İçindekiler:

15 Kasım 2025
Sayı: KB 2025/14

Krizin faturası kapitalistlere!
İşsizlik sopasına karşı birlik, kararlı mücadele!
TPI'da durum açık, saflar net!
TPI kapitalistinin oburlukları ve "iflas"
Hak arama mücadelesine saldırılar artıyor!
Ölüm ve sömürü düzeninde bir hafta
Ege İşçi Birliği Meclisi toplandı
2026 yılı bütçe görüşmeleri.
Meşruiyet Trump'tan, "zorbalık" rejimden
Gazeteci cinayetleri politiktir!
CHP'nin NATO Raporu
Rantı tekelleştirme planı
DGB Türkiye Meclisi sonuç bildirgesi
Çocuk işçilik yasaklansın!
Birleşik mücadele, örgütlü direniş!
İEKK'den etkinlik çağrıları
Birinci yılında "yeni süreç"
Demokrasi mücadelesi ve toplumsal devrim-3
Kürt hareketinden yeni geri adım
Emperyalizm yenilecek, direnen halklar kazanacak!
Almanya'da yıl dönümü etkinliği
Kapitalizmin kalbinde büyüyen halk hareketleri
New York seçimleri: Mamdani ve Amerikan solu
Suriye'de yeni dönem
Trump ve Şi'den ticaret gerilimine "mola"
Sudan'daki savaşın gerçek yüzü
Karayipler'e emperyalist saldırı hazırlığı
Küresel tedarik zincirlerinde yeni bir eksen
Emperyalist güçlerin yeni savaş araçları
Orta Asya'nın "yeniden" keşfi
Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın

 

 

CHP’nin NATO raporu: Bir utanç ve skandal belgesi

A. Engin Yılmaz

 

CHP, “İran’ın Bölgesel ve Avrupa-Atlantik Güvenliğine Yönelik Tehdidi” başlığıyla NATO’ya bir rapor sundu. Rapor, burjuva muhalefetin kirli yüzünü en utanç verici bir şekilde bir kez daha gözler önüne seriyor. Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer’in kaleme aldığı ve NATO Parlamenterler Asamblesi’ne sunduğu bu belge, İran’ı hedef tahtasına koyarak savaş çağrısı yapıyor. Raporun dili, sadece İran’a değil, tüm anti-emperyalist direniş güçlerine karşı bir cephe oluşturmaya çağırıyor. Bu tavır, CHP’nin sadece iç politikada değil, dış politikada da sermaye düzeninin ve Batı emperyalizminin sadık bir uşağı olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Çakırözer, 1979 İran Devrimi’ni “Batı çıkarlarına karşı bir tehdit” olarak niteliyor ve İran’ı “uluslararası istikrarsızlığın kaynağı” olmakla itham ediyor. Oysa gerçek istikrarsızlık, emperyalizmin bölgedeki çıkarlarını güvenceye alma saldırganlığıdır. Rapor, İran rejimini “NATO’nun kalıcı düşmanı” olarak tanımlıyor, Hizbullah, Hamas, Husiler ve Irak’taki Şii milisleri “vekil güçler” diye yaftalayıp “yok edilmesi gerektiğini” savunuyor. Esad’ın devrilmesi, Hamas ve Hizbullah liderlerine suikastlar, İran’ın nükleer tesislerine yönelik saldırılar gibi emperyalist-siyonist operasyonlar açıkça destekleniyor. İran’a baskı yapmak için “en uygun zaman” olduğu vaaz ediliyor.

Rapor, İran’ın nükleer programını emperyalist saldırganlığın en kullanışlı bahanesi olarak gösteriyor. İran’ın Rusya’dan destek alarak nükleer silah geliştirebileceği iddiası, “Batı’yı kandırdığı” ve “diplomatik oyalamalar yaptığı” suçlamasıyla birlikte, İran’ı askeri müdahaleye açık bir hedef haline getiriyor. Çakırözer yalnızca NATO’yu değil, Avrupa’daki müttefiklerini de İran’a karşı kışkırtıyor. Ukrayna savaşında kullanılan İran yapımı SİHA’ları gerekçe göstererek Fransa, Almanya, İngiltere gibi ülkeleri “NATO’nun yükünü paylaşmaya” çağırıyor.  

Bu raporun asıl hedefi sadece İran değil, Çin, Rusya, Kuzey Kore gibi Batı hegemonyasına boyun eğmeyen tüm halklar ve ülkeler “şer ittifakı” adı altında hedef gösteriliyor. Çakırözer, NATO’nun “sadece İran’a değil, emperyalizme direnen herkese savaş açması gerektiğini” ilan ediyor. Rapor, Rusya’nın İran’ı sınırsız desteklemeyeceğini iddia ederek büyük bir savaş çıkmayacağına dair emperyalistleri “temin ediyor” ve “çekinmeden saldırabilirsiniz” demeye getiriyor. 

Raporun İsrail’le ilgili bölümü ise tam bir utanç belgesi. İsrail’in Filistin halkına yaptığı soykırıma dair tek satır ayrılmazken, İran-Hamas ilişkisi “tehdit” olarak sunuluyor. Dinci-faşist İsrail rejiminin çıkarları NATO politikasının merkezine yerleştiriliyor, “İbrahim Anlaşmaları”nın güçlenmesi için İran’ın bastırılması gerektiği açıkça savunuluyor. Bu, Filistin halkını yok sayan, direnişi terörize eden, emperyalist-siyonist barbarlığı kutsayan bir utanç ve skandal belgesidir. CHP, bu raporla İsrail’i koruyan bir siyasi çizgiye savrulduğunu ilan etmiştir.

Ortadoğu’ya emperyalist müdahale çağrısı ve NATO’ya uşaklık

Çakırözer, NATO’nun Ortadoğu’daki askeri varlığını artırmayı öneriyor. İran’ın “agresif davranmaya devam ettiğini” iddia ederek, Amerikan askeri gücünün bölgeye yeniden yerleşmesini, Bahreyn, Katar, BAE gibi işbirlikçi rejimlerle bağların sıkılaştırılmasını tavsiye ediyor. Bu tutum, soykırımcı emperyalist/siyonist güçlere uşaklık, bölge halklarına ihanet demektir. NATO’yu “en kötü senaryoya” hazırlıklı olmaya çağırması ise açık bir savaş çağrısıdır. “Diplomatik yolların tükendiği” iddiasıyla “İran’a ölümcül darbe vurmanın zamanı” olduğu mesajı veriliyor. Trump döneminin “azami baskı” politikası, CHP eliyle yeniden sahneye konuyor. Boyunu aşan işlere kalkışan CHP, “barış” sloganları atarken, perde arkasında Ortadoğu’ya yeni bir emperyalist işgal dalgasının hazırlayıcısı olma rolüne soyunuyor.

Bu raporun mesajı nettir: İran ya teslim olacak ya da ezilecektir. Batı’nın çıkarlarını tanımayan her ülke, her halk ve her hareket hedef tahtasındadır. 

Bu kirli dili, bu savaş politikalarını savunanlar, kendini muhalif olarak tanımlayan CHP’lilerdir. CHP, bu belgeyle sadece iç politikadaki sınıfsal konumunu değil, dış politikadaki emperyalizme uşaklık çizgisini de en rezil biçimde açığa vurmuş oluyor. “NATO’yu büyütmek, Amerika’yı güçlendirmek, İsrail’i korumak ve bölgeyi emperyalist düzene boyun eğdirmek” konularında “tavsiye” içeren bu belge, Türkiye’deki düzen muhalefetinin kimin çıkarlarını savunduğunu tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. 

Görünen o ki Çakırözer, “Biz de Tayyip Erdoğan ve AKP-MHP rejimi gibi Amerikan uşağıyız” mesajını Trump’a iletmek amacıyla böyle bir kepazeliğe imza atmıştır. Rapora itiraz edilmediğine göre CHP yönetimi de telden çalıyor demektir.

Düzen partilerinin hiçbirinin, halkların bağımsızlık mücadelesiyle, ülkelerin egemenliğiyle, barışla, özgürlükle, adalet ve eşitlikle bir ilişkisi yoktur. NATO’nun siyasi sözcüsü gibi davranan CHP de dahil olmak üzere hepsi, sermaye düzeninin ve emperyalist sistemin hizmetindedir. Raporu yazan zihniyet, ABD-İsrail hattındaki emperyalist-siyonist eksenin çıkarlarına bekçilik yapmaya hazır olduğunu ilan ediyor.