28 Nisan'01
Sayı: 06


  Kızıl Bayrak'tan
  Devletin oyunları bedeli arğırlaştırır fakat sonucu değiştirmez
  1 Mayıs'ta mücadele alanlarına!
  Son sözü direnenler söyleyecek!
  Zafer yakındır yoldaşlar!
  "Yaşamı köleleştirilmiş milyonlarca işçi ve emekçinin haklı davasını savunmak için direniyoruz!.."
  Devrim şehitleri ölümsüzdür!
  Hatice Yürekli Yoldaş ölümsüzdür!
  Kapitalist ölüm düzenine boyun eğmeyeceğiz! Hücreleri şehitlerimizle parçalayacağız!
  Alnı kızıl yıldızlı baş secdeye varmaz!
  Şimdi sıra 1 Mayıs'a kitlesel katılımdadır!
  Türk burjuvazisinin kaçınılmaz yükselişi ve düşüşünün resmi...
  Kamu TİS'leri tıkandı... Hesap sokakta görülecek!
  Devrim davası yenilmez!
  Herşey parti ve devrim davası için!"
  Ölüm Orucu şehidi Hatice Yürekli'nin Ankara DGM'deki ilk sorgusunda yaptığı savunma...
  Ölüm Orucu Direnişi 28. haftasında
  Ölüm Orucu Direnişi'yle dayanışma eylemleri...
  Basında Ölüm Orucu Direnişi..
  Uluslararası hareket
  Mücadele Postası

  Tüm yazılar

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 

Devrim şehitleri ölümsüzdür!

 

Dışarıda ölüm orucuna yatan ve Ölüm Orucunun 160. günü ölümsüzleşen TAYAD’lı Şenay Hanoğlu:

“Hiç tereddüt etmedim, hiç pişman olmadım,
hep kararlıydım, çok mutluyum...”


Şenay Hanoğlu, 1966 yılında Tokat’ın Almus ilçesi, Armutalan köyünde doğdu. Yoksul bir ailenin çocuğu olarak büyüyen Şenay Hanoğlu, şu anda Kandıra F tipi hapishanesinde tutuklu bulunan Yücel Hanoğlu ile evlenerek 1989 yılında İstanbul’a yerleşti.
Devrimcilerle ‘93-94 yıllarında Alibeyköy’de otururken tanıştı. O dönem Fatih Belediyesi’nde çalışan eşinin arkadaşı İsmet Erdoğan, Şenay’ın ilk tanıdığı devrimcilerdendir. Kısa bir süre sonra eşi Yücel Hanoğlu tutuklandı.
Şenay, 19 Aralık katliamında şehit düşen Nilüfer Alcan’ın kendisinin devrimci mücadeleye katılmasında en çok emeği ve payı olanlar arasında olduğunu söylerdi.
1994 yılında Sirkeci Postanesi önünde Amerikan bayrağının yakılması eyleminden sonra ilk defa gözaltına alındı. Direnişçiydi, işkencecilere karşı sonuna kadar direndi.
1994 yılında halen oturduğu Küçükarmutlu’ya taşındı. Bir yandan devrimci mücadele içerisinde yer alan Şenay, diğer yandan tutuklu olan eşinin yokluğunu çocuklarına hissettirmemek için ev işlerine temizliğe gidiyor, çocuklarına hem analık hem babalık ediyordu.
F tipi hapishanelerin gündeme gelmesiyle birlikte, F tiplerine karşı mücadelede hep en ön saflarda yer aldı. Çoluğum, çocuğum, işim vs. demedi. İnsanca bir yaşam için mücadele etti. Hapishanelerde ölüm orucunun başlamasının ardından kendisi de ölüm orucu gönüllüsü olarak ölüme yattı.
Geride bıraktığı vasiyetinde eşine şunları söylüyordu: “Yücel’e söyleyin ölüm orucuna başladığımdan bu yana, hiç tereddüt etmedim, hiç pişman olmadım, hep kararlıydım, çok mutluyum.”
Şenay, işkenceye ve tecrite karşı, insanın düşüncelerinin yok edilmesine karşı, insanca bir yaşam için nasıl mücadele edilir ve gerektiğinde nasıl ölünür bunu yaşamıyla öğretti. Düşünceleri uğruna ölümü gülerek kucaklayıp ölümsüzleşenlerin arasına katıldı.
TAYAD’lı Aileler
22 Nisan 2001





Sedat Karakurt: 


DHKP/C Tutsağı. Ölüm Orucu 2. Ekip Direnişçisi. 1976 doğumlu Sedat Karakurt 19 Aralık katliamından sonra Edirne F tipi hücrelerine götürülmüştü. Siyasal kimliğine ve devrimci onuruna hücrelerde de tereddütsüz sahip çıktı. Ölüm orucunun 188’inci gününde, “hiçbir zor yönteminiz, vahşetiniz, hiçbir işkenceniz ve yalanınız direnişimizi kıramayacak, düşüncelerimizi yok edemeyeceksiniz” diyerek ölümsüzleşti.

Erdoğan Güler:
1972 /Manisa Salihli doğumlu. Zindanlardaki direnişe destek vermek amacıyla TAYAD’lı Ailelerin başlattığı ölüm orucu direnişine katıldı. 30 Kasım 2000 tarihinde “Ben de bu zulüm karşısında sessiz kalamazdım” diyerek İzmir Özgürlük ve Dayanışma Partisi’nde ölüm orucuna başladı.
19 Aralık 2000 tarihinde Özgürlük ve Dayanışma Partisi İzmir il Teşkilatının polislerce basılması sonucu gözaltına alındı ve tedavi amacıyla hastaneye kaldırıldı. Hastanede tedaviyi reddeden Erdoğan Güler, ölüm orucuna devam etti. Erdoğan Güler, ölüm orucunu sürdürdüğü İzmir-Kahramanlar Mahallesindeki evde ölümsüzleşti.

Sibel Sürücü:
TKEP-Leninist dava tutsağı/Ölüm Orucu direnişçisi

1978 yılında Tokat’ın Niksar ilçesinde doğdu. Aralık 1999 yılında TKEP/Leninist davasında idam istemiyle yargılanmaya başlandı. 19 Aralık katliamından sonra Kartal Özel Tip Cezaevinde Ölüm Orucu direnişine başladı. Eyleminin 124. gününde ölümsüzleşti...



Kazım Gülbağ:
Kazım Gülbağ, 20 Nisan’da Almanya’nın Regesburg şehrinde, Regensburg Hapishanesi önünde “Yaşasın Ölüm Orucu Direnişimiz” yazılı bir pankart açarak bedenini tutuşturdu. Polis tarafından hastaneye kaldırılan Kazım Gülbağ, 22 Nisan’da şehit düştü.

Kazım Gülbağ, ülkemizde de uzun yıllar mücadele içinde bulunmuş, gençlik mücadelesinde görevler üstlenmiş, gençliğin İYÖ-DER, Dev-Genç gibi örgütlenmelerinde yeralmış, 1993’te yurtdışına çıkmış bir devrimciydi. Mücadelesini orada da çeşitli biçimlerde sürdürdü.

19-22 Aralık katliamında katledilenlerin içinde bir çok tanıdığı vardı. Ölüm orucunda şehit düşenler ve hala ölüm yürüyüşünü sürdürenler içinde de ülkede aynı mücadeleyi paylaştığı insanlar vardı...

Ölüm orucu direnişi ilerledikçe, şehitler verildikçe, vahşetin sınır tanımaz boyutuna tanık oldukça, daha fazla bir şeyler yapması gerektiğini düşünüyor, bunun yollarını arıyordu.

Sonuçta, bu büyük direnişe bedenini tutuşturarak destek olmaya karar vermiş, bunu hayata geçirmişti...

(23 Nisan tarihli HöP açıklamasından...)




Düşen karanfillere...

Şafak, iğrenç gölgelerin altından
Fışkırıyordu parlak
göz kamaştırıcı...

Dupduru bir inançtı
düşen karanfillerin
son nabızları bile...

Onlar karanlık kanatlarıyla
kapatmak isterken güneşi,
boy atıyordu tohumlar
çatlayarak izbelerden
sis bulutlarını yırtıyordu
her düşen can
Dehşetli ölümlerde
doğuyordu binlerce can
Çoğalmalı insan
çoğalmalı da
onuru bayrak edinip
ölenleri anlamalı
Meydanlara varmalı...

Rahime Henden
25 Nisan 2001