklenenden düşüktü. Eylem öncesi yeterince çalışma yapılmaması bunun en önemli nedenlerinden biri. Emek Platformu eyleme bir gün kala sınırlı sayıda “mitinge çağrı” bildirisi dağıttı.

SY Kızıl Bayrak/Adana

Sivas’ta coşkulu eylem...

1 Aralık öncesi yürüyüş yapılması kararlaştırıldığı halde, KESK dışındaki sendikalar eylem alanı olan Cumhuriyet Müzesi önünde toplandılar.

KESK (Eğitim-Sen) alınan karara uyarak yürüyüşü gerçekleştirdi. Yürüyüş KESK binasının önünden başlatıldı. Biz de KESK kortejinde yerimizi aldık. “Savaşa değil emekçiye bütçe!”, “Susma, sustukça sıra sana gelecek!”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!”, “Direne direne kazanacağız!”, “Genel grev-genel direniş!” vb. sloganlar atıldı.

Yaklaşık 600 kişinin katıldığı eylem basın açıklamasının hızla okunmasıyla bitirilmeye çalışıldı. Sendika bürokratlarının bu tutumuna rağmen kitle eylem boyunca sloganlarını coşkulu ve kararlı bir şekilde attı.

Sivas’tan SY Kızıl Bayrak okurları

Kayseri’deki eyleme bin kişi katıldı...

Kayseri’de 1 Aralık eylemi Veterinerlik Fakültesi’nin önünde saat 12:30’da yürüyüşle başladı. Geçmişte bu kentte eylemler KESK tarafından organize edilir, diğer işçi ve memur sendikaları katılmazlardı. Bu kez Tes-İş, Harb-İş, Genel-İş, Büro-Sen, Türk Eğitim-Sen, Türk İmar-Sen, Memur-Sen, Bem Bir-Sen de katıldılar. Çağrıcı sendikaların fazla olmasına rağmen katılım zayıf oldu. Mitinge yaklaşık bin kişi katıldı.

KESK dışındaki sendika kortejleri cansızdı. Eylemde, “İMF defol, bu memleket bizim!”, “Direne direne kazanacağız!”, “Parasız eğitim, parasız sağlık!”, “Söz yetki karar çalışanlara!”, “Yaşasın halkların kardeşliği!” sloganları atılırken, devrimcilerin yeraldığı kortejden “İçerde dışarda hücreleri parçala!”, “Yaşasın Ölüm Orucu Direnişimiz!”, “Devrimci tutsaklar onurumuzdur!” sloganları haykırıldı. Yürüş Fuar alanında çekilen halaylarla sona erdi.

SY Kızıl Bayrak/Kayseri

Trabzon: Geçen yılkine göre daha zayıf...

Emek Platformu’nun düzenlediği 1 Aralık eylemi yaklaşık bin kişinin katılımıyla gerçekleşti.

TEDAŞ önünden başlayan yürüyüş miting alanı olan Belediye Meydanı’nda sona erdi. Eylemde; “İMF defol, bu memleket bizim!”, “Genel grev-genel direniş!”, “Yaşasın sınıf dayanışması!”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!”, “Savaşa değil eğitime bütçe!” vb. sloganlar sıkça atıldı. Gerek katılım, gerekse emekçilerin mücadele kararlılığını ifade etmesi açısından zayıf bir eylem olarak gerçekleşti. Geçen yılki 1 Aralık eylemiyle kıyaslandığında, sendika bürokrasisinin sınıf mücadelesi üzerindeki olumsuz etkisinin açık bir göstergesi oldu.

SY Kızıl Bayrak okuru/Trabzon



İstanbul’da 7 bin emekçi alanlarda haykırdı:

“Genel grev, genel direniş!”

1 Aralık günü Türkiye genelinde yapılan “Yolsuzluğa, yoksulluğa, işsizliğe ve savaşa hayır!” mitinginin İstanbul ayağı beklenenden az bir katılımla gerçekleşti. Perpa ve Şişli’den olmak üzere iki koldan yürüyüşe başlayan 7 bin emekçi, yürüyüş sonunda Şişli Abide-i Hürriyet meydanında toplandı.

Mitinge katılan sendikalar ve kitle örgütleri: KESK’e bağlı Eğitim-Sen, Tüm Bel-Sen, SES, Tarım Orkam-Sen, Haber-Sen, Enerji-Yapı Yol Sen, BES, Bank-Sen.

DİSK’e bağlı Basın-İş, Birleşik Metal-İş ve bu pankartın arkasında Isuzu işçileri, Anadolu Lombardini işçileri, Pon işçileri, Pancar Motor işçileri, direnişteki Göktaş işçileri, Genel-İş, Lastik-İş, Limter-İş, Nakliyat-İş.

Türk-İş’e bağlı Hava-İş, Petrol-İş, Tek Gıda-İş, Harb-İş, Türk Metal, TEKSİF, Basın-İş, Liman-İş, TOLEYİS, Türkiye Denizciler Sendikası, Kristal-İş, Tez Koop-İş, Tarım-İş, Orman-İş, Selüloz-İş, TÜMTİS, Türk Kamu-Sen, Hak-İş.

TMMOB, İHD, TAYAD, Halkevleri ve reformist partiler de katılımcılar arasındaydı. TUYAB eyleme anlamlı bir katılım sağladı. Devrimci yapıların katılımı zayıflığı ile dikkat çekiyordu.

Mitinge komünistler “Emperyalist savaşa hayır!/Kızıl Bayrak” ve liselilerin açmış olduğu “Eşit, parasız, bilimsel, anadilde eğitim!” pankartlarıyla katıldılar. Yoğun kuşlama ve bildirilerle eyleme etkin bir müdahalede bulundular.

Coşkunun fazla yansımadığı eylemde öne çıkan sloganlar şunlardı: “Genel grev, genel direniş!”, “İMF defol bu memleket bizim!”, “Savaşa değil emekçiye bütçe!”, “Zafer direnen emekçinin olacak!”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!”, “Hükümet istifa!”, “Yaşasın işçilerin birliği!” vb. Ayrıca KESK kortejinden yoğun ve coşkulu olarak “İçerde dışarda hücreleri parçala” sloganının yükselmesi dikkat çekti.

Bayram Meral’in konuşmasına karşı emekçilerden bireysel tepkiler yükseldi. Emekçiler alanda miting havasından uzak bir biçimde dağınık olarak durdular. Eylem henüz bitirilmeden alandan gruplar halinde ayrılmalar yaşandı. Sendikaların katılımı örgütlemek için ön çalışma yapmamaları, hem katılım hem de coşku anlamında eylemin zayıf geçmesinin en önemli nedeni. Hava koşulları da katılımı önemli ölçüde etkiledi.

SY Kızıl Bayrak/İstanbul



1 Aralık İstanbul eyleminde işçi-emekçilerle konuştuk...

“Bireysel hiçbir mücadele kurtuluşa götürmez!”

Eylemi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Birleşik Metal-İş üyesi: Katılım fena değil. Bizim sendikanın katılımı iyi. Türk-İş’in katılımını bilmiyorum. Görevli olduğum için alanı tam gözlemleyemedim.

Yol-İş üyesi: Bu ülkedeki ekonomik şartları hepimiz biliyoruz. İşsizlik, yoksulluk... Ben bir emekçi olarak duyarlı arkadaşların buraya gelmesinden dolayı çok memnunum.

Eğitim-Sen 8 No’lu Şb. üyesi: Aslında gecikmiş bir eylem. İMF’nin dayattığı, işçi ve emekçilere yaşam hakkı tanımayan 2002 bütçesine karşı gecikmiş, ama yerinde bir eylem.

1. Basın-İş üyesi: Harika, çok güzel.

2. Türk-İş üyesi: Eylem çok güzel bence.

Dok Gemi-İş üyesi: Bunlar zaten olması gerekenler.

Emekli: Eylemlerle bir şey değişmiyor gördüğünüz gibi. Daha ileri gitmek lazım. Saldırılar toplum içinde etki yapıyor. Bizim de buna karşı tavır almamız lazım. Genel greve gidilmesi lazım. Genel grevle bir balyoz gibi iktidara ve onun işbirlikçilerinin beynine vurmak lazım. Yoksa bizi duymuyorlar. Kıstırmaya çalışıyorlar.

1. Türk-İş üyesi: Biraz kaba konuşacağım ama, ben beni seçemediğim için mitingi de seçemedim ki. Kime sesleniyorsun? Kime bağırıyorsun? Eskiden diktatör hükümetler vardı. Şimdi Türkiye’de zaten bu uygulanıyor. Aziz Nesin boşuna demedi, %60’ı aptaldır diye. Niye derseniz, ben beni seçemediğim için aptalım.

Katılımı yeterli buluyor musunuz?

1. Basın-İş üyesi: Değil aslında.

Yol-İş üyesi: Yeterlidir. Türkiye’de şunu gördük sadece; emekçi, çalışan kesimin dışında kimse alanlara inmiyor. Bu da en büyük eksikliğimizdir. Bir yurttaş olarak, bir vatandaş olarak herkesin bu alana inmesi gerekir. Bu katılım işçi ve memur sendikalarının bünyesinde yeterlidir bence. Kendi alanımızda yeterli, ama herkesin inmesi gerekir. Öğrencisiyle, esnafıyla, işçisiyle, memuruyla...

Türkiye’de gündemler değişkendir. Siyasilerin partizanlığı vardır. Bu ülkede partizanlık olduğu sürece hiç kimse bu alana inmeyecek. İnen insanlar biraz bilinçli olan, işçi sınıfına daha yakın olan, ilgisi olan insanlardır. Bu ülkeyi bu hale sokan işçi değil, memur değil, esnaf değil, köylü değildir. Bunu yapan azınlık bir sınıf vardır, burjuvazi vardır.

2. Türk-İş üyesi: Katılım yeterli. Ama daha çok olmasını isteriz.

Eğitim-Sen 8 No’lu Şb. üyesi: Katılım havanın kötü olmasına rağmen fena değil. Ama daha kitlesel, daha coşkulu eylemlerin başlangıcı olması gerekiyor bu eylemlerin. Yoksa biz biliyoruz ki, ülkemizde hükümetler demokratik tepkilere karşılık vermiyor. Dolayısıyla bu eylemliliklerin sürekli olması gerekiyor. Ta ki hükümeti yıkana, alaşağı edene kadar alanlarda olmalıyız. Kürsüden de söylendiği gibi emeğin programını hayata geçirene kadar mücadele etmemiz gerekiyor. Gerçi emek eksenindeki bileşenler tam olarak biraraya gelmiş değil. Bu sıkıntı yaşanıyor, ama umarım bu eylemlilik süreci onları da düşünmeye sevkeder ve ortak hareket ederler.

Eğitim-Sen üyesi: Hayır katılım son derece düşük. Çalışanlar alanlara sahip değil. Çalışanların mutlaka alanlarda olması gerektiğini düşünüyorum.

Emekli: İnsanların buraya gelerek mücadelesine sahip çıkmasını anlamlı buluyorum, ama bu yetmiyor. Durum daha ileri gidilecek bir dereceye gelmiş. Türkiye işgal edildi. Uşaklarıyla beraber oturuyorlar. Onlar kahvelerini içerken biz yağmur altındayız. Aldıkları vergilerle onlar zevk yaparken, halk eziliyor. Ben SSK’dan ilaç alamıyorum. Devlet buraları dağıtıyor. Devlet herşeyi bırakmış ABD’den gelen yemliği, krediyi bekliyor. Onlar zaten Türkiye’nin bütün kaynaklarını eline almış, ona göre hareket ediyorlar. Bunlar Türkiye için çare değildir. Ancak ezilen ve sömürülen halk bunu düzeltecek ve bunlara karşı direnmemiz lazım.

Dog Gemi-İş üyesi: Gördüğüm kadarıyla yeterli sanırım.

2. Basın-İş üyesi: Aslında hiçbir zaman yeterli olmuyor. Gene de yağmura rağmen yeterli.

Neden katılım az oldu sizce?

Eğitim-Sen üyesi: Bu biraz da önderlik işidir aslında. İşçi-emekçilerin önderlerinin pasif kalmasından kaynaklanıyor. Etkin, yeterli eylem önlerine koyamadıklarından kaynaklanıyor.

1. Basın-İş üyesi: İnsanlar eyleme geldikçe darbe yiyor. Cop yiyor, tutuklanıyor. Bundan kaynaklanıyor. Bir de havanın kötü olmasından kaynaklanıyor.

Katılım beklenin altında oldu. Saldırıların arttığı bu süreçte siz bunu neye bağlıyorsunuz?

Birleşik Metal-İş üyesi: Tabii ki burjuvazinin iktidarına bağlıyorum.

Sizce çözüm nedir?

Birleşik Metal-İş üyesi: Çözüm siyasallaşmakta. Ekonomik mücadelede işçi sınıfı yenildi. Çözüm siyasi mücadelede.

1. Basın-İş üyesi: Eylemlere katılacağız, yürüyeceğiz, bağıracağız. Ama insanlar duyarsız davranıyorlar. Daha duyarlı olmamız lazım. Bu mitingler izinli oluyor. Ben isterdim ki evde çoluk-çocuk kalmasın. Ben üç gündür evde yatıyordum, ama çıktım geldim. Kar, kış dinlemedim, dinlemeyeceğim de. Sonuna kadar direneceğim.

2. Basın-İş üyesi: Çözüm işçilerin ve herkesin bir şekilde örgütlenmesi, örgütlü mücadele, başka türlü kurtuluş yolu yok. Bireysel hiçbir mücadele kurtuluşa götürmez.

Eğitim-Sen üyesi: Çözüm birlikte etkin eylemliliklerden geçiyor.

1. Türk-İş üyesi: Bence çözüm çok zor. Umutsuz değilim, ama Türk halkı olarak çok zor. Eğitimsiz kalmışız, bilinçsiz kalmışız. Bir aydınımız yüzde bilmem kaçı aptal diyorsa, bunun altında bir şey vardır. Halk olarak dinimizi bir kenara bırakıp birleşmemiz gerekirken, özellikle o konuyu önde tutuyoruz.



BOSSA 4 işyeri temsilcisi Ali Sarsu ile konuştuk...

1 Aralık’tan
genel grev bekliyoruz!

1 Aralık’a dönük ne gibi çalışmalar yapılıyor? Eylemden ne bekliyorsunuz?

Tabii ki genel grev bekliyoruz. 1 Aralık eylemi Emek Platformu’nun sivil toplum örgütleriyle birlikte gerçekleştirdikleri bir miting alanına dönüştürülecek. İlimizde basın açıklaması olacak.

Ülkemizdeki en büyük kaos işsizliktir. İMF reçetelerinin dayatıldığı bu ülkede doğal olarak ona bağımlıyız. Bu şartlarda refah payının belli bir düzeyde tutulması mümkün değildir. Sonuçta bütün fatura işçi kesimine çıkarılıyor. Artık emekçiler faturalarını, elektriğini, suyunu, telefonunu, çocuğunun harçlığını ve okul masrafını karşılayamayacak duruma düşmüştür. Bu duruma sessiz kalınamaz.

Türkiye’de DİSK dışında kitleler önünde yürüyecek, bu hükümete kafa kaldıracak, dur diyebilecek başka sendika yoktur. Sendikalar sendikasızlaşma politikası sonucu var olma mücadelesi veriyorlar. Bütün yük emekten yana olanların sırtına binmiştir. İnsanlar ayakta kalma mücadelesi veriyorlar.

Bir de savaş olayı var. Amerikan emperyalizmi dünya üzerindeki kârı üzerine kâr katmak niyetinde. Ürettiği silahları başka ülkeler üzerinde deneme fırsatını da bu şekilde değerlendiriyor. Yoksa Bin Ladin’le, Hıristiyanlıkla, Müslümanlıkla ilgili değil. Emperyalist güçlerin ne kadar güçlü olduklarını göstermeye çalıştıkları, ürettikleri silahları başka ülkelere nasıl satacaklarını hesapladıkları haksız bir savaş bu.

1 Aralık’ta neler yapılmalıdır?

İnsanlar yakınlarıyla, çoluğu-çocuğu, eşiyle, akrabalarıyla alanlara dökülmedikçe, hükümetin acımasız tavrı değişmeyecektir. Artık buna dur demenin günüdür 1 Aralık. Bu yalnızca Emek Platformu’nun ve sivil toplum örgütlerinin sorunu değildir, tüm insanlar katılmalıdır. Yani sokaktaki insanlar da sahiplenmelidir.

SY Kızıl Bayrak/Adana