7 Haziran'03
Sayı: 22 (112)


  Kızıl Bayrak'tan
  Düzenin krizi ve açmazları iç dalaşmayı şiddetlendiriyor
  Özelleştirme saldırısı ve PETKİM
  Sınıf hareketinin mevcut durumu üzerine...
  Sınıf hareketinden...
  Şakirpaşa İşçi Kültür Evi keyfi olarak kapatıldı!
  Akabe Zirvesi'nin gündemi: Ordusuz bir devlet,...
  A. Gül İKÖ toplantısında ABD emperyalizminin sözcülüğünü yaptı...
  TOBB Genel Kurulu'nda hükümeti ve muhalefetiyle sermaye partileri boy gösterdi...
  Irak halkı emperyalist işgali reddediyor!
  Kölelik yasasına karşı örgütlenmeye, birleşik mücadeleye!
  Genel af dilenciliğinin anlamı üzerine
  15-16 Haziran...
  15-16 Haziran Direnişi'nin ruhuyla mücadeleyi yükseltelim!
  Emperyalist G-8 Zirvesi...
  Evian Zirvesi: Bir iflas tablosu
  Fransa'daki çatışmanın tayin edici günleri yaklaşıyor
  Doğu Almanya'da metal grevi...
  Esenyurt İşçi Bülteni'nden...
  İhanette "Yeni adım"!
  İmparatorun yeni macerası...
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Emperyalist G-8 Zirvesi...

Sömürü ve yıkım düzenine karşı
yüzbini aşkın emekçinin öfkesi

8 büyük emperyalist devlet temsilcilerinin yanı sıra Dünya Ticaret Örgütü, Dünya Bankası ve İMF heyetlerininde katıldığı G-8 Evian Zirvesi geride kaldı. İnsanlığın ezici çoğunluğunun kaderi üzerine çirkin pazarlık ve kararlara konu olan emperyalist zirve beklendiği gibi 100 bini aşkın işçi, emekçi ve gencin öfkeli, kararlı ve coşkulu protesto gösterisine, İsviçre tarihinin en büyük eylemine sahne oldu. Lozan, Cenevre ve Annegasse kentlerinde sokakları ve alanları dolduran kitleler dünya emekçilerinin ve halklarının duygu, düşünce, öfke ve özlemlerini yansıttılar. Emek ve sermaye dünyasının karş. karşıya gelişini simgeleyen bu dev kitle eylemi kapitalist sömürü sistemini ve emperyalist dünya düzenini reddeden ve “başka bir dünya”yı hedefleyen bir karakter kazandı. Atılan sloganlar, taşınan pankart ve dövizler, söylenen marşlar bunun göstergesi oldu.

Yaratılmak istenen korku ve terör atmosferi
ve emekçilerin buna yanıtı

Birbirini izleyen emperyalist zirvelerin herbiri emekçilerin büyük tepkileriyle yanıtlandı ve Cenova emperyalist şefler için bunun “ürkütücü” bir halkası oldu. Bu deneyimleri de gözeten emperyalist burjuvazi Evian’da benzeriyle karşılaşmamak için umutsuz bir çaba içine girdi. G-8 Zirvesi’nin yapılacağı kasaba ve yakın çevre illeri günler öncesinde adeta savaşa hazırlık bölgesi haline getirildi. 30 bine yakın polis ve askerin yanı sıra onlarca halikopter ve savaş uçakları seferber edildi, havaalanları kapatıldı. “Güvenlik bölgesi” tel örgülerle ve konteynerlerden oluşan yüksek duvarlarla çevrildi, kanalizasyon kapakları kalın tahtalarla vidalandı. İş dalgıççıların göllerde olası saldırıları önlemek için su altını denetleme maskaralığına kadar vardırıldı. Cenevre ve Lozan cezaevlerinde yüzlerce hücr boşaltıldı, hastahanelerde acil durumlar dışında ameliyat salonları “terör olaylarının” kurbanları olacak kişiler için hazır tutuldu. Tüm bunlarla terör ve korku atmosferi yaratılmak isteniyor ve büyük bir katılım.n engellenmesi hedefleniyordu. Büyük gösterinin yapılacağı pazar günü ise Cenevreye 50 kilometre kala otoban üzerindeki tüm köprülerde polis ve asker kamera ve dürbünlerle trafiği izliyodu. Emperyalist şeflerin protestoların gücü ve militan bir biçim alacağına ilişkin inancı bu hazırlıkları ayrıca gerektiriyordu.

Ne var ki yaratılan bu hava işyerlerinin ve sermaye kuruluşlarının vitrin ve camlarının boydan boya kalın kontraplaklarla kapatılması dışında bir sonuç yaratmadı. Alınan olağanüstü önlemlerin hiçbirinin hükmü olmadı ve bir insan selinin akmasını engelleyemedi. 100 bini aşkın işçi, emekçi ve genç emperyalist küreselleşmenin yarattığı yıkıcı sonuçlara karşı duydukları öfkenin kararlılığıyla Cenevre ve Annemasse kentlerini adeta işgal ettiler. Eylemin emekçi karekteri, kitleselliği, talep ve şiarları eylemi karalamayı ve kriminalize etmeyi amaçlayan beklentiyi ve gerici burjuva propagandayı boşa çıkardı. Yer yer yaşanan irili-ufaklı çatışmalar dışta tutulursa, gösterilerin meşruluğunu gölgeleyebilecek bir davranış gösterilmediği gibi protesto gösterileri emperyalizmin ve kapitalizmin etkili bir teşhiri oldu. Zirvenin yapıldığı ücra bir erde ve İsviçre gibi bir ülkede yüzbinden fazla kişinin katıldığı bir gösterinin gerçekleşmesi özelikle önemlidir.

Başarılı bir hazırlık ve görkemli yürüyüş

Birçok ülkede yüzlerce örgütün zirveyi protesto çalışmaları, günler öncesinde kurulan çadır kentlerin, hazırlanan programların, yapılan etkinliklerin ve taşınan kitlelerin toplamı üzerinde bakıld.ğında son derece başarılı bir organizasyon dikat çekiyordu.

Önden örgütlenen bir dizi etkinlikler bir yana bırakılırsa, zirve karşıtı hareket asıl olarak Perşembe günü başladı. Onlarca kilometre büyüklüğündeki alana kurulan çadır kentler büyük bir şehir görüntüsünü andırıyordu. Bütün çadır kentlerde eylemcilerin hemen tüm günlük ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlayan bir düzenleme yapılmış, aktivitelerin konusu, günü ve saatleri yazılı hale getirilmiş, enformasyon standları açılmış ve radyo istasyonları kurulmuştu. Çadırlarda ve açık alanda politik konferanslar, tartışmalar, kültürel etkinlikler ve eylemin pratik örgütlenmesi tartışılıyordu. Akşamları yapılanlar değerlendiriliyor, sonraki gün için planlamalar yapılıyordu. Çadır kentler dolaşıldığında “başka bir dünya” tablosunun atmosferi solunuyor, Cenevre ve Annemasse şehirlerini göstericilere terk edilmiş olması her yerin eylem alanı olduğu görüntüsü sunuyordu. Büyük yürüyüşün dışında üç gün boyunca süren “eylemlilikler” de politik içeriği güçlü olan protesto gösterileri özelliği taşıyordu. Büyük yürüyüş bunun toplamı ve coşkunun doruğu olmuştu. Pazar gününe gelindiğinde Cenevre ve Fransa’nın Annemasse kenti 100 bini aşkın bir insan seline teslim oldu. Kent sakinleri göstericileri balkonlarda alkışlıyor, zafer işaretleriyle karşılıyorlardı. Cenevre’de büyük yürüyüşün yapıldığı aynı gün Lozan kenti de göstericilerin eylem ve çatışmalarına sahne oluyordu. Gösteriler Cenevre, Lozan ve Annemasse kentlerinde sonraki günlerde yayılarak devam etti.

Seattle’den sonra sürekli politikleşen enternasyonal karakterli anti-emperyalist eylemin Evian halkası daha ileri politik bir biçim kazandı. Anti-kapitalist şiarlara sosyalizm alternatifi eşlik ediyordu. Taşınan pankart ve dövizlerde, atılan sloganlarda “Kahrolsun kapitalizm!”, “Emperyalist savaşa ve işgale hayır!”, “Filistin ve Irak halkına özgürlük”, “Yaşasın sosyalizm!”, “Anti-kapitalist mücadelemiz sosyalizm içindir!”, “Barbarlık ya da sosyalizm!”, “Bush, Blair, Chirac, Schröder, Putin ve ötekiler katillerdir” gibi sloganlara Enternasyonal Marşı eşlik ediyordu. Birçok ülke kortejlerinde Çav Bella ve başka politik marşlar yükseliyordu. Fransızlar’ın ve İtalyanlar’ın büyük kortejlerindeki kalabalık insan kitlesinin yumruklar havada hep bir ağızdan Enternasyonal Marşı’nı coşkuyla okuyarak yürümeleri ve öteki korejlerin bunu alkışlarla desteklemeleri eylemin politik içeriği konusunda açık bir fikir veriyor. Gösterilere katılan birçok çevre, grup ve örgütün kendilerini sosyalist ve komünist olarak tanımlamaları ise dikkate değer bir başka olgu.

Emperyalist medyanın gösterilerin çapını
ve içeriğini gizleme çabaları

Her zaman olduğu gibi bu kez de emperyalist medya rakamları çarpıtma, eylemin gücünü ve niteliğini gizleme yoluna gitti. İlk gün ağız birliği etmişcesine gösterici sayısını 20-30 bin arası olarak veren, sonraki gün ise 50 bin olarak sunmak zorunda kalan medya, eylemi genelikle göstericilerle polis arasındaki çatışma olarak verdi. Bu kasıtlı tutumun gerisinde protesto gösterilerini önemsiz gösterme, kriminalize etme ve karalama amacı yatmaktadır. Televizyon ekranlarında bu amaca hizmet eden görüntüler yansıyordu. Aynı tutum konuya ilişkin yürütülen tartışmalar üzerinden de sergilendi. Buna göre gösterilere katılan kitle sayısı beklenenin çok altındaydı, bu da küreselleşme karşıtı harekete duyulan ilginin zayıfladığı anlamına geliyordu vs. Oysa son Evian Zirvesi hareketin onbinlerden yüzbinlere büyüdüğünnü ve giderek poliikleştiğini göstermektedir. Bu kez de G-8 Zirves’ine damgasını vuran, 100 binden fazla insan kitlesinin somut talep ve şiarlar üzerinden emperyalizmi ve kapitalizmi net ifadelerle suçlanması gerçeğidir. Tüm çabalar bu gerçeği gözlerden ırak tutmak içidir.

Hareket giderek daha açık politik hedefler kazanıyor

Emperyalist saldırı ve kapitalist sömürü politikalarını örgütleyen ve yöneten sermaye kurumlarının ve emperyalist zirvelerin şahsında gerçekleşen militan kitlesel hareketler, yaşadığı evriminde sonucu olarak, politik hedeflere yöneliyor. Bu elbette yıldan yıla daha belirgin hale gelen işçi sınıfı ve emekçi kitlelerin güçlenen mücadelesinden bağımsız düşünülemez. Kapitalist krizin ve sömürünün yarattığı ve sürekli büyüttüğü işsizliğin, yoksulluğun ve açlığın pençesinde kıvranan, temel sosyal ve demokratik hakları sistematik olarak gasp edilen işçi ve emekçi kitleler genişleyen ve güç kazanan bir mücadele dönemine girmiş bulunuyorlar. Bu mücadelelerin enternasyonal ve daha ileri politik biçimi olan emperyalist küreselleşme karşıtı hareket anti-emperyalist ve anti-kaptalist bir öz taşımanın yanı sıra sosyalist şiarların giderek öne çıktığı bir düzey kazanmıştır. Evian Zirvesi’nde gösterilere katılan grup ve örgütlerin önemli bir bölümünün kendilerini sosyalist olarak tanımlamaları ve bu tanımlama kapsamına girenlerin önemli bir kitlesellik oluşturmaları, kapitalizmi suçlayan ve sosyalizmi hedefleyen slogan ve pankartların küçümsenmeyecek yaygınlıkta kullanılması vb. olular bunun somut göstergeleri olmuştur.

Kapitalizm kendi mezar kazıcılarını bir uyanış ve hareketlilik sürecine sokmuştur ve bütün olgular bunun gelişip güçleneceği yönündedir. Kapitalist soygun düzenine karşı mücadele eden emekçi kitlelerin karşısına sosyalizm daha güçlü bir seçenek olarak çıkacaktır.