15 Mart '03
Sayı: 10 (100)


  Kızıl Bayrak'tan
  Savaşa karşı sınıf savaşını yükseltelim!
  Amerikancı generaller sayesinde Türkiye işgal ediliyor!
  Sermaye ordusu ve hükümeti ABD emperyalizmine hizmette sınır tanımıyor...
  Siirt seçimlerinin gösterdikleri
  BM’nin Kıbrıs planı rafa kaldırıldı
  Kitlesel işçi kıyımları başladı...
  Bıçakçılar fabrikası işçileri bıçak sırtında!
  İstanbul Sendika Şubeleri toplantısı üzerine...
  İstanbul Sendika Şubeleri toplantısı yapıldı
  İstanbul Sendika Şubeleri toplantısında işyeri ve şube temsilcilerinin yaptığı konuşmalardan...
  “Emperyalist savaşa geçit vermeyeceğiz!”
  Dünya egemenliğine oynayan ABD emperyalizmi yenilmeye mahkumdur!
  Savaşın getirdiklerine farklı bir bakış
  Emperyalist savaş karşıtı eylemler sürüyor...
  ABD-İngiliz savaş koalisyonunun sahtekarlığı belgelendi
  Filistin emperyalist/siyonist kıskaç altında
  İşgale karşı durma ve ulusal bir stratejide buluşmanın sorunları
  8 Mart etkinliklerinden...
  8 Mart etkinliklerinden...
  Fildişi Kıyısı'nda iktidar mücadelesi ve emperyalist müdahale
  Anadolu Yakası İşçi-Emekçi Platformu Girişimi bülteninden...
  Esenyurt İşçi Bülteni'nden...
  DİSK Bölge Temsilciler Kurulu yapıldı
  "Irak fayı" küresel depremi tetikler mi?
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
BM’nin Kıbrıs planı rafa kaldırıldı

Kıbrıs’ta “çözüm” pek de yakın olmayan bir başka bahara kaldı. Son bir iki haftadır yaşanan gelişmelerin gösterdiği en önemli şey bu.

Bilindiği gibi BM Genel Sekreteri Kofi Annan emperyalistlerin de istekleri doğrultusunda 11 Kasım’da taraflara bir “çözüm planı” sunmuştu. Plan ilk önce 12 Aralık’ta yapılan Kopenhag Zirvesi’ne endeksliydi. AB ile ilişkilerinin akıbeti Kopenhag’da kararlaştırılacağı için amaç bu arada Türkiye’yi adada bir çözüme razı etmekti. Planlandığı gibi olmadı. Türkiye Kopenhag’da Kıbrıs kozunu son ana kadar elinden çıkarmadı. Zirve’den kendisi için tatmin edici bir sonuç çıkmayınca da meselenin BM planının öngördüğü biçimde çözülmesine mesafeli durmaya, planın kendi istekleri doğrultusunda değiştirilmesini istemeye başladı.

Gerçi Türkiye’nin geleneksel Kıbrıs politikası Kopenhag Zirvesi’ni takip eden aylar boyunca bir parça esnedi. Türkiye Annan Planı’nın görüşmelere zemin olabileceğini ilan etti ve Kıbrıs’ın Türkiye ile entegrasyonu politikasını askıya aldığını duyurdu. Denktaş da bu esneme politikasına uygun olarak görüşme masasına oturtuldu. Rum tarafı ise eninde sonunda AB’ye girecek olmanın rahatlığı içinde BM Planı’na daha mesafeli duruyor, fakat işi bozan taraf durumuna düşmemek için görüşmelerde yer alıyordu. Taraflar arasındaki görüşmeler ağır aksak da olsa yürüdü. Fakat özellikle son bir aydır, Irak savaşı ABD, AB ve Türkiye arasındaki ilişkilerin merkezine oturmaya başladıktan sonra Kıbrıs konusunda oluşan denge de bozulmaya yüz tuttu.

Çünkü Kıbrıs’ta acil bir çözüm ABD’nin ve BM’nin öncelikli gündemi olmaktan çıkmıştı. ABD’nin Kıbrıs’ta çözüm konusunda Türkiye’ye baskı uygulaması için koşullar çok uygun değildi.

Bu arada ABD ve AB arasında Irak nedeniyle önemli bir anlaşmazlık patlak verdi. Irak krizi konusunda AB emperyalistlerinden ziyade ABD’ye yakın duran, savaşa onunla birlikte girmenin hazırlıklarını yapan Türkiye ile AB arasındaki ilişkiler de buna bağlı olarak gerildi. AB, her vesileyle Türkiye’yi eleştiren, aradaki ilişkiyi zayıflatan açıklamalar yapmaya başladı. ABD, AB ve Türkiye arasındaki ilişkilerde tam bir karmaşıklık yaşanır oldu.

Dengelerin ve güç ilişkilerinin hızla değiştiği böyle bir ortamda Kıbrıs sorununu yakın vadede bir sonuca bağlamak hemen bütün tarafların gündeminden çıkmıştı. Çözüm için neredeyse tek ısrar eden BM Genel Sekreteri Kofi Annan’dı.

Lahey’de O da pes etti. Rum tarafında seçimi kazanan Papadopulos’un Annan Planı’na karşı olduğu zaten biliniyordu. Papadopulos, Annan’ın “plan 30 Mart’ta referanduma sunulsun” önerisini doğrudan reddetmedi fakat 20 günde yerine getirilmesi imkansız koşullar öne sürdü. Bunlar yerine getirildiğinde Rum tarafında planın referanduma sunulacağını açıkladı. Bu dolaylı bir şekilde planın reddedilmesi anlamına geliyordu. Rauf Denktaş ise zaten Lahey’e “planı da referandumu da kabul etmiyoruz” demek için gitmişti. Her iki taraftan da olumsuz yanıt alınması üzerine Kofi Annan; Kıbrıs’ta çözüm çabalarına son verdiğini, Kıbrıs’ta bu amaçla faaliyet gösteren BM bürosunun kapatılacağını, artık adada 16 Nisan’a kadar herhangi bir çözüm olanağının da kalmadığını açıkladı.

AB Komisyonu’nun sert açıklaması

Avrupa Birliği Komisyonu yetkilileri Kıbrıs’ta çözümün sağlanamaması üzerine peşpeşe Türkiye’yi hedef alan açıklamalar yaptılar.

Açıklamalarda özetle; eğer Rum tarafının AB’ye tam üye olacağı Mayıs 2004 tarihine kadar Kıbrıs’ta bir anlaşma olmazsa Türkiye’nin AB toprağını işgal etmiş bir ülke durumuna düşeceği; Kıbrıs sorununun AB ile Türkiye arasında bir mesele haline geleceği; sonuç olarak da Türkiye’nin tam üyeliği için yapılması planlanan müzakerelere başlamanın çok zorlaşacağı, ifade edildi.

Türkiye’nin adada işgalci konumunda olduğu doğru. Türkiye ile tam üyelik müzakerelerinin başlaması ise zaten çok zor bir ihtimaldi. Hem bu arada müzakereleri zorlaştıracak ya da kolaylaştıracak şeyin bu olmadığını da, söyleyenler dahil, herkes biliyor. AB komisyonu bu türden sert açıklamalarla Türkiye’yi köşeye sıkıştırmaya, böylelikle bir parça olsun ona sözünü dinletmeye uğraşıyor.

Ama Türkiye burjuvazisi ve devleti yönetenler en azından yakın dönemde kimi dinleyip kimi dinlemeyeceklerinin tercihini çoktan yapmış durumda ve ABD’nin emrinde savaşa girmek için son hazırlıklarını yapıyorlar.



YTÜ’de “Emperyalist savaşa hayır!” eylemi

12 Mart Çarşamba günü Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencileri emperyalist savaşı protesto ettiler. 3 Mart’tan itibaren her gün 12:30’da yapılan alkış eylemleri bir basın açıklaması ile tamamlandı. Yaklaşık 80 kişinin katıldığı basın açıklaması Tonoz kantin önünde yapılan müzik dinletisi ile başladı. Ardından “Emperyalist savaşa hayır!” yazılı pankart ile yürüyüşe geçildi. Yemekhane ve mimarlık önünden dolaşıldıktan sonra dış kapıya doğru yüründü. Basın açıklaması orta bahçede okundu ve eylem çekilen halaylarla bitirildi.

Eylem sırasında “Katil ABD Ortadoğu’dan defol!”, “Emperyalistler işbirlikçiler 6. Filo’yu unutmayın!”, “Yaşasın halkların kardeşliği!”, “Savaşa değil eğitime bütçe!”, “Bıji bıratiya gelan!”, “Emperyalist savaş hayır!” sloganları atıldı. Eylem, Ekim Gençliği, DGH, DÖB, SDP, Yurtsever Gençlik, Sosyalist Öğrenciler, Paralı Eğitim Karşıtı Öğrenci Platformu ve Otonom dergisi tarafından örgütlendi.

Eyleme katılım az olmasına rağmen oldukça coşkuluydu. Bizim sesimizi duymak istemeyen emperyalistler şunu unutmasınlar; bizler dün susmadık, bugün de susmuyoruz, yarın da susmayacağız. Bu topraklar emperyalist haydutlar için hiçbir zaman dikensiz gül bahçesi olmayacak.

Ekim Gençliği YTÜ