İçindekiler:

15 Kasım 2025
Sayı: KB 2025/14

Krizin faturası kapitalistlere!
İşsizlik sopasına karşı birlik, kararlı mücadele!
TPI'da durum açık, saflar net!
TPI kapitalistinin oburlukları ve "iflas"
Hak arama mücadelesine saldırılar artıyor!
Ölüm ve sömürü düzeninde bir hafta
Ege İşçi Birliği Meclisi toplandı
2026 yılı bütçe görüşmeleri.
Meşruiyet Trump'tan, "zorbalık" rejimden
Gazeteci cinayetleri politiktir!
CHP'nin NATO Raporu
Rantı tekelleştirme planı
DGB Türkiye Meclisi sonuç bildirgesi
Çocuk işçilik yasaklansın!
Birleşik mücadele, örgütlü direniş!
İEKK'den etkinlik çağrıları
Birinci yılında "yeni süreç"
Demokrasi mücadelesi ve toplumsal devrim-3
Kürt hareketinden yeni geri adım
Emperyalizm yenilecek, direnen halklar kazanacak!
Almanya'da yıl dönümü etkinliği
Kapitalizmin kalbinde büyüyen halk hareketleri
New York seçimleri: Mamdani ve Amerikan solu
Suriye'de yeni dönem
Trump ve Şi'den ticaret gerilimine "mola"
Sudan'daki savaşın gerçek yüzü
Karayipler'e emperyalist saldırı hazırlığı
Küresel tedarik zincirlerinde yeni bir eksen
Emperyalist güçlerin yeni savaş araçları
Orta Asya'nın "yeniden" keşfi
Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın

 

 

“İsyanımız genç, öfkemiz büyük! Zorbalığa geçit vermeyeceğiz!”

DGB TM sonuç bildirgesi

 

Birliğimizden aldığımız güçle, gençlik hareketinin güncel durumu ve yapısal sorunlarını tartışmak, Mart isyanının dersleri ışığında önümüzdeki dönem için bir mücadele programı oluşturmak amacıyla “İsyanımız genç, öfkemiz büyük! Zorbalığa geçit vermeyeceğiz!” şiarı ile DGB Türkiye Meclisi’ni topladık. Başta gençlik hareketinin örgütlenme sorunları olmak üzere birçok konu ve gündemin tartışıldığı meclisimiz, beş şehirden on beş üniversite ve liseden öğrencilerin katılımıyla gerçekleşti ve başarıyla tamamlandı. Böylece, önümüzdeki dönem için öne çıkacak mücadele başlıkları ve hedefler, kollektif bir tartışmanın ve alanlar arası deneyim aktarımının ürünü olarak daha net bir şekilde ortaya konmuş oldu.

Gençliğin birleşik örgütlenme sorunu ve DGB

Mart isyanı günlerinde faşist baskı ve zorbalığa karşı harekete geçip yola düşen, barikatları aşan ve öfkesini isyan eylemiyle ortaya koyan gençlik kitleleri, birleşik ve örgütlü bir yapıdan, dolayısıyla buna dayalı bir hazırlıktan yoksundu. Bu temel zafiyet, isyanın ilk gününden sönümlendiği evreye kadar belirleyici bir rol oynadı. 

Gençlik mücadelesinde uzun yıllardır varlığını sürdüren bu yapısal sorun, harekete geçen gençlik kitlelerinin ortak talepler ve buna dayalı bir mücadele çizgisi etrafında birleşmesini de zorlaştırmıştır. Gençlik hareketi, uzun yıllardır parçalı ve dağınık bir tabloya sahiptir. Örgütlülük düzeyindeki gerilik, zaman zaman yaşanan çıkışlara rağmen bugüne kadar aşılabilmiş değildir. Gerçekleşen lokal eylem ve direnişler, ya da yer yer kitleselliği yakalayan mücadele süreçleri, geriye kalıcı mevziler bırakmadan sönümlenmiştir. Çözülemeyen kitlesel örgütlülük sorunu, geride kalan mücadelelerin yol açtığı birikimlerin kalıcılaştırılmasını ve geleceğe taşınmasını engelleyen temel faktörlerden biridir. Bu sorunun mücadele içindeki yeri Mart isyanı sırasında da kendini göstermiştir. 

Mart direnişi, bir yandan gençliğin biriken mücadele dinamiklerini ortaya koyarken, öte yandan bu dinamiklerle ilerici devrimci örgütlenmelerin bunları kapsama, birleştirip yön verme kapasitesi arasındaki açı farkını da göstermiştir. Bu açı farkı, elbette ki ortaya çıkmış mücadele arayışlarına, bunlara kaynaklık eden özlem ve taleplere yanıt üretilerek kapatılabilir. Bu açıdan, birliğimiz önümüzdeki dönemde mücadele arayışlarını birleştirmek, örgütsel zeminlere kavuşturup devrimcileştirmek için daha dinamik bir müdahale süreci içerisine girecektir. 

Bu çabanın bir ayağını ise gençlik hareketinin farklı özneleriyle (gençlik örgütleri, inisiyatifler vb.) yürütülecek ortak tartışmalar oluşturacaktır. Her ne kadar 19 Mart süreci, genel olarak sol harekete ve dolayısıyla politik gençlik örgütlenmelerine hâkim olan dar grupçu ve dükkancı anlayışların derinleşerek varlığını sürdürdüğünü göstermiş olsa da, DGB misyonu gereği bu engellerin aşılması ve bu zaaflarla mücadele edilmesi noktasında daha belirgin bir inisiyatif göstermelidir.

Bu kapsamda, gençlik hareketinin sorun ve gündemlerinin tartışıldığı, gençliğin birleşik örgütlenme zeminlerinin inşasını esas alan tartışma platformları yaratmak, önümüzde ki süreçte daha güçlü yükleneceğimiz konulardan biri olacaktır. Meclisimizde, gençlik hareketinin birleşik mücadele deneyimlerine dair tartışmalar yapılması; FKF, Dev-Genç, Öğrenci Dernekleri, Platformlar, Boğaziçi ÖTK, Genç-Sen gibi tarihsel deneyimlerin incelenmesi, Mart Direnişi ile gündeme gelen öğrenci meclisleri, öğrenci birlikleri, inisiyatifler, ÖTK’lar üzerine yapılan tartışmalar anlamlıdır. Bu tartışmaların zenginleştirilip daha ileri bir düzeye taşınması ise, her bir DGB’linin gerek hareketin tarihsel deneyimlerine gerekse bugünkü somut sorun alanlarına daha fazla yoğunlaşmasıyla mümkün olacaktır.

Emperyalist savaş ve saldırganlık politikaları ve gençlik

Dünya çapında emperyalist savaş ve saldırganlık politikalarının tırmandığı bir dönemdeyiz. Ortadoğu başta olmak üzere, dünyanın pek çok bölgesi, emperyalistler arası hegemonya mücadelesinin arenasına dönüşmüş durumda. Bunun en yıkıcı sonuçlarını ise, başta Filistin halkı olmak üzere, emperyalist savaşların yıkıma uğrattığı ülkelerdeki mazlum halklar yaşıyor. Tüm bu gerçekler, yeni dönemde hem toplumun hem de gençlik mücadelesinin en temel gündemlerinden birinin emperyalist savaş ve saldırganlık politikaları olması gerektiğini açıkça ortaya koyuyor. Gençlik içerisinde antiemperyalist mücadele bilincini güçlendirmek ve kitleleri bu eksende harekete geçirmek, bizler için yakıcı bir sorumluluktur. DGB olarak, önümüzdeki dönemde de, gençlik içerisinde güçlü bir antiemperyalist mücadelenin örgütlenmesi yoğun bir çaba harcayacağız.

Bu çerçevede, 2026 yılında Türkiye’de gerçekleşecek NATO Zirvesi, özel bir çalışma konusu olacak. Gençlik içerisinde bu zirveye karşı ortak bir mücadele ve eylem zemini yaratmak ve NATO karşıtı bir odak oluşturmak için çaba göstereceğiz. Bunun için, bir yandan “NATO’dan çıkılsın! Emperyalist Üsler kapatılsın!”, “NATO’ya hayır!”, “Emperyalist savaş ve saldırganlığa geçit vermeyeceğiz!” şiarları ile çalışma yürütürken, diğer yandan devrimci ve ilerici örgütleri bu zirveye karşı yapılacak çalışmalar ekseninde bir araya getirmeye çalışacağız. Bu dönemde, çalışmamızda “NATO’ya hayır, emperyalist savaş ve saldırganlığa karşı birleşik mücadele, örgütlü direniş!” şiarını ön plana çıkaracağız.

Üniversitelerin, savunma sanayi kapsamında teknokentler aracılığıyla savaş sanayisine hizmet etmesini teşhir eden çalışmalar yürüteceğiz. «Savaşa değil, eğitime bütçe!» şiarı ile iktisadi mali krizin emekçilere ödetilmesiyle, emperyalist savaş ve saldırganlık politikaları arasındaki bağı görünür kılan bir aydınlatma çalışması yürütecek bu tür projelere ve öğrencilerin bu tür projelerde yer almasını teşvik eden uygulamalara karşı çalışmalar yürüteceğiz.

Emperyalist savaş ve saldırganlık örgütü olan ama kendini bir savunma ortaklığı olarak pazarlamaya çalışan NATO’nun gerçek amaç ve işlevi üzerine, panel, söyleşi, seminer gibi çeşitli araçlarla bilgilendirme ve aydınlatma faaliyetleri yürüteceğiz.

İktisadi mali kriz ve gençlik

Yeni dönem, yemekhanelere, yurtlara ve ulaşıma yapılan fahiş zamlarla başladı. “Parasız, nitelikli, ulaşılabilir eğitim “ ve sağlıklı barınma ile beslenme, gençliğin en yakıcı sorunlarının başında gelmeye devam ediyor. Eğitim hakkının ayrılmaz bir parçası olan barınma, beslenme ve ulaşım haklarına yönelik saldırılar karşısında, üniversitelerde ve yurtlarda tepkiyi büyütmek, bu saldırılara direnmek ve krizin kaynağı olan “kapitalist sisteme karşı” örgütlenmek zorundayız. “Parasız, nitelikli, ulaşılabilir eğitim hakkı” talebi, önümüzdeki dönemde işleyeceğimiz bir diğer temel gündem olacak ve yaratıcı yol, yöntem ve araçlarla çalışmalara konu edilecek.

İŞKUR gençlik programı, yurt time gibi projeler kapsamında öğrenciler ucuz iş gücü olarak çalıştırılmaktadır. Bu saldırıları ve ekonomik politikaları dikkatle inceleyecek ve yeni dönemde çalışmamızda daha fazla işleyeceğiz.

Üniversitelere ayrılan bütçeleri ve bu bütçelerin kayyımlıklar eliyle nereye harcandığına dair teşhir çalışmaları yapacağız. “Sermayeye değil eğitime bütçe” şiarını yükselteceğiz!

Baskı ve zorbalık

Tek adam rejiminin temel demokratik hak ve özgürlükleri dönük saldırıları kesintisiz olarak devam ediyor. Mart isyanını tetikleyen baskı ve zorbalık, hala yerli yerinde duruyor. Bununla beraber üniversitelerde OHAL uygulamaları, soruşturma terörü, ÖGB, polis ve faşist çeteler eliyle yapılan saldırılar da sürüyor. Üniversitelerde muhalif kulüp ve topluluklar kapatılıyor, etkinlikleri yasaklanıyor. Mart ayı itibari ile yüzlerce öğrenciye açılan disiplin soruşturmaları ve okuldan uzaklaştırma cezaları, yurttan atma saldırılarına her gün bir yenisi ekleniyor.

Artan faşist provokasyonlara, soruşturma, uzaklaştırma ve yurttan atma terörüne karşı gençlik içinde direnişi örgütlemek, gençlik hareketini etkisiz kılmaya dönük bu saldırıları püskürtmek görevi ile karşı karşıyayız. Birliğimiz Faşist baskı ve saldırganlığa karşı birleşik mücadele zeminlerini yaratma bakış ve misyonu ile davranacak en geniş öğrenci kitlesini bu saldırganlığa karşı harekete geçirmeye çalışacaktır. Özelikle mücadeleci ve örgütlü güçleri kampüslerin dışına itmeyi hedefleyen soruşturma ve uzaklaştırma terörüne karşı öğrenci hareketinin geçmiş yıllarda örgütlendiği türden “arkadaşıma dokunma” türü kampanyaların bu dönem içinde de örgütlenmesi isabetli olacaktır.

Keyfi saldırganlığın hedefinde bulunan topluluk ve kulüplerimizin kapatılmasına, etkinliklerinin yasaklanmasına ve faaliyetlerinin kısıtlanmasına karşı daha etkin bir mücadele örgütlemek, meclisimizin aldığı diğer bir önemli karar olmuştur.

Üniversitede, yurtlarda tek adam rejiminin ve kayyım düzeninin eliyle sayısız saldırı hayata geçiriliyor. Üniversite öğrencilerine, eğitimcilere, çalışanlara sorulmadan “ben yaptım oldu” anlayışı ile yapılan birçok değişiklik/saldırı gençliğin öfkesini büyütmeye devam ediyor. Bu kapsamda “Söz, yetki, karar üniversite bileşenlerine” ve “Özerk-demokratik üniversite” şiarını yükseltmeye devam edeceğiz!

Çalışma tarzımız ve yayınlarımız

Çalışma tarzımız için önemli olan bir dizi yol-yöntem ve araç tartışması gerçekleştirdik.  Buna göre başta gençlik hareketi için mevzi olacak üniversiteler olmak üzere, bulunduğumuz üniversitelerde okul odaklı bir çalışma tarzını hayata geçirmek önemli bir yerde durmaktadır. Yerel meclisler ve okul meclisleri kurabilmek temel hedeflerimizden biridir. Bu konuda Mart Direnişi ile beraber önemli adımlar attık. Bu adımları daha da güçlendireceğiz.

Üniversitelerde sınırlanan zeminlerine, baskı ve yasaklara karşın kol-kulüp-topluluk çalışmaları önemli bir yerde durmaya devam ediyor. Bu kapsamda çalışmamızın olduğu üniversiteler başta olmak üzere üniversitelerde “toplumsal sorunları, akademik demokratik sorunları inceleyen, bunlara dair söz üreten” ortak bir topluluk/kulüp çalışmasını var etmeyi hedefledik. 

Yayınlarımıza ilişkin gerçekleştirdiğimiz tartışmalarımız ekseninde ise Geleceğin Sesi bültenimize ilişkin bir dizi kararlar aldık.  Bu eksende çalışmanın yürütücüsü olan yoldaşlarımız başta olmak üzere çevremizde yayınımızın daha fazla sahiplenilmesi ve yaygın bir şekilde kullanmaya ilişkin tartışmalar gerçekleştirdik. Ayrıca yayının tasarımından içeriğine daha güçlendirilmesi yönünde adımlar da atacağız.

Sosyal medya yayınlarımız birçok devrimci ilerici kurumun yayını gibi sürekli olarak kapatılmaktadır. Ancak buna karşın çabamızdan vazgeçmemeli, daha yaratıcı ve inisiyatifli bir çalışma ile bu alanda da eksikliklerimizi gidermeye dönük adımlar atmalıyız.

Devrimci Gençlik Birliği olarak gençlik mücadelesinin tarihsel birikimine ve güncel deneyimlerine sahibiz. Bu birikim ve deneyimlerin ışığında gençlik mücadelesini kesintisiz sürdürecek; birleşik, kitlesel ve devrimci bir gençlik hareketi yaratma hedefiyle, yeni dönemde “Birleşik mücadele, örgütlü direniş!” şiarıyla güne yüklenecek geleceğe hazırlanacağız.

Gücümüz birliğimizdir!

Gençlik birliğe, devrime DGB’ye!

Devrimci Gençlik Birliği