27 Nisan'02
Sayı: 16 (56)


  Kızıl Bayrak'tan
  Ya barbarlık ya sosyalizm!
  Sosyal yıkıma karşı birlik, mücadele ve dayanışmayı yükseltelim!
  Sendikal ihanet barikatını yaralım!
  1 Mayıs'ta iş bırakmanın anlamı
  "İş bırakarak 1 Mayıs'ta alanlara!"
  İşçi sınıfı, Filistin direnişi ve 1 Mayıs...
  Direniş nöbeti Gazze'de
  1 Mayıs faaliyetlerinden...
  Yaygın, yoğun ve etkili bir çalışma sürdürüyoruz...
  Zor dönemin bilinçli, inançlı ve soluklu devrimcileri...
  Washington'da 100 bin kişi ABD emperyalizmini protesto etti
  Kolombiya'da son bir yıl içinde 165 sendikacı katledildi
  Le Pen'in seçim başarısı ve gerçeğin öbür yüzü
   "İşçilerin birliği halkların kardeşliği" pikniği coşkuyla gerçekleşti
   Mücadele, birlik ve dayanışma günü 1 Mayıs kutlu olsun!..
   Hatice Yürekli yoldaşın anısına...
   Yiğit komünist Hatice Yürekli'yi andık...
   Savanı en büyük mağduru çocuk
   Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Washington’da 100 bin kişi
ABD emperyalizmini protesto etti

Amerikan emperyalizminin saldırgan ve şiddete dayalı politikası 20 Nisan’da kendi topraklarında protesto edildi. Washington’da gerçekleşen yürüyüşe 100 bin kişi katıldı.

Eylül ayında geniş bir birlik oluşturularak Bush’un gerici saldırgan politikasına karşı bir yürüyüş kararı alınmış, ama 11 Eylül saldırısından dolayı iptal edilmişti. Ancak böyle bir yürüyüş 11 Eylül’den sonra daha yakıcı bir hale geldi. Emperyalist şef Bush ve şürekası Afganistan’a karşı savaş başlatarak, başta Irak olmak üzere birçok ülkeye tehditler savurarak dışarda saldırgan bir politika izlerken, içerde de sosyal haklara ve özgürlüklere yönelik azgın bir saldırı başlattı. Silahlanmaya ayırdığı bütçeyi muazzam boyutlarda artırdı.

Bu saldırganlık üniversitelerde yapılan eylemlerle protesto edilmeye başlanmış, giderek ülke çapında bir birliğin oluşumuna yolaçmıştı. Birlik 20 Nisan’da Washington’a yürüyüş çağrısı yaptı. Yürüyüşte Pentagon ve üniversitelerin işbirliğine son verilmesi, askeri olmayan eğitim giderlerinin artırılması ve gizlice tutuklanan Araplar’ın serbest bırakılması talep edildi. Hedefli bir biçimde beyaz olmayan ve alt sınıflardan gelen gençlerin askere alınması, ekonomik ve askeri güce dayalı Amerikan dış politikası protesto edildi. Eylemciler, siyonist İsrail’in ABD’nin tam desteğiyle yürüttüğü işgal politikasını da protesto ettiler.



New York’tan Washington’a yürüyüşü örgütleyen Uluslararası Eylem Merkezi’nden John Catalinotto ile röportaj...

“Emperyalistler tüm dünyada
özgürlüklerin düşmanı”

JW: Hafta sonunda 100 binin üzerinde insan Washington’a yürüyüşe katıldı. Bush rejimine karşı gerçekleşen bu kitlesel protesto gösterisine kimler katıldıı

- Ülke çapında gerçekleşen merkezi yürüyüşe ABD’deki tüm sol ve savaş karşıtı örgütler çağrı yaptı. Cumartesi günkü yürüyüş tüm ilerici güçlerin Bush’a, onun 11 Eylül’den beri anti-terör savaşı olarak satmaya çalıştığı saldırgan savaşına karşı gerçekleşen kolektif bir protestoydu. İşyerlerinin yokedilmesi, sağlık ve sosyal alanlardaki kısıtlamalar, ırkçılığa karşı savaş; yani klasik iç politika konularına yönelik. Benim görüşüme göre yürüyüşteki en önemli nokta, Filistin ve Araplar’ın olağanüstü katılımıydı. Protestocuların yarısını onlar oluşturuyordu. (...) Yürüyüş Amerikan tarihinde, Filistin’in özgürlüğü için gerçekleşen, somut olarak Bush-Şaron’un katliamlarına yönelik en büyük dayanşma eylemiydi. Protestomuz aynı şekilde Amerika’nın Irak’a karşı hedeflediği yeni saldırı savaşına karşı da yöneltilmişti.

Amerika’da şimdiye değin böylesine bir dayanışma yürüyüşü çok zordu. Hatta savaş karşıtı hareket içinde bile insanları taraf tutmaya yöneltmek zordu. Sayının bu kadar yüksek olmasında Arap asıllı veya müslüman Araplar’ın payı büyük. Tabii ki Arap ülkelerinde yüzbinlerce, milyonlarca insan sokağa çıktı. Ama biz bu süreçte Arap göçmenlerinin tüm dünyada seslerini yükselttiklerine şahit oluyoruz. Filistin sorunu Amerika’da yapılacak tüm savaş karşıtı eylemlerin de ana konularından birisi olacak. (...)

JW: ABD’de de solcu gruplar arasında İsrail eleştirisi üzerine Almanya’daki radikal solcular arasında olduğu gibi tartışmalar var mıı

- Amerika’daki durum Almanya ile kıyaslanamaz. Tabii ki bu ülkede Holocaust’dan kalanlara karşı büyük bir sempati var. Bunun yanında aktif ve güçlü bir Yahudi cemaati var ve bu İsrail’in siyonist ideolojisinden etkileniyor. Bunun savaş karşıtı gruplara kadar etkisi var. Ama Alman anti-ulusal solcuların formüle ettiği gibi, ikinci dünya savaşının sorumluğu ve suçluluk duygusu ile İsrail hükümetinin her yaptığını savunma durumu yok.

Amerikan solu Filistin halkı ile dayanışma içindedir ve kendi hükümetinin emperyalist politikasını reddediyor. Bizim asıl düşmanımız Washington’da oturuyor. Onlar tüm dünyadaki özgürlüklerin de düşmanı.

Ama Filistin ile dayanışma hareketi içinde çok sayıda Yahudi de aktif olarak çalışıyor. Anti-semitizme karşı savaşta birleşiyoruz. Burada hiçbir tolerans göstermiyoruz.

JW: Amerika’da önümüzdeki süreçte savaş karşıtı eylemler planlandı mıı

- “Savaş ve ırkçılığı durdurmak için şimdi hareket et” grubu Haziran’ın ilk haftasında uluslararası bir konferans örgütlüyor. Bunun dışında Bush’un savaş politikasına karşı somut planlanan bir şey yok. Irak’a tehdit sürüyor. Ortadoğu’da savaşın yayılacağı ihtimali halen mevcut. Bunlar eylemlerimizin ana ekseni olacak.

Junge Welt/24 Nisan 2002



Savaşı kaynağında durdurun!

Mumia Abu-Jamal
(20 Nisan’da Washington’da yapılan savaşa ve ırkçılığa karşı
yürüyüşe gönderilen mesajın metnidir...)

ABD başkanı George W. Bush “sınırsız savaştan” söz ettiği zaman kimileri bunu sadece politik lafazanlık olarak ya da akşam haberlerinde manşet yapılması için yapılan beyan olarak algıladılar. Ben başından beri farklı fikirdeydim. George W. kendi sınıfının -zengin petrol baronlarının- ajanıdır ve amacı, kapitalist sömürüyü ve dünya çapında dizginsiz ticareti garantiye almak için, savaşı dünyanın değişik bölgelerine yayabilmek için baskı yapmaktır. Bu savaş, sonuçta hükmeden zengin ve kudretli tabakanın çıkarına olarak, yakın doğunun birçok ülkesini içine alacaktır.

Bu savaşın demokrasi uğruna olduğu aldatmacasına kanmayın. ABD bu bölgelere tepeden tırnağa kadar silahlanmış olarak demokrasileri değil fakat Kralları, Prensleri, dini gericilikleri ve Sultanları korumak için girmektedir. Her şeyden önce muazzam petrol rezervleri üzerindeki denetimini güvence altına almayı amaçlamaktadır.

Ve ABD, Georgia eyaletinde teröristler için dünyanın en büyük eğitim akademisi olan School of Americas (SOA) varken, birçok kanlı Askeri diktatör zamanında bizzat burada eğitim görmüşken, nasıl olup da “terörizme karşı savaş”tan inandırıcı bir şekilde söz edebilirı Gerçi ABD bu arada okulun ismini değiştirdi; ama bu okul hala da, demokrasi ve halk hareketlerinin düşmanı olan ve yalnızca Washington’daki efendilerine karşı sorumluluk duyan yabancı askeri önderleri eğitme işlevi görmektedir. SOA mezunları acımasız paralı askerler olduklarını gösterdiler. İşkence ve korkunç sorgu yöntemleri uzmanlarıdırlar. Tecavüzcü ve katliamcıdırlar. Kendi halklarından başka kime karşı savaş yürütürler kiı Latin-Amerika’da milyonlarca insan bu okula “la escuel de golpes”, yani askeri darbeler okulu der. Hiçbir katliam yoktur ki bu akademide mzun olanların izine götürmesin: Kolombiya’daki Vraba katliamı, El Salvador’daki El-Mozote katliamı (4 rahibeye tecavüz ve katledilmeleri ve bir Yesuit papazın katledilmesi), Peru’daki Cantuta katliamı ve daha yüzlercesi. ABD “Terörizme karşı savaş”ını gürültülü bir şekilde ilan ettiğinde, güneyde küçümseyici şekilde somurtan milyonlarca Güney Amerikalı vardır, çünkü bunlar kuzeyde devlet erörizmden sorumlu başka bir Amerika tanırlar.

Size 11 Eylül 2001’i bahşedenler, size CIA tarafından gönderildiler. Bunlar, Sovyet Birliği askerlerine yer yüzünde cehennemi yaşatmak için seçilmiş bu kişilerin hepsi, CIA’nin terörizm okulundan mezun oldular. Onlar Afganistan’ın eski komünist rejimine karşı savaşmak için Pakistan, Suudi Arabistan ve başka bazı gizli servisler tarafından toparlanan, para ödenen eğitilen ve silahlandırılmış Cihat savaşçılarıydı. Ve sonuçta bunlar kendilerini büyütüp eğitenlere yöneldiler ve böylece neyi uyandırdıklarını onlara gösterdiler.

Ve ABD yine gerçek nedenleri üzerinde fazla düşünmediği bir savaşın içerisine girmiştir. Bu ne Kabil’de ne de Asya’nın tropik alanlarında başlatılmış bir savaştır. Bu savaşın başlangıcı, zengin ve kudretli adamların, Sovyetler Birliği’ni komşu bir ülkeye girmesini sağlayacak olan ve bu adamların deyimiyle “Afganistan Tuzağı” dedikleri tuzağa düşürmek için planların yapıldığı, Washington’daki klimalı bürolardadır.

Ve şimdi Malcolm X dediği gibi, “Şiddet yaratıcılarına geri döndü”.

Savaşı durdurmak mı istiyorsunuzı O halde savaş nereden geliyorsa orada durdurun: Washington’da...

(20-21 Nisan 2002 tarihli Junge Welt’te yayınlanan
Almanca metinden çevrilmiştir...)