19 Nisan '03
Sayı: 15 (105)


  Kızıl Bayrak'tan
  1 Mayıs'ta mücadeleyi yükseltelim!
  Özelleştirme, taşeronlaştırma ve kölelik yasasına karşı 1 Mayıs'ta alanlara!
  Gerici diktatörler ve diktatörlükler halkı temsil edemezler!
  Yağma ve talan emperyalizmin özüdür
  Emperyalist saldırganlığın yeni hedefi Suriye!
  Irak halkı emperyalist işgal ve talana boyun eğmiyor!
  Emperyalist saldırganlık ve işgale karşı gösteriler sürüyor...
  Kan koklayıp kâr kokusu alan leş kargaları!..
  Emperyalizmle işbirliğinin sonu özgürlük değil, utanç verici bir köleliktir!
  Emperyalist savaş kartışı eylemlerden...
  Kamuda TİS süreci başladı...
  Emperyalizme karşı mücadelenin engelleri ve bağımsız devrimci sınıf çizgisi
  Savaş medyası işbaşında!
  Kim bu üç-beş insan!
  İstanbul Sendikalar Birliği toplantısı üzerine...
  ESK toplantısı yapıldı
  Bir PETKİM işçisinden çağrı: Özelleştirmeye karşı mücadeleyi yükseltelim!
  Hatice Yürekli yoldaşın anısına...
  Dünyada emperyalist savaş karşıtı eylemlerden...
  Devrimci kimlikte ısrar ve kimlikte erozyon!..
  Acele polis aranıyor
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Bir PETKİM işçisinden çağrı:

Özelleştirmeye karşı mücadeleyi yükseltelim!

‘80’li yılların başında emperyalist ülkelerin başlattığı, 1987’den itibaren ise işbirlikçi hükümetlerin uygulamaya giriştiği özelleştirme saldırısına karşı, peşkeş çekilmek istenen 60 adet KİT ve 200 bin kamu çalışanı adına yola çıktık. İşletmemiz Ocak ayında satışa çıkarıldı. 2 Nisan tarihinde satış tekliflerinin son kabulleri yapılacaktı. Bu nedenle 1 Nisan günü 08.00/16.00 vardiyasına gelen bizler ve işe gelen diğer PETKİM çalışanları olarak işyerini terk etmeyerek uzun soluklu bir özelleştirme karşıtı eyleme başlamış bulunmaktayız. İşe gelen arkadaşlar vardiya bitiminde işyerini terk etmeyerek yemekhanede toplanmaktadır. Burada Şube Başkanı İbrahim Doğangil, Petrol -İş Genel Başkanı M. Öztaşkın ve eğitimci İ. Hakkı Kurt tarafından özelleştirme gerçeği ve yaşananlar hakkında konuşmalar yapılmakta, konferanslar verilmektedir.

2 Nisan günü personelle beraber B kapısına sloganlar eşliğinde gidilerek, TÜPRAŞ’tan ziyarete gelenlerle buluşulup onlara gelişmeler hakkında bilgiler verildi. Bu birleşmede PETKİM ve TÜPRAŞ çalışanları hükümet, savaş ve özelleştirme aleyhinde sloganlar attılar. Ayrıca ABD ve İngiltere tarafından işgal edilen, acımasız bir şekilde bombalanıp katledilen Irak halkı adına bir dakikalık saygı duruşu yapıldı.

Bugüne kadar yapılan özelleştirmelerden devletin hiçbir doğru dürüst kârı olmadığı gibi şu anda satışa çıkardığı kuruluşların hepsi (PETKİM, TÜPRAŞ, THY, TEKEL ve limanlar vb.) kâr eden ve hazineye kambur olmayan kuruluşlardır. Özelleştirmeler tamamen İMF’nin dayatmaları nedeniyle yapılmaktadır. Hükümet seçimden önce söz verdiği çıkarcı kan emicilere bu savaş ortamında fabrikalarımızı hibe etmeye çalışmaktadır. Bu uygulama mirasyedi bir zihniyetin ürünüdür. Bu hükümet emekçi insanlar üzerinden yaptığı demogojilerle meclise gelmiştir. Ama daha sonra işbaşına gelirken söylenenler tamamen terkedilmiştir. Hükümet olduktan sonra 90 değil 380 derece dönüşle sadece emperyalistlerin, İMF’nin ve patronların tüm isteklerini, hatta onlardan daha fazlasını yapmaktadır. Nedir bunlar? “Vergi barışı yaası”, İMF’nin bile bu kadarı olmaz dediği özelleştirme hedefi gibi.

İşyerimiz PETKİM 1965 yılında yapımına başlanmış ve halkın vergileriyle oluşturulmuş, Türkiye’de tek olan, tüm krizlere rağmen kâr edebilmiş, kaliteli üretim yapan bir yerdir. Tahmini değeri 4,5 milyar dolar olan kuruluşumuz maalesef oldu bittiye getirilerek söz verilmiş kişilere 850 milyon dolar gibi bir rakama peşkeş çekilmeye çalışılmaktadır.

Bu sadece bizlerin değil, tüm emekçilerin, özelleştirilmesi düşünülen yerlerin meselesidir. PETKİM’in seçilmesi tesadüf değildir. Çünkü PETKİM işçileri başka yerlere göre daha örgütlüdür, deneyimlidir. Örgütlülüğümüzden, örgütlü güçten çekinen hükümet bu gücü baltalama çabası içindedir. Eğer PETKİM gibi örgütü, eylem direnci yüksek olan yerlerde özelleştirmeyi gerçekleştirebilirlerse, diğer sektörleri daha çabuk ve kolay satabileceklerdir.

Direnişimizin başarılı olabilmesi birlikteliğimize bağlı. Burada elde edilecek başarı Türkiye’deki tüm özelleştirme saldırılarına karşı işçi direnişlerine bir örnek teşkil edecek ve mücadele hırsı aşılayacaktır.

Bir PETKİM işçisi/İzmir



Bir Petkim işçisiyle özelleştirme üzerine konuştuk...

“Zincirlerimizden başka kaybedecek
hiçbir şeyimiz yok!”

- Petkim’de kaç yıldır çalışıyorsunuz?

- 8 yıllık Petkim işçisiyim, 42 yaşındayım.

- Petkim’in özelleştirilmesinin ilk adımları atıldı. Sizce işçiler özelleştirmenin ne olduğunun bilincinde mi? Siz özelleştirmenin ne olduğunu biliyor musunuz?

- İşçiler özelleştirmenin ne olduğunun, sonuçlarının ne olacağının tam bilincinde değiller. Ben de yeni yeni birşeyler öğreniyorum. Yaşayarak öğreniyoruz herşeyi. Zaten işçiler özelleştirmenin tam sonuçlarını ve ne olduğunu bilse devlet özelleştirme yapamaz. Çünkü özelleştirme işçiler için işlerinin tehlikede olmasıdır. Bir işçinin işi yoksa yaşaması mümkün değildir. Bu yüzden de özelleştirmeye karşı çıkar. Ama bakıyoruz, özelleştirmeye karşı tam bir güçbirliği söz konusu değil. Demek ki tam bilmiyoruz.

- “Özelleştirmeyi yaşayarak öğreniyoruz” dediniz. Daha önce özelleştirilen işyerlerinin durumları hakkında bir bilginiz var mı?

- Yanı başımızda POAŞ özelleştirildi. Bizim o zaman özelleştirme sanki bizden çok uzakmış gibi sesimiz çıkmadı. Ama şimdi özelleştirilen POAŞ’taki işçilerin durumunu görüyoruz. POAŞ’ta işçiler işten atıldı ve asgari ücretle işe geri alındı. Sendikalı işçilerin sayısı şimdi sadece 37 ve bunun gibi pek çok işyeri var. Yaşayarak öğreniyoruz dedim ya, şimdi sıra bize geldi. Ve ben POAŞ özelleştirmesini ve sonuçlarını yeni yeni öğreniyorum, daha önce hiçbir bilgim yoktu.

- Petkim 1987 yılından beri özelleştirilme kapsamında. Her hükümet döneminde gündeme geliyor. Sendikalı bir işçi olarak bu süre boyunca özelleştirmeye karşı yapılan-yapılamayan ve yapılması gerekenler konusunda neler söyleyeceksiniz?

- Petkim uzun süredir özelleştirme kapsamında. Bugüne kadar yapılamadı, ama bu işçilerin direnişi yüzünden değil. Çünkü bu süre boyunca ciddi bir karşı duruş gerçekleştirilmedi. Özelleştirmenin bugüne kadar yapılamaması bence hükümetlerini beceriksizliği ya da özelleştirmeyi şimdi yapmak daha çok işlerine yarıyor. Ben işe ilk girdiğimde de özelleştirme gündemde idi. Ama ben bununla ilgili yapılan hiçbir eyleme katılmadım. Çünkü bu konuda hiçbir şey bilmiyordum. Güzel bir işe girmiştim. İşimi kaybetmemek için hiçbir şeye karışmıyordum. Hiçbir eyleme katılmamakla, işyerinde iyi iş yapmakla işimi hiç kaybetmeyeceğimi sanıyordum.

- Petkim’de başlatılan özelleştirmeye karşı direnişi nasıl görüyorsunuz? Eksikleri ve yapılması gerekenler neler?

- İşyerimiz yıllardır özelleştirme kapsamında, ama biz ancak şimdi özelleştirmenin soğukluğunu hissedebiliyoruz. Oysa çok önceden bir şeyler yapılabilirdi. Sendikanın özelleştirmeye karşı kampanyasının çok önceden başlatılması gerekiyordu. Zamanında işçiler ve halk bu konuda bilinçlendirilebilseydi şimdi karşı duruş daha sağlam olurdu. Şimdi yapılması gereken en önemli şey özelleştirilme kapsamındaki diğer yerlerle birlikteliği sağlamak. Bu birlikteliğin başlatılması gerekiyor. Çünkü işçiler birlik olunca herşeyi yener.

- Hükümet “özelleştirme programımızı yıl sonuna kadar bitireceğiz” diye kararlılık gösteriyor. İşçilerin kararlılığı nasıl?

- Biz bu programa karşıyız. Karşı duracağız. Onlar kararlı ise biz daha kararlıyız. Hergün yeni birşeyler öğreniyoruz. Artık eskisi gibi değiliz. Yoksulluk içinde ekmeğimize daha fazla sahip çıkacağız.

- Petrol-İş’in başlattığı özelleştirmeye karşı kampanyada Irak’ın işgali ile özelleştirme birlikte işlendi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Biz bu kampanya sürecinde savaş karşıtı eylemlere kitlesel olarak katıldık. Özelleştirme işçi için bir yok oluştur. Bir işçi çalışmazsa ölür. Savaş da halklar için bir yıkımdır. Halkların özgürlüğünün elinden alınmasındır. Bir katliamdır. 19 Nisan’da Aliağa’da bir eylem var. Biz bu eylemde de hem savaşa hem de özelleştirmeye karşı olduğumuzu bir kez daha haykıracağız. Biz bu özelleştirme sürecinde kendi dışımızdaki olgulara daha duyarlı olduk. Her saldırının birbiriyle bağlantılı olduğunu öğrendik. Savaş, özelleştirme, işten atma, yoksulluk ve daha pek çok şeyin bağlantılı olduğunu, bize, emeğimize karşı yapılan bu saldırıda daha çok öğrendik. Ve tüm bu saldırıların zeminini hazırlayan, bu saldırıları başlatan gücün aynı olduğunu öğrendik. Özelleştirme saldırılar bizi birleştirdi.

- “Herşeyi yaşayarak öğreniyoruz” dediniz. Özelleştirmeye karşı bu mücadelede öğrendiğiniz en önemli şey nedir?

- Zincirlerimizden başka kaybedecek hiçbir şeyin olmadığını öğrendim.

SY Kızıl Bayrak/İzmir



İşçi Kültür Sanat Evi etkinliklerinden...

Sınıf dayanışmasının anlamlı bir örneği

Çiğli İşçi Kültür Sanat Evi Nisan ayında da dolu bir programla işçi ve emekçilerle buluşuyor. Nisan ayının ilk etkinliği 13 Nisan Pazar günü Çiğli İşçi Kültür Sanat Evi Kadın Komisyonunca düzenlenen “Kadın sağlığı” konulu bir paneldi. Aynı gün panelin ardından özelleştirme karşıtı eylemlilik içerisinde olan Aliağa Petkim işçilerine dayanışma ziyareti yapıldı.

Bir otobüs tutularak gerçekleşen ziyaret Aliağa Petrol-İş binasında gerçekleşti. Yapılan sohbetin ardından sendika salonunda yüzlerce işçi ve emekçinin izlediği tiyatro oyunu öncesi, İKSE tarafından Petkim işçilerine destek için hazırlanan müzik ve şiir dinletisinden oluşan kısa bir program sunuldu. İşçi ve emekçi tarafından beğeniyle karşılanan bu dinleti ve ziyaret sınıf dayanışmasının anlamlı bir örneği oldu.

Çiğli İşçi Kültür Sanat Evi çalışanları