10 Kasım '01
Sayı: 34


  Kızıl Bayrak'tan
  Sınıf ve kitle hareketinin gerçek ihtiyacı
  Taban inisiyatiflerini örgütleyelim!
  Sınıf hareketinde çıkış arayışları
  Ankara Yürüyüş'nde üçüncü gün, Anadolu Yakası... Coşkulu e kitlesel karşılamalar...
  Sermaye devleti ÖO direnişini kırmak için kapsamlı bir saldırı hazırlığında!
  4 Kasım İzmir mitinginden gözlemler...
  Burası Armutlu, Afganistan değil!
  TAYAD'lı ailelerin açıklaması:
  Emperyalist savaş ve Türkiye...
  Filistin'de vahşi katliam devam ediyor
  Amerikancı medya: Halkların beynine çevrilmiş namlu
  ÖO Direnişi ve devrimcilerin ataleti
  6 Kasım'ın gösterdikleri
  DTÖ toplantısına karşı dünya çapında protesto hazırlıkları
   Mücadele Postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
DTÖ toplantısına karşı dünya çapında
protesto hazırlıkları


Katar’ın başkenti DOHA’da 9 Kasım 2001 tarihinde(yarın) başlayacak olan DTÖ (Dünya Ticaret Örgütü) 4. Bakanlar Konferansı tüm dünyada protesto ediliyor. 30 Kasım 1999 tarihinde ABD-SEATTLE’da yapılan DTÖ 3. Bakanlar Konferansı sonuç alınamadan dağılmıştı.

Başarısızlığın nedenleri arasında Seattle’da dünya emekçilerinin günlerce süren gösterilerinin etken olduğu tespitini yapan DTÖ, bu kez nüfusu düşük, konaklama imkanları kısıtlı ve ulaşımı zor bir ülke olarak Katar’ı toplantı yeri olarak belirledi. Bu tedbirleri yeterli bulmayan DTÖ yönetimi Katar’a gideceklere vizeyi de kendisinin vereceğini açıklayarak Katar’da protestoların önünü kesmeye çalıştı.

Ancak DTÖ protestolarının tüm dünyaya yayılmasına engel olamadı. Uluslararası Küreselleşme Karşıtları Koalisyonu’na ulaşan son bilgilere göre, DTÖ’nün ve 4. Bakanlar Konferansı’nın protesto edileceği ülkelerin bir bölümünü, eylem biçimleri ve ortaklaşılan sloganları aşağıda bilgilerinize sunuyoruz.

Türkiye MAI ve Küreselleşme
Karşıtı Çalışma Grubu
8 Kasım 2001
 
ABD: 1-10 Kasım tarihleri arasında ABD’nin pek çok eyaletinde kapalı salon toplantıları, eylem ve gösteriler.

Almanya: 10 Kasım’da 23 ayrı kentte “Dünyamız satılık değil” sloganı etrafında eylemler yapılacak.

Avustralya: Sendikalar da katılıyor, ayrıca IMF-Dünya Metal İşçileri Kongresi’ne katılan sendikacılar da yürüyüşe iştirak ediyor.

Avusturya: Linz’de alternatif zirve.

Bengaldeş: 9-11 Kasım’da sendikalarca düzenlenecek gösteri ve yürüyüşler.

Kanada: Karavan yürüyüşü 9 Kasım’da Dış Ticaret Bakanlığı önünde bitiyor. Bütün ülkede başta kamu çalışanları sendikaları olmak üzere işçi sendikaları, küçük çiftçiler, çevreciler, vatandaşlık örgütleri ve öğrenci birlikleri eylemlere katılıyor.

Çek Cumhuriyeti: 9 Kasım’da CMKOS işçi sendikaları konfederasyonu tarafından medyatik bir toplantı düzenleniyor.

Danimarka: LO işçi sendikası önderliğinde çeşitli etkinlikler.

Filipinler: Topraksız köylü hareketleri tarafından düzenlenen bir karavan yürüyüşü. 8 Kasım’da göçmen işçilerle ilgili bir konferans. 9 Kasım’da ABD Konsolosluğu önünde DTÖ-karşıtı bir gösteri

Finlandiya: Sendikalar ve STK’ların ortaklaşa düzenleyecekleri bir dizi etkinlik.

Fransa: 3 Kasım’dan başlayarak ülke çapında çok çeşitli etkinlikler, yürüyüşler, kapalı salon toplantıları, alternatif zirve vb. düzenleniyor.

İtalya: 8, 9 ve 10 Kasım tarihleri, İtalya Sosyal Forumu tarafından ulusal seferberlik günleri olarak ilan edilmiş. Ayrıca, 5-10 Kasım arasında 100’ü aşkın il ve ilçede eylem ve etkinlikler yapılıyor.

İngiltere: 3 Kasım’da Londra-Trafalgar meydanında bir gösteri düzenlendi.

İspanya: 2-10 Kasım tarihleri arasında toplumun tüm kesimlerini DTÖ ve kapitalist politikalar konusunda bilgilendirmek amacıyla bir kamp düzenleniyor. 9-11 Kasım’da Bask bölgesinde “Dünyamız satılık değil” başlığı altında bir tartışma toplantısı düzenleniyor.

İsveç: Göteborg, Malmö, Uppsala, Umea kentlerinde, 6-11 Kasım tarihlerinde, işçi ve memur sendikalarıyla, çeşitli politik grupların katılımıyla eylem ve etkinlikler.

İsviçre: 29 Ekim günü bir basın toplantısı düzenlendi. 10 Kasım’da ulusal yürüyüş.

Hindistan: 3-9 Kasım tarihlerinde tüm ülkede işçiler ve yoksul köylü hareketlerinin katılacağı kitlesel gösteri yürüyüşleri.

Hollanda: FNV Sendikası tarafından düzenlenen bir küreselleşme konferansı: 8-9 Kasım

Hong-Kong: HKCTU konfederasyonunun önderliğinde 9-11 Kasım tarihlerinde çeşitli etkinlikler.

Japonya: JTUC-RENGO İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nca düzenelenen çeşitli eylem ve etkinlikler.

Katar: 8 Kasım’da ICFTU Konferansı.

Lübnan: 5-8 Kasım’da DTÖ ile ilgili Dünya Forumu (sendikalar, çevre örgütleri, öğrenci birlikleri ve diğer STK’ların katılımıyla, Beyrut’ta).

Nijerya: 9 Kasım’da DTÖ ile bağlantılı işi durdurma, gösteri yürüyüşleri ve eylemler.

Norveç: 9 Kasım’da Oslo’da büyük yürüyüş. 30’u aşkın sendika, STK ve köylü hareketinin katılımıyla.

Rusya: Moskova’da küreselleşme konulu bir konferans. 9 Kasım günü Katar’daki toplantıyla eş-anlı olarak Moskova’da yapılacak Dünya Ekonomik Forumu’na karşı eylem ve etkinlikler.

Tayland: 9 Kasım’da kitlesel bir yürüyüş. Yürüyüş, Bangkok’taki ABD Konsolosluğu önünde son bulacak.

Tunus: UGTT sendikası önderliğinde bir dizi toplantı ve atölye çalışması yapılacak.

***

Dünya küreselleşme karşıtlarının üzerinde ortaklaştığı sloganlardan seçtiklerimiz:

Dünyamız satılık değil!
Kapitalizme geçit yok!
DTÖ’de yeni bir raunda HAYIR!
Kamu hizmetleri kâr için değil, halk içindir!
Eğitim ve sağlık hizmetleri ticarete konu edilemez!
DTÖ: Çevre standartlarının, ticaret önünde engel olarak tanımlandığı yer!
Patent haklarından önce insan hakları! İlacımızdan elinizi çekin!
Tarım, DTÖ’nün meselesi olamaz!
Mücadeleyi ve umudu küreselleştir!
BAŞKA BİR DÜNYA MÜMKÜN!




Partiyi güçlendirmek umudu büyütmektir!..


Dünyada emperyalistlerin ülkede işbirlikçi burjuva rejimin azgın saldırılarının devam ettiği bir dönemde, Türkiye işçi sınıfı ve emekçilerin biricik umudu TKİP’nin üçüncü kuruluş yıldönümünü yaşıyoruz. İşçi sınıfı ve emekçilerin karşı karşıya bulundukları çok yönlü saldırılar, örgütlü olmanın ve devrimci bir önderlik etrafında birleşmenin hayati önemini her gün yeniden ortaya koymaktadır. Sermaye sınıfının her yönden örgütlü ve devasa bir militarist güce sahip olması, bu gücüne dayanarak kitleleri köleliğe mahkum edebilmek için her yol ve yönteme başvurması, bir olgudur. Emekçiler ise örgütsüz kaldıkları ve devrimci bir önderlik etrafında kenetlenmedikleri sürece, bu kölelik zincirini parçalama gücünü kendilerinde bulamayacaklardır.

Gezegenin dört bir tarafında yaşamı üretenler, yaşamsal gereksinmelerden yoksun kalarak ayakta durmaya çalışıyor. Ürettikleri değerler büyüdükçe yoksullukları artmaktadır. Servet sefalet kutuplaşması, kapitalizmin temel bir yasası, kaçınılmaz bir sonucu olarak gittikçe derinleşiyor. Yüz milyonlarca emekçi kararlı, örgütlü bir militan direnişle karşı duramadığı içindir ki, bu gidişat halen tersine çevrilemiyor. Gerçek potansiyelleriyle ortaya çıktıklarında yenilmez bir güç olan emekçi yığınlar, örgütsüzken bir hiç oluyorlar ve geçmişte elde ettikleri kazanımlarını bile koruyamıyorlar.

İşçi sınıfı ve emekçilerin dağınık kalmaları için sistem her yola başvuruyor. Bireysel “özgürlüğü” kutsarken, özgürlük uğruna örgütlü mücadeleyi terörizm diye damgalayıp ezmeye çalışıyor. Zira çürüyen bir düzenin örgütlü proletarya karşısında ayakta durma şansı olmadığını en iyi bilen burjuvazinin kendisidir. Bütün sahtekarlıklar, riyakarlıklar, işkenceler, katliamlar ve acımasızlıklar, yaklaşan kaçınılmaz sonun mümkün mertebe ertelenmesi içindir.

Devrimci sınıf partisinin bayrağı altında örgütlenmiş işçi ve emekçiler ordusu burjuvazi için ölüm çanlarının çalması anlamına gelir. Emekçi yığınlar içinse sömürü ve kölelik zincirlerinin parçalanmasına doğru atılmış dev bir adım demektir. Parti kuruluşunun Türkiye devrimi tarihinde “bir kilometre taşı” olarak tanımlanması, proletaryanın kendi sınıf örgütüne kavuşmasının taşıdığı özel önemin vurgulanmasıdır. Artık proletarya, “dostun düşmanın önünde göndere çekilmiş bir bayrak” olan devrimci bir programa da sahiptir. Temel sorun dalgalanan bu bayrak altında birleşmek ve savaşmaktır.

Kapitalist barbarlık içinde çöküşe engel olabilecek yegane güç olan emekçi yığınlarla sosyalizme yürümek, bu yürüyüşe güç katmak ve önderlik etmek partinin varoluş sebebidir. TKİP’nin kuruluşu, emperyalist/kapitalist dünya düzenine karşı Türkiye topraklarından yükseltilmiş bir meydan okuma, bir savaş ilanıdır. Amaçlarını gizlemeye tenezzül etmeyen komünistler, programlarında; bu savaşın, emperyalist güçler ve işbirlikçi burjuvazinin bu topraklardaki egemenliklerini yıkıp parçalayana kadar devam edeceğini; bununla da yetinmeyip, proletarya enternasyonalizmi gereği, kendini dünya devriminin bir parçası olarak göreceği ve nihai amacın dünya komünist sistemini kurmak olduğunu açıklıkla dile getirmişlerdir.

‘90’lı yılların başında sosyalizmin güç ve prestij kaybı had noktaya ulaşmıştı. Büyük oranda emekçi yığınları örgütsüz bırakan bu süreç artık tersine dönmeye başlamıştır. Kapitalizmin, milyonların gözünde meşruiyetini gitgide yitirdiği bir dönemi yaşıyoruz. Bu dönem geniş olanakları içinde barındırmakta, ancak proletarya bir çok ülkede hala siyasal sınıf örgütünden yoksun bulunmaktadır. Oysa öncü örgütlenmelerin emekçi kitlelere su ve hava kadar gerekli olduğu bir gerçektir.

Böylesine kritik bir süreçte TKİP şahsında kendi sınıf örgütü ve programına sahip olmak Türkiye proletaryası için büyük bir imkandır. İşbirlikçi burjuvazi adına devleti yönetenler işçi sınıfı, emekçiler ve ilerici-devrimci güçlere karşı topyekün bir saldırı yürütüyorlar. Bu saldırı ekonomik-demokratik, sosyal ve siyasal kazanımların tümünü gasp etmeyi amaçlamakta, emperyalistlerin tam desteği ile sürdürülmektedir. Bu saldırıyı püskürtüp, emekçi kitlelerin içinde boğulmak istendiği karanlığı parçalayabilecek tek güç örgütlü proletarya ve yoksul müttefikleridir. Bu güce önderlik etmeye tek aday ise TKİP’dir. Bu aşamada bütün dikkat ve çabamız, partinin maddi toplumsal zeminine oturması için yoğunlaşmaktır.

Devrimin zaferinin ve sosyalizme ulaşmanın tek yolu parti saflarında mücadele etmektir!

M. Dicle