24 Kasım '01
Sayı: 36


  Kızıl Bayrak'tan
  Reformizm ve siyasal mücadele
  Asıl hedef işçi-emekçi hareketidir!
  Emperyalizmin askeri ve kölesi olmayacağız!
  Ekonomik yıkımın sosyal faturası ağırlaşıyor
  9 Kasım eyleminin gösterdikleri
  Aymasan: Geleceğe dersler bırakan bir direniş deneyimi
  Yoldaşlarının kaleminden Tülay Korkmaz... Her zaman direngen: Yaşamda, işkencede, hapiste
  Zorla müdahale üzerine... Bedenle savaş olmaz
  İşçi sınıfı ve emekçilerden çalınacak, sermayeye ve emperyalistlere aktarılacak!
  Afganistan'da pay kapma mücadelesi yoğunlaşıyor
  Kuzey İttifakı'nın kirli ve katliamcı sicili
  Emperyalist savaş karşıtı eylemlerinden haberler...
  Hegemonya savaşında Türkiye'nin yeri ve beklentileri...
  Mücadele deneyimi, mücadele çağrısı...
   Esenyurt İşçi Bülteni'nden...
   Mücadele tarihinden...
   ABD tehlikeli sularda yüzüyor
   Mücadele Postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
18 Kasım’da Londra yapılan emperyalist savaş karşıtı yürüyüşe 100 bin kişi katıldı...

İngiltere’de büyüyen savaş karşıtlığı üzerine

İngiliz Sosyalist İşçi Partisi üyesi ve “Savaş durdurulsun!” oluşumunun sözcüsü Lndsey German ile yapılan aşağıdaki söyleşi, ilerici Alman günlük gazetesi Junge Welt’in 20 Kasım 2001 tarihli sayısından çevrilmiştir...

JW: Pazar günü oluşumunuz Londra’da İngiltere genelinde savaşa karşı bir yürüyüş çağrısı yaptı. Polis yürüyüşe 15 bin kişinin katıldığını açıkladı. Siz katılımın 100 bin olduğunu söylüyorsunuz. Sonuçtan memnun musunuz?

LG: Memnunluktan da öte... Ekim ayındaki ilk yürüyüşümüzde 50 bin kişi vardı. Bu kez geçen yürüyüşten daha fazla kişinin katılacağını düşünüyordum. Ama geçen hafta yaşananların üzerine, böyle büyük bir başarıyı hesaplamamıştım. İnsanların medyadaki kutlamalara kanarak evde kalacaklarından korktuk. Ama insanlar için sorunun Taliban’ın bombalanmasının çok ötesinde olduğunu gösteriyor bu. Sonuçta Afganistan savaş koalisyonunun ilk hedefiydi. Amerika’nın başkan yardımcıları için 40 ülke daha listede duruyor, ve ayrıca bunun iç politika boyutlarını da unutmamalıyız.

JW: Siz en son açılan anti-terör paketinin demokratik haklara sınırlamalar getirdiğinden sözediyorsunuz. Devlet gerçekleştirilen protestolara karşı nasıl bir tepki gösteriyor?

LG: İngiltere’de yıllardır Avrupa’nın en sert anti-terör yasaları uygulanıyor, ve devlet sürekli meşru protestoları bile terörist eylem çizgisine itiyor. En son çıkarılan yasa paketiyle, eylemcilerin yüzde maske taşımasını suç işlemiş kabul ediyor ve hakim kararı olmadan 6 aya kadar gözaltına alabiliyor. Bu tüm politik karşıtlara karşı kullanılabiliyor. Kuzey İrlanda’daki tecrübeler, asıl suçsuzların en çok korkması gerektiğini gösterdi. Biz burada hukuksal yanılgılarla ilgili uzun ve eski bir geleneğe sahibiz.

JW: “Savaş durdurulsun!” oldukça geniş bir birlik. Sosyalist grupların yanında, yeşiller, insan hakları örgütleri, bir çok islami örgüt de temsil ediliyor. Siz temel farklılıkları nasıl koyuyorsunuz?

LG: Biz bilinçli olarak en küçük paydada birleştik. “Bu savaşı durdur!”. Bu bizim talebimiz. Bu Ortadoğu ve Afganistan’la ilgili değişik örgütlerin değişik hedeflerinden bağımsız.

Ama bizim için bu savaşın aynı zamanda ırkçı bir savaş da olduğunu döne döne vurgulamamız çok önemli. Bu islami gruplarla dayanışmada ortak bir baz. Onların üyeleri hergün en sert ve acımasız şekilde ırkçılığa maruz kalıyorlar. UNISON sendikasındaki siyah gruplar da -sendika yönetimine karşın- bizim pozisyonumuza dahil oldular.

JW: Parlamentoda da bir başkaldırının büyüyeceğini düşünüyor musunuz?

LG: Wal Ulusal Parti Plaid Cymru milletvekilleri baştan beri bu savaşa karşılar. İşçi Partisi içinde de huzursuzluklar var. Yürüyüşümüze 3 İşçi Partisi milletvekili konuşmacı olarak katıldı. Ama parlamentoda henüz sessiz duran savaş karşıtının sayısı çok. Eğer parti tabanının savaşı desteklemediği açıklık kazanırsa bunlar harekete geçmek zorunda.

JW: Hükümet üzerindeki basıncı arttırmak için neler planlıyorsunuz?

LG: Yürüyüş mutlaka etkilerini gösterecektir. Polis sayıyı aşağıya çekse bile. Yürüyüş orada bulunanlara ne verdi, daha genişleyeceğinin mesajını verdi, görmezden gelinemeyeceğini gösterdi. Biz ayrıca tartışma ve toplantılar planlıyoruz. William Clinton Aralık ayında Londra’ya gelirse ona yüzümüzü göstermek istiyoruz. Bundan sonraki en büyük eylem ise, 14 Aralık’ta Brüksel’de, Avrupa çapında düzenlenecek olan savaş karşıtı yürüyüş.



Dortmund’da savaş karşıtı gösteriye 3 bin kişi katıldı...

Almanya’da savaş karşıtı gösteriler sürüyor

SPD-Yeşiller hükümeti tarafından Afganistan’a 3900 Alman askerinin gönderilmesi kararı 16 Kasım tarihinde kabul edildi. Savaş ve asker gönderme kararı Almanya’nın birçok kentinde olduğu gibi Ruhr havzasında da protesto edildi. Ruhr havzasındaki yürüyüş Dortmund’da gerçekleşti. Çağrısını sendikalar, kitle örgütleri, parti ve kuruluşların yaptığı protesto yürüyüşüne 3 bin kişi katıldı. Emperyalist savaşa ve Alman askerinin savaşa gönderilmesine karşı sloganlar atıldı, pankartlar ve dövizler taşındı, konuşmalar yapıldı.

Mitingdeki konuşmacılardan biri de Alman Sendikalar Birliği (DGB) Doğu Ruhr bölgesi temsilcisiydi. DGB temsicisi, ‘terörizme karşı” siyasal, hukuksal ve askeri alanda mücadele edilmesi gerektiği üzerine yaptığı konuşmasını, ıslıklı ve sözlü sert protestolar eşliğinde sürdürmeye çalıştı. Alman askerinin yurtdışına gönderilmesine karşı çıkarken, diğer taraftan parlamentonun aldığı kararı desteklediğini söylemesi bardağı taşıran son damla oldu. Kitlenin arasından sahneye fırlayan çok sayıda kişi sendika temsilcisine saldırarak konuşmasını engellediler.

Daha sonra IG-Metal Sendikası Krupp-Thyssen işçi temsilcisi; “DGB temsilcisi görüşlerini savaş karşıtı bu eylemde dile getiremez. Ne şimdi ne de 100 yıl sonra Alman askerlerinin tekrar yurtdışına gönderilmesini istemiyoruz!” diyerek gerici konuşmayı protesto etti.

Yaşanan bu olay, Almanya’da sendikalar arasında bir süredir sürdürülen tartışmanın yansımasıydı. 3 hafta önce IG-Metal Sendikası savaşa karşı olduklarını açıklamış ve üyelerini aktif olarak savaş karşıtı eylemlere katılmaya çağırmıştı. Bu, o günlerde Alman tekelleri için Çin’i fethe çıkan Başbakan Schröder tarafından bile sert bir dille eleştirilmişti. Schröder, IG Metal’e; “IG-Metal işyerleriyle ilgilensin. Dış politikadan anlamazlar, dış politika onların işi değil”, diyerek tehditler savurmuştu.

IG-Metal ise geçmişte olduğu gibi bugün de savaşa karşı olduklarını ve savaşın onları ilgilendirdiği cevabını vermiş, bu durum Almanya’daki sendikaları saflaştırmıştı. SPD çizgisine yakınlığı ile bilinen DGB, hükümeti destekleyen açıklamalar yapmıştı. Bu eylemde dikkati çeken bir diğer nokta ise, haftalardır savaş karşıtı eylemlere karşı Alman televizyonlarının kör-sağır ve dilsizleri oynayan tutumlarını sürdürmeleriydi. Haberlerde tüm gün Alman faşistlerine karşı yürüyen 500 anti-faşistin katıldığı eyleme yer verilirken, 30 km uzaktaki 3 bin kişilik savaş karşıtı eylem görmezden gelindi.

Ama nafile. Ne Alman hükümetinin savaş çığırtkanlığı ve tehditleri, ne sendika bürokratlarının savaş yanlısı tutumları, ne de medyanın suskunluğu, Alman işçi ve emekçilerinin savaşa ve yurtdışına asker gönderilmesine karşı eylemli protestolarının önünü kesemeyecektir. Savaşa karşı protestolar haftalardır tüm Almanya çapında uyarı nöbetleri, öğrenci eylemleri, yürüyüşler ve “Savaşa Karşı Analar”ın eylemleriyle sürüyor.

SY Kızıl Bayrak/Dortmund



Nürnberg’de emperyalist savaş karşıtı eylem

Başını ABD emperyalizminin çektiği emperyalist savaşa karşı, bölgemiz Nürnberg’de, birçok eylem ve etkinlik örgütlendi. Kendilerini barış inisiyatifi olarak tanımlayan; kiliseler, savaş ve askerlik karşıtı güçler ve yerel halk inisiyatifi her hafta çarşamba günü stand açıyor, mum yakıp uyarı nöbeti tutuyorlar. Bizler de üç Türkiyeli yapı (BİR-KAR, AGİF, İKM) olarak Alman ilerici ve devrimci güçleriyle her hafta toplantılarımızı yapıyoruz ve eylemlilikler örgütlüyoruz.

Son olarak, Alman hükümetinin Afganistan’a asker yollama ve yeni düzenlenen savaş yanlısı yasa ve uygulamalara karşı bir eylem örgütledik. Eyleme 300’ün üzerinde bir katılım oldu. 17 Kasım ‘01 günü SPD binasına yürüdük, oradan tekrar şehir merkezine geldik. Eylemde hükümeti oluşturan sosyal-demokratların ve Yeşillerin savaş yanlısı ikiyüzlülükleri teşhir edildi. Sosyal demokrat Alman İçişleri Bakanı Otto Schliy’in çıkardığı ve yürürlüğe koymak istediği, sokakları ve bütün kentleri kameralandırma uygulaması teşhir edildi. Komite tarafından, Türk Devleti’nin de Afganistan’a asker yollama, zindanlarda ve Küçükarmutlu’da uyguladığı katliamları konu alan Almanca bir konuşma yapıldı. 5 bin civarında Almanca bildiri dağıtıldı. Bunun 2 bini Alman ilericileri, 3 bini ise BİR-KAR, AGİF ve İKM tarafından ortk hazırlanmıştı. Arkalı önlü Almanca-Türkçe bildiriler de dağıttık, BİR-KAR imzalı dövizler taşıdık. Eylemde Ölüm Oruçları’yla ilgili Almanca sloganlar da atıldı.

Kapitalist-emperyalist barbarlığa karşı işçilerin birliği ve halkların kardeşliği bayrağını yükseltelim!

BİR-KAR/Nürnberg