Netanyahu’nın “savaş histerisi”
E. Bahri
ABD Başkanı Donald Trump, 2026 yılını kılıçların savaş şakırtısıyla İran’ı tehdit ederek açtı. 2025 yılının son günlerinde başlayan kitle eylemleri dalgasına binmeye çalışan Trump–Netanyahu ikilisi, ekonomik ve sosyal taleplerle başlayan eylemleri kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalıştı. “İran’ı ha vurduk ha vuracağız” diye vaazlar veren Trump, emperyalist küstahlığı göstericilere “talimat verme” noktasına vardırdı.
Trump, can kayıplarının artması durumunda İran’a saldıracağını ilan ederek “Orta Doğu’da savaşın eli kulağında” atmosferinin oluşmasını sağladı. ABD’nin İran’a savaş açması için yırtınan Tel Aviv’deki soykırımcı çetenin başı Binyamin Netanyahu ise süreci el ovuşturarak izledi. Savaş tamtamlarıyla kulakları sağır etmelerine rağmen, gelinen yerde “şimdilik” kaydıyla Trump çark etti.
Trump’ın çark etmesiyle ilgili farklı nedenler üzerinde duruldu. Hangi tahmin geçerli olursa olsun, emperyalist-siyonist gangsterler çetesinin henüz saldırıyı göze alabilecek durumda olmadığı anlaşılıyor. Savaş başlatılmasa da ABD savaş makinesi, İran’ın etrafına tarihte eşi benzeri görülmemiş bir askerî yığınak yaptı. Bölgede onlarca ABD üssü olmasına rağmen, uçak gemileri, savaş gemileri ve uçak filoları bölgeye taşındı. Küstahça tehditler birbirini izledi. Hem Washington hem de Tel Aviv’deki gangster takımı tehditlerini sürdürse de İran tehditlere boyun eğmedi.
İran’ın karşı duruşu ve mecbur kalması durumunda savaşa hazır olduğunu ilan etmesi, olası bir saldırıda İsrail’in de vurulacağını dile getirmesi ve bölgedeki Amerikancı rejimleri uyarması tansiyonu tepe noktasına taşıdı.
Birkaç defa savaşın başlaması açısından “sıfır noktasına gelindiği” değerlendirmeleri yapıldı. Gerilimin dorukta olduğu günlerin ardından Trump İran’la müzakereye başlanacağını söyledi. Katar Emiri, Mısır Cumhurbaşkanı El Sisi, Umman Sultanı ve AKP şefi Tayyip Erdoğan gibi figürlerin devreye girerek İran’a saldırının yaratacağı tehlikeli sonuçlar konusunda Trump’ı bilgilendirdiği yansıdı. Görüşme ihtimali Tahran yönetimi tarafından da teyit edildi. Savaş istemediğini sık sık dile getiren İran, ancak ABD–İsrail dayatmalarına boyun eğmeyeceğini de hem askerî hem siyasi liderlerin yaptığı açıklamalarla ilan etti.
Görüşmelerin başlayıp başlamayacağı, başlaması durumunda savaşı önleyip önlemeyeceği konusunda farklı yorumlar var. Görüşmelerin aslında çok da bir anlam taşıdığı söylenemez. Zira “12 gün savaşı” diye anılan saldırı başladığında İran’la ABD heyetleri Umman da görüşme hâlindeydi. Yani saldırı kararı alındığında görüşmenin olup olmamasının bir önemi yoktur.
Öte yandan Netanyahu ve soykırımcı çetesinin savaş histerisinin, ABD İran’a saldırmadan dinmeyeceği açıktır. Trump yönetimi ise saldırmadan önce pek çok şeyi ince eleyip sık dokumak zorunda. Zira olası bir savaşın yaratacağı sonuçları öngörmekte zorlandıkları anlaşılıyor. Aksi hâlde bu kadar tehdit savurduktan sonra “masaya oturalım” söylemine başvurmazlardı.
Trump’ın gangsterler çetesi, görüşmeler sırasında İran üzerindeki baskıyı tehdit ve şantajlarla artırmaya çalışacaktır. Sıkışık durumda olmasına rağmen İran’ın dayatmalara boyun eğmesi beklenmiyor. Bu da savaş olasılığının devam ettiğine işaret ediyor. Bu arada “Epstein dosyaları” diye anılan lağımdaki, baş sapkınlardan birinin Trump olmasının da savaş riskini artıran bir faktör olabileceği değerlendirmeleri var.
ABD emperyalizmi belli bir ihtiyatla hareket ederken Tel Aviv’deki soykırımcı çete ve şefi Netanyahu, Trump yönetiminin savaş başlatması için bastırmaya devam ediyor. Zira kendi başına İran’la savaşamayacağını bilen Netanyahu, her şeyi Trump’ın saldırı kararını hayata geçirmesine bağlamış görünüyor. Bu nedenle İran’a savaş açılması yönündeki histerik çabalarını sürdürüyor. Siyonist İsrail medyası bile Netanyahu’nun histerisine dikkat çeken değerlendirmeler yapıyor.
Bu arada İsrail’de yapılan anketlere göre halkın %50’sinden fazlası İran’a savaş açılmasını desteklemiyor. Netanyahu gibi bir savaş suçlusunun halkı dikkate alması beklenemez elbet. Buna karşın Trump savaş ilan etmediği sürece, soykırımcı çetenin tek başına İran’a savaş açması da şimdilik pek mümkün görünmüyor.
Yansıyanlara bakıldığında savaşın hemen şimdi başlatılma ihtimali düşmüş görünüyor. Ancak bu, emperyalist/siyonist barbarların savaştan vazgeçtiği anlamına gelmiyor. Trump, Amerikan uşağı rejimleri savaş suçuna ortak etmeye çalışıyor. Ancak İran’ın yaptığı uyarıların da etkisiyle hâlen bölgedeki gerici rejimlerin hiçbiri kolayından ABD/İsrail savaşının dolgu malzemesi olmak istemiyor. Gerici rejimler suça ikna ya da mecbur edilemezse iş ABD–İsrail gangsterlerine kalacak. Onlar ise en azından şimdilik başlatacakları savaşın külfetini üstlenmeye hazır görünmeseler de bu yöndeki hazırlıklarını sürdürüyor.
Emperyalist/siyonist güçlerin, bölge halklarının geleceğini tehdit edecek bir savaşın fitilini ateşlemeleri hâlen güçlü bir olasılıktır. Bölge halkları bir yandan kendi gerici rejimlerine karşı mücadele ederken, öte yandan emperyalizme, siyonizme ve suç ortaklarına karşı birleşik, meşru ve militan bir bölgesel direniş geliştirme gibi zorlu bir görevle karşı karşıyalar.
|