27 Nisan'02
Sayı: 16 (56)


  Kızıl Bayrak'tan
  Ya barbarlık ya sosyalizm!
  Sosyal yıkıma karşı birlik, mücadele ve dayanışmayı yükseltelim!
  Sendikal ihanet barikatını yaralım!
  1 Mayıs'ta iş bırakmanın anlamı
  "İş bırakarak 1 Mayıs'ta alanlara!"
  İşçi sınıfı, Filistin direnişi ve 1 Mayıs...
  Direniş nöbeti Gazze'de
  1 Mayıs faaliyetlerinden...
  Yaygın, yoğun ve etkili bir çalışma sürdürüyoruz...
  Zor dönemin bilinçli, inançlı ve soluklu devrimcileri...
  Washington'da 100 bin kişi ABD emperyalizmini protesto etti
  Kolombiya'da son bir yıl içinde 165 sendikacı katledildi
  Le Pen'in seçim başarısı ve gerçeğin öbür yüzü
   "İşçilerin birliği halkların kardeşliği" pikniği coşkuyla gerçekleşti
   Mücadele, birlik ve dayanışma günü 1 Mayıs kutlu olsun!..
   Hatice Yürekli yoldaşın anısına...
   Yiğit komünist Hatice Yürekli'yi andık...
   Savanı en büyük mağduru çocuk
   Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
1 Mayıs’ı yeni bir başlangıç yapmak için

Sendikal ihanet barikatını yaralım!

2002 1 Mayıs’ı, işçi sınıfı açısından, sermayenin İMF patentli saldırılarına, faşist teröre ve emperyalist saldırganlık ve savaşa karşı güçlü bir yanıt vermek bakımından büyük bir önem taşıyor. 1 Mayıs’ın bu temelde sınıf ve emekçiler cephesinden güçlü bir moral kazanım sağlaması, önümüzdeki dönem sınıf ve kitle hareketinin seyrini etkileyecektir. Öyle ki, sınıfın öncü güçleri 1 Mayıs’ın bir başlangıç olması umudunu ve isteğini taşımaktadırlar. 1 Mayıs’ın tarihsel anlam ve geleneği, işçi sınıfına sermayeye karşı direnme gücü taşıyor, nasıl kazanılacağı yönünde ışık tutuyor. Komünistler ve sınıfın öncü unsurları bu bilinçle, kitlesel ve devrimci bir duruşun 1 Mayıs alanlarına hakim hale getirilmesi için, çalışmalarını yoğunlaştırmış bulunuyorlar.

Sınıfın devrimci 1 Mayıs’ı için yürütülen çalışmalar doğrudan doğruya sendika bürokratlarını da hedefliyor. Çünkü onlar bugüne kadar sınıf ve emekçi hareketinin yaşadığı dağınıklık ve çaresizliğin sorumlularıdırlar. Bundan dolayıdır ki sınıfın mücadele dinamiklerini ateşleyecek bir 1 Mayıs’tan uzak durmakta, 1 Mayıs’ı sıradanlaştırıp bir karnavala çevirmeye çabalamaktadırlar.

Sendika bürokratlarının 1 Mayıs ön hazırlıkları tümüyle bu amaç doğrultusunda biçimlendirilmektedir. İşçi sınıfının sermayeye ve emperyalizme karşı bir mücadele günü olarak umutla baktığı 1 Mayıs, tüm bu beklentilerin kötürümleştirildiği, umutsuzluk ve çaresizliğin hakim hale getirildiği bir gün olarak geçiştirilmeye çalışılıyor. Sendika bürokratları bunun için 1 Mayıs’ı bir takvim günü olarak sunuyorlar. Bu nedenle 1 Mayıs sınıf hareketinin ihtiyaçlarından koparılıyor, onun temel ve güncel şiarları basit birer tekerlemeye dönüştürülüyor.

Sendika bürokratları 1 Mayıs’ı izin başvuruları vesilesiyle gündeme getirdiler. Bunu ise, genel geçer laflar eşliğinde, ama işçi sınıfının etinde-kemiğinde hissettiği sorunları ağızlarına dahi almayarak yaptılar.

Ön hazırlık bakımından ise tam bir kayıtsızlık egemen. Genel olarak işyeri temsilciliklerine 1 Mayıs’ın duyurulması dışında hiçbir etkinlikleri bulunmuyor. Ne bir afiş, ne bir bildiri söz konusu değil henüz. Birkaç ilerici sendika şubesini dışında bırakırsak, toplam tablo böyle.

Sendika bürokratlarının 1 Mayıs’a yönelik tutumları salt bir kayıtsızlık değil elbette. 1 Mayıs’a yükledikleri anlam, yaptıkları açıklamalara bakılırsa oldukça büyük. Yapılan açıklamalarda, savaş ve küreselleşme vurgusu ön plana çıkarılıyor. İşçi sınıfının acil iktisadi-sosyal ve siyasal sorun ve istemleri ise daha tali planda bırakılıyor. İlk bakışta ileri bir tutum gibi gözüken bu durum aslında sendika bürokratlarının 1 Mayıs’ı bir bayram gününe çevirme hedeflerine uygun. 1 Mayıs alanlarında hedefe savaşın ve küresel saldırıların konulmasıyla, sermaye devleti ve kendilerinin gözardı edileceğini hesaplıyorlar. Amaçları bunu başararak 1 Mayıs kürsülerinde şov yapmaktır.

1 Mayıs bir kavga günüdür. İşçi sınıfının özlemlerine ve ihtiyaçlarına yanıt vermek, alanları bu ruhla doldurmak için seferber olmak, güçlü bir katılımı sağlamak temel önemde bir sorundur. Bu nedenle, 1 Mayıs’a iş bırakarak alanlara çıkmak dışında bir seçenek, daha baştan 1 Mayıs’ın içeriğini boşaltmak anlamını taşımaktadır. Onu, işçi sınıfının gözünde anlamlı olmayan yalıtık alan mitingleri derekesine indirgemektir. Halihazırda Belediye-İş, Yol-İş İstanbul 1 No’lu Şube ve Genel-İş dışında, 1 Mayıs’ta iş bırakarak alanlara çıkma tutumu söz konusu değildir.

Hain sendika bürokratlarını 1 Mayıs öncesindeki aldıkları bu tutum, işçi sınıfının 1 Mayıs’a katılımının zayıflatmak ve ruhsuz geçmesini sağlamak içindir. Ama onlar da biliyorlar ki, bunu arzu ettikleri gibi başarmaları mümkün değildir. Yakın dönemde olduğu gibi, geniş işçi yığınları sendika bürokratlarının tüm engelleme çabalarına karşın alanlara çıkacak. Ama örgütsüz, ama ne yapacağını bilemeden...

Unutulmamalıdır ki, yaşadığımız koşullarda çaresizlik bir yere kadardır. 1 Mayıs geleneği işçi sınıfı içerisinde köklenmiştir, öfkenin akacağı kanal 1 Mayıs alanlarıdır. Bu nedenle sendika bürokratlarının 1 Mayıs öncesindeki kayıtsız ve geçiştirmeci tutumları 1 Mayıs alanlarında tersine çevrilmelidir. Keskin nutuklar, marşlar dökülecektir ağızlarından. Çünkü 1 Mayıs alanı onlar için taşan öfkenin boşaltılmasına hizmet etmelidir. Bunun için ellerinden gelen herşeyi yapacaklardır. Karnaval havasıyla yetinmeyip, alana devrimci ruh taşıyacak komünist ve devrimci işçilere karşı saldırgan ve fiili müdahalelerde bulunabileceklerdir. Yani alanda denetim kurmak için ellerinden gelen herşeyi yapacaklardır. Bu, yakın dönem 1 Mayıslar’ının klasik tablosuur. Bu 1 Mayıs’ta da farklı bir tutum almayacaklardır. Sadece büyüyen öfkeyi kontrol edebilmek için daha fazla kirli yönteme başvurmak durumunda kalacaklardır.
İşçi sınıfının devrimci 1 Mayıs’ı, düzene karşı olduğu kadar, tüm bu nedenlerden dolayı sendika bürokratlarını da hedeflemektedir.

1 Mayıs’ı bir karnavala çevirmek için bugünden ellerinden geleni yapan bu bürokratlar etkisizleştirilmelidir. Bu görev başta sınıf devrimcileri olmak üzere, ileri-öncü işçi ve emekçilere düşüyor. Sendika bürokratlarının kayıtsız ve geçiştirmeci tutumlarına karşı tabandan bir basınç uygulanmalıdır.

Yine 1 Mayıs alanında da sendika bürokratlarının kirli yöntemlerle 1 Mayıs’ın özünü boşaltmalarına izin verilmemelidir. Sınıfa karşı burjuvazinin ajanları olarak çalışan bu asalakların 1 Mayıs alanlarında kürsü şovu yapmaya hakları yoktur. 1 Mayıs kürsüleri işçilerin olmalıdır. Bu bilinçle sendika bürokratlarının kürsü şovu yapmalarını engellemeli, onları konuşturmamalıyız. “Kahrolsun sendika ağaları!”, “Hainler sussun, işçiler konuşsun!”, “İşçilere söz hakkı!”, “Ya görev başına ya kapı dışarı!” ve “Bürokratlar defolsun sendikalar bizimdir!” sloganları bu hainler susana kadar gür biçimde atılmalıdır.

Alanda inisiyatifin devrimci işçilere ait olması için işçi bölükleri arasında tam bir uyum ve birliktelik sağlanmalıdır. Bunun için bugünden gerekli hazırlıklara başlamalı, örgütlü biçimde alanda konumlanmalıyız.

1 Mayıs’ta sermayeye karşı güçlü bir yanıt vermek, sendika bürokratlarına tok bir biçimde “artık yeter bizi sattığınız” demekten geçiyor. Bu bilinçle alanlara çıkalım, 1 Mayıs’ı gerçek bir başlangıç yapalım!