05 Ocak '02
Sayı: 01 (41)


  Kızıl Bayrak'tan
  Düzenin iflası ve Türkiye'nin devrimci geleceği...
  Aşılamayan sendikal ihanet barikatı
  Faşist baskı, terör ve katliamların boyutlandığı bir yıl
  Milyonlarca emekçinin kanı, emeği ve geleceği pazarlanacak!
  Azami sefalet ücreti belirlendi
  Gençlik hareketinin politizasyonu artıyor
  Barbarlık ya da sosyalizm!..
  2001: Emperyalizme köleliğin pekiştiği, sosyal yıkımın derinleştiği yıl
  Anadolu Yakası Liseli Gençlik Platformu Bülteni'nden...
  Özgürlük ve sosyalizm 21. yüzyıla damgasını vuracak!..
  Arjantin'in iflası ve Türkiye
  İşçi Kültür Evleri'nin etkinliklerinden...
  Emperyalizme karşı direniş sürüyor!..
   Mücadele Postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Sermaye iktidarı Ecevit’in ABD ziyaretine hazırlanıyor…

Milyonlarca emekçinin kanı, emeği ve
geleceği pazarlanacak!

Sermaye iktidarı yeni yıla Ecevit’in 14 Ocak’ta başlayacak ABD gezisinin hummalı hazırlıklarıyla girdi. Yapılan açıklamalarda bu gezinin yılın en önemli diplomatik girişimi olduğu özellikle vurgulanıyor. Burjuva cepheden geziye ilişkin yorumlar, akıl vermeler ve temenniler artıyor. Düzenin iktidar organları ABD ile yapılacak görüşmelerde izlenmesi gereken tutuma ilişkin görüşlerini bildiriyorlar.

Tüm bunlar bir arada, iplerini tümüyle ABD’ye kaptırmış bir iktidarın çürümüşlüğünü, iradeden yoksunluğunu ve geleceğini tümüyle bu efendiye bağlamış olduğunu ortaya seriyor. Yapılacak ziyaret temelde efendi ile uşak ilişkisinin gereklerine göre şekilleniyor. Efendinin çıkarları esastır, uşak bu çıkarlar neyi gerektiriyorsa onu yerine getirecektir. Elbette uşak tüm bu hizmetinin karşılığında bir fiyat da biçecektir kendisine; efendisinin çıkarlarına ters düşmeden bu fiyatın karşılığında kendisini özgürce pazarlayabilecektir. İşte Ecevit’in yapacağı ziyaretin özü bundan ibarettir.

Türkiye’nin önemi emperyalizmin çıkarlarına ettiği hizmet kadar

Ziyaretin sermaye iktidarı lehine yaratacağı sonuçlar onun pazarlık gücüne bağlıdır. Bu gücün sınırları ise ABD’nin çıkarları tarafından belirlenmektedir. ABD ziyaretinin sonuçlarına ilişkin pembe tablolar çizen burjuva kalemşörler, özellikle 11 Eylül’ün sermaye devleti açısından kötü gidişi değiştiren önemli bir olay olduğunda hemfikirler. Bu olayın önemi açıklanırken verilen örnek ise Arjantin’dir: Eğer 11 Eylül olmasaydı Türkiye’nin hali Arjantin’den farksız olurdu! Burada kastedilenin ne olduğu biliniyor. 11 Eylül saldırısıyla sermaye devletinin bölgedeki stratejik konumu artmıştır, ABD’nin stratejik ortağı olan Türkiye böylelikle ABD’nin bölgeye ilişkin planları açısından kritik bir ülke haline gelmiştir. Yani sermaye devletinin ABD’ye karşı güçlü br kozu vardır artık. Bu söylem bugün sermaye iktidarının tüm iç ve dış politik yönelimlerinde hareket noktasıdır.

Dış politikada ya da kendini pazarlamada yaşanan açmaz

Sermaye devleti geleceğini 11 Eylül sonrası kan ve yıkım sürecine bağlamış durumda. Tüm gücüyle “stratejik konum”undan yararlanmaya bakıyor. Bu ülke, toplum ve bölge halkları için büyük bir yıkım demek olsa da, bunda tereddüt göstermiyor. Dahası bunu kendisini daha iyi pazarlamanın olanağı sayıyor: Irak’ın işgali mi? Biz burada bir Kürt devleti kurulmasına tamamen karşıyız, ama koşullar değişirse durumu yeniden değerlendirebiliriz! Ziyaretin öngünlerinde buna benzer açıklamalarla sık sık karşılaşıyoruz. Son açıklamalarıyla bu rolün gereği Genelkurmay Başkanı’nca da yerine getirildi. Ancak bu sözlerin pratik hiçbir değerinin olmadığı bizzat yine düzen cephesinden dillendiriliyor. Öyle ki, bugün sermaye iktidarının Irak sorununda tek politikası, kendisini pazarlamanın ötesinde, ABD’nin olası bir Irak saldıısında Türk devletinin “haberdar edilmesi”dir. Tüm bunlar, Türk sermaye devletinin dış politikada ya da kendisini pazarlamada yaşadığı açmazın yalın ifadesi.

Ecevit “artan stratejik konum”u pazarlamaya gidiyor

ABD yeni yılın ilk günlerinde yapılacak ziyarete ilişkin resmi görüşünü açıkladı. Görüşmenin Ortadoğu, Balkanlar, AB, Kafkaslar, Kıbrıs ve Türkiye’nin ekonomik programını içereceği ifade edildi. Ama görüşmenin ana konusunun Irak olduğu, diğer tüm konuların buna bağlı olarak ele alınacağı biliniyor. Nitekim Türk devlet yetkililerinin son dönemde estirdiği iyimserlik rüzgarının arkasında tümüyle ABD’nin bölgesel yönelimleri, özelde ise Irak bulunuyor. Sermaye devleti AB ile ilişkilerde kötü gidişi bir parça değiştirdiyse, bu ABD’ye yaslanarak oldu. Ama sermaye devleti için daha önemlisi, iflas noktasına gelmiş ekonomiye karşın İMF’nin vaad ettiği (gün geçtikçe birkaç milyar daha arttırdığı) on milyar doları aşkın yeni kredi paketi. Aksi durumda Arjantin’denfarksız bir duruma düşmesi büyük olasılık olan Türkiye kapitalizmine verilen bu destek, burjuva çevrelerce açıktan ifade edildiği üzere “artan stratejik konum”uyla doğrudan bağlantılı. İşte Ecevit sermaye iktidarı adına bu “artan stratejik konum”u pazarlamaya gidiyor.

ABD tarafından tümüyle bölgesel politikaları ve özelde Irak’a yönelik operasyon üzerine oturtulan bu ziyaretin Türkiye açısından önemi ise ABD’den kopartılacak iktisadi ayrıcalıklar. Ecevit’e yolculuğunda kalabalık bir kapitalistler grubu eşlik edecek. Kapitalistler bu ziyaret boyunca pazarlığın açacağı kanallara bağlı olarak ABD tekelleriyle ikili anlaşmalar yapmanın hesabı içindeler. Ecevit ile Bush arasındaki görüşmelerde, başta tekstil kotalarının kaldırılması, gümrük indirimlerine gidilmesi gibi ticari ayrıcalıklar elde edilmesi düşleri kuruluyor. Bu beklentiler ilk kez Powell’in ziyaretinde dillendirilmiş, Irak’a ilişkin uluslararası bir gözlem turuna çıkan ABD Savunma Bakanı’na da bu talepler iletilmişti. O zaman dediklerinin özü şuydu: Biz sizin hep sadık bir uşağınız olduk, yine oluruz. Ama AB gibi size düşmanlık hisleri beslyenlere verdiğiniz ayrıcalıklardan biz de yararlanmalıyız. Yani talep edilen milyonların kan parası, sadık uşağın bahşişi!

Milyonlarca işçi ve emekçinin kanı
ve geleceği pazarlanıyor

Ancak Türk devletinin bu sefil taleplerinin karşılığı sadece bölgede üstleneceği rol olmayacaktır. Yürütülecek pazarlık kana karşılık para ile sınırlı değil. ABD tekellerinin temsilcisi Bush’un Ecevit’ten istekleri bu tekellerin iktisadi çıkarlarını da kapsıyor. Pazarlık denkleminin ilk tarafında kanın yanında milyonlarca işçi ve emekçinin alınteri ve geleceği de duruyor. Bundan dolayıdır ki, meclis ziyaret öncesinde hummalı bir biçimde çalışıyor. Sezer’den dönen, ABD’li tütün tekellerinin beklentilerini karşılayacak, karşılığında yüzbinlerce tütün üreticisini yıkıma uğratacak Tütün Yasası yeniden görüşülmeye başlandı. Yasanın ziyaretten önce geçirilmesi hedefleniyor. Bankacılık piyasasına ilişkin düzenlemeler, ihale yasasında uluslararası tekeller lehine değişiklikler vb. meclisten bir bir ge&cceil;iyor. Düzen cephesinin yeni yıla ilişkin yaydığı iyimserlik tümüyle kendini ABD’ye pazarlamaya dayanıyor ve milyonlarca emekçinin yıkımının derinleşmesi anlamına geliyor. Ecevit ABD’de, temsilcisi olduğu işbirlikçi burjuvazinin sefil çıkarları için, milyonlarca emekçinin geleceğini pazarlayacak.

Dolayısıyla bu ziyaret Türkiyeli işçi ve emekçileri yakından ilgilendiriyor. Bu saldırgan ve kan emici ittifak milyonlarca emekçinin ve bölge halklarının yaşamını tehdit ediyor. Efendi ve uşaklarının hummalı biçimde sürdürdüğü bu saldırı hazırlıklarına kayıtsız kalmamalı, “İşçilerin birliği, halkların kardeşliği!” şiarıyla mücadeleyi yükseltmeliyiz.