19 Nisan '03
Sayı: 15 (105)


  Kızıl Bayrak'tan
  1 Mayıs'ta mücadeleyi yükseltelim!
  Özelleştirme, taşeronlaştırma ve kölelik yasasına karşı 1 Mayıs'ta alanlara!
  Gerici diktatörler ve diktatörlükler halkı temsil edemezler!
  Yağma ve talan emperyalizmin özüdür
  Emperyalist saldırganlığın yeni hedefi Suriye!
  Irak halkı emperyalist işgal ve talana boyun eğmiyor!
  Emperyalist saldırganlık ve işgale karşı gösteriler sürüyor...
  Kan koklayıp kâr kokusu alan leş kargaları!..
  Emperyalizmle işbirliğinin sonu özgürlük değil, utanç verici bir köleliktir!
  Emperyalist savaş kartışı eylemlerden...
  Kamuda TİS süreci başladı...
  Emperyalizme karşı mücadelenin engelleri ve bağımsız devrimci sınıf çizgisi
  Savaş medyası işbaşında!
  Kim bu üç-beş insan!
  İstanbul Sendikalar Birliği toplantısı üzerine...
  ESK toplantısı yapıldı
  Bir PETKİM işçisinden çağrı: Özelleştirmeye karşı mücadeleyi yükseltelim!
  Hatice Yürekli yoldaşın anısına...
  Dünyada emperyalist savaş karşıtı eylemlerden...
  Devrimci kimlikte ısrar ve kimlikte erozyon!..
  Acele polis aranıyor
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
ESK toplantısı yapıldı...

Sermayenin “işsizliğe çözüm arama” yüzsüzlüğü

Ekonomik Sosyal Konsey’in son toplantısı 16 Nisan Çarşamba günü yapıldı. Toplantıya Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yanı sıra Türk-İş, DİSK, TZOB, Hak-İş, TİSK, TESK, Kamu-Sen, TOBB ve TÜSİAD temsilcileri katıldılar.

Toplantının gündeminde esas olarak işsizlik ve istihdamın arttırılması konuları vardı. Her ne kadar sermayenin temsilcileriyle bir masa etrafında oturan bu sınıf işbirlikçilerinden beklenmeyecek bir şey olsa da, bu konuda asıl konuşması gereken elbetteki işçi sendikalarıydı. Fakat toplantıya katılan bürokratlar bu konuda ağızlarını açıp tek kelime söylemediler. Daha çok başbakanı ve sermaye temsilcilerini dinlemekle yetindiler. Bunun tek istisnası Türk-İş’in toplantıya sunduğu bir rapor oldu. Türk-İş raporunda işsizliğin kaynağında İMF ve Dünya Bankası politikalarının yeraldığı vurgulansa da, çözüm olarak sunulanlar tam da sermayenin duymak istediği cinstendi. Türk-İş’e göre işsizliği önlemek için işverenlere yeni teşvik olanakları yaratılmalı, onlar da bu teşviklerden faydalanarak yeni iş imkanları yaratmalıydı. Türk-İş raporundaki bir diğer ¨neri ise etkin bir nüfus kontrolü bilgilendirmesi için çalışmalar yapılmasıydı.

Hükümet ve sermaye sözcüleri için işsizlik hem korkulan bir olgu, hem de sermayeye yeni vurgun ve rant kapıları açmak için bir olanaktı. Hem başbakan, hem de işveren örgütlerinin temsilcileri işsizliğin ülkenin en temel sorunlarından biri olduğu konusunda hem fikirdiler. Ama gelin görün ki işverenler çok istemelerine rağmen yeni istihdam olanakları yaratamıyorlardı. Çünkü işgücü maliyetleri yüksekti. Vergiler ve sigorta primleri işverenlerin belini büküyor, çok istemelerine rağmen fazla işçi çalıştıramıyorlardı. O nedenle de istihdamın arttırılması “Yatırım ortamının iyileştirilmesine” bağlı idi.

Tartışma ve konuşmalar bu eksende gelişince, toplantının sonuçları da doğal olarak bu doğrultuda şekillendi. Başbakan’ın konuşmasında geçen “istihdamı sosyal tarafları da gözönüne alarak arttırabilmek için, ücret maliyetini arttıran vergi ve primlerin orta vadeli bir strateji çerçevesinde uluslararası düzeylere paralel hale getirilmesi, ücret-verimlilik ilişkisinin güçlenmesi gereği” toplantı sonunda oluşan ortak fikir oldu.

Aynı masanın etrafında toplanan bu utanmazlar takımı, işsizliğin tek sorumlusu olarak vergi ve sigorta primlerinin yüksekliğini, bir de işçilerin verimli çalışmamasını gösteriyorlar. Tezgah başında günde en az 8 saat çalışan, bunun karşılığında ise çoğunlukla asgari ücret alan işçiler suçlu. Ama ülkenin her türlü zenginliğini yağmalayan, banka hortumlayan, devletten aldığı trilyonlarca kredinin üzerine oturan, daha fazla sömürmek için işçilere etmediğini bırakmayan ve daha nice marifetleri olan sermayedarlar suçsuz. Onlar sütten çıkmış ak kaşık. Yüzsüzlüğün bu kadarına da pes doğrusu.

AKP Hükümeti saldırı politikalarını sınıfa ve emekçilere kabul ettirebilmek için ESK’yı daha etkili bir şekilde kullanmaya çalışıyor. Fakat artık öyle bir noktaya gelindi ki, ESK gibi paravan kuruluşların da, buralarda yer alan sınıf işbirlikçisi sendikacıların da yapabilecekleri fazla bir şey kalmadı. İşçi ve emekçileri kandırmak giderek zorlaşıyor, saflar giderek netleşiyor.

Tüm sorun biriken öfke ve tepkinin örgütlenmesinde, bilinçli bir şekilde mücadele kanalına akıtılmasında. ESK toplantısında “Darbeyi askerler değil işsizler yapacak” diyen TİSK Genel Başkanı Refik Baydur’un korkularını gerçeğe dönüştürmek ancak böyle mümkün olacak.



Sefaköy BDSP’nin 1 Mayıs çalışmalarından...

1 Mayıs faaliyetimiz sürüyor!

Emperyalist saldırganlık ve işgale karşı çalışmamızın yanı sıra 1 Mayıs’a hazırlık çerçevesinde çıkan merkezi propaganda materyallerimizi olabildiğince yaygın bir şekilde sanayi bölgelerine, fabrikalara ve işçi-emekçilerin oturduğu semtlerde dağıtıyoruz. BDSP imzalı 1 Mayıs özel sayımızı bölgemizdeki onlarca fabrika, sanayi sitesi ve servis dağıtırken, aynı zamanda Küçükçekmece, İkitelli, Okmeydanı gibi semtlere binlerce bildirimizi ulaştırdık.

Dağıtımlarımız sırasında genel olarak yoğun bir ilgiyle karşılaştığımızı söyleyebiliriz. Çalışmalarımız sırasında özel sayımızın dağıtımını işçileri “Emperyalist barbarlığa ve kapitalist sömürüye karşı 1 Mayıs’ta alanlara!” çağıran sözlü ajitasyonumuzla birleştirdik. Gittiğimiz çoğu yerde Kürt işçi-emekçilerinin özel sayımıza daha özel bir ilgisi vardı. Bize karşı bu ilgi önemli, zira bir süredir birçok alanda sessiz duran emekçilerin bu kesiminin bugün devrimcilere karşı daha sıcak olduğunu görüyoruz.

1 Mayıs’a hazırlık çalışmamızda ulaşamadığımız işletmeler de oldu. Örneğin işveren tarafından zorunlu izne çıkarılan Sümerbank işçileri gibi. Diğer yandan işçilere karşı azgın bir sömürüyü reva gören işverenler, kimi yerde komünistlerin işçilerle buluşmasının önününü kesmek için uşaklarını üstümüze saldırttılar. Tabii ki bu tür girişimler hedeflediğimiz fabrikalara dönük çalışmalarımız engelleyemedi. Çalışmalarımız 1 Mayıs’a kadar tüm hızıyla sürecek.

Kahrolsun kapitalist sömürü ve barbarlık düzeni!
Devrimci 1 Mayıs için alanlara!

BDSP çalışanları/Sefaköy



Esenyurt BDSP’nin 1 Mayıs çalışmalarından...

Etkili ve yoğun bir çalışmayla
1 Mayıs’a hazırlanıyoruz!

İşçi sınıfına ve dünyanın ezilen halklarına saldırıların giderek arttığı bir dönemde 2003 1 Mayıs’ını karşılamaya hazırlanıyoruz. Yaklaşık bir ay öncesinden planlama yaparak politikalarımız ışığında çalışmamızı başlattık.

İlk olarak bölgede ve çevresindeki fabrikalarda, sanayi sitelerinde ve sabahları işçilerin yoğun olduğu merkezlerde BDSP imzalı 1 Mayıs’a çağrı bildirilerimizi dağıtmaya başladık. Emperyalist saldırganlığı ve kapitalist sömürüyü teşhir eden, buna karşı örgütlü mücadeleye çağıran bildirilerimizi ajitatif konuşmalar eşliğinde dağıttık. Faaliyetimiz büyük bir ilgiyle karşılandı. Servislerde bire bir konuşma imkanı bulduk. “Evet, çok doğru söylüyorlar!”, “Aferin arkadaşlar!” gibi destekler ve onaylamaların yanı sıra daha çok sorularla karşılaştık. “Emperyalizm ne demek?”, “Peki hakkımızı kimden nasıl alacağız!”, “1 Mayıs hangi güne geliyor, nerede olacak!”, “Gelirsek işten atılırız, kafamıza cop yeriz, o zaman ne olacak!”, “Haklısınız ama kime güveneceği!” vb. soru ve kaygılara karşı olabildiğince açıklayıcı yanıtlar vermeye çalıştık. Gittiğimiz her yerde ulaşbildiğimiz başka fabrikalara da dağıtımlar yaptık. Güvenlik görevlilerinin sorun çıkardığı yerlerde net duruşumuzla işçilerin dikkatini çektik.

İyi bir organizasyonla bir gece içinde bulunduğumuz bölgenin birçok mahallesini bildirilerimizle donattık. Bir kez daha sürekli çalışmanın etkisini görmüş olduk. Bildirilerimizi uzattığımız insanlar daha imzayı okumadan kim olduğumuzu biliyorlardı. Gazete satışlarında da bildiri dağıtımını sürdürdük. Etkili ve yoğun bir çalışmayla bir hafta içerisinde binlerce bildirinin yarıdan fazlasını tükettik.

Bundan sonraki çalışmalarımızı da başladığımız hız ve moralle sürdürerek, kitle çalışmasını ön planda tutarak 1 Mayıs’ı coşkuyla karşılayacağız.

Yaşasın 1 Mayıs!
Yaşasın devrim ve sosyalizm!

BDSP çalışanları/Esenyurt



Eskişehir’de ABD işgali protesto edildi

12 Nisan Cumartesi günü saat 19:30’da Eskişehir Adalar Migros önünde ABD’nin Irak işgalini protesto eden bir basın açıklaması yapıldı. Eyleme yaklaşık 90 kişi katıldı.

Eylemde, “Gençlik gelecek, gelecek sosyalizm!”, “Irak halkı yalnız değildir!”, “Barış için devrim, devrim için savaş!”, “Barış için savaşacağız!”, “Zindanlar yıkılsın, tutsaklara özgürlük!”, “Amerikan askeri olmayacağız!”, “Katil ABD, işbirlikçi AKP!”, “Direne direne kazanacağız!”, “Kahrolsun ABD emperyalizmi!” sloganları atıldı.

SY Kızıl Bayrak okuru/Eskişehir

Basın açıklaması metninden...

ABD emperyalizmi Irak işgalini başarıya ulaştırdı. Şimdi daha önce planladıkları; Irak’ın yeniden inşasına başlamaya, kaynakları ve toprakları paylaşmaya hazırlanıyorlar. Bundan dolayı iştahı kabaran Türkiye’deki sermaye sınıfı hala TV kanallarından işgalin meşruluğu ve Irak’a refahı ve demokrasiyi getireceği yalanını anlatıyorlar. (...)

Savaşın bütün toz ve dumanı içerisinde Türkiye hükümeti de boş durmadı. Bir yandan işgalcilere müttefiklerimiz dediler, Kuzey Irak’a TSK’nın girmesini savunarak işgale ortak oldular. Diğer yandan ise tüm bu karmaşadan faydalanıp, KİT’leri özelleştirme planına başladılar, ormanları yok edip sermaye sınıfın kasasına kâra dönüştürecek yasaları hazırladılar, savaş bütçesi diyerek eğitim ve sağlık harcamalarını kıstılar, öğrenci burslarına göz diktiler.

ABD ve İngiliz emperyalizmi ile işbirlikçileri AKP Hükümeti bunları yaparken bizler işgale karşı direneceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz.Ve halkı işgale karşı direnişi güçlendirmeye çağırıyoruz.

Çünkü biz halkların kardeşliğini ve her halkın kendi kaderlerini tayin etme hakkını savunuyoruz.

Çünkü biz savaşsız, sömürüsüz bir dünyanın mümkün olduğunu biliyoruz, ekmek ve hürriyet günlerinin geleceğine inanıyoruz, bunun adı sosyalizmdir.

Anadolu ve Osmangazi Üniversiteleri Öğrencileri