22 Haziran'02
Sayı: 24 (64)


  Kızıl Bayrak'tan
  İşbirlikçi burjuvaziye AB taşeronluğu!
  İşbirlikçi burjuvazi ülkeyi iflasa, emekçileri yıkıma ve kırıma götürüyor
  Metal işçileri sendikal bürokrasi barikatını aşmalıdır!
  Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Temsilciler Kurulu toplantısı yapıldı
  İzmir TEKEL işçisi eylemlerine devam ediyor...
  İSDEMİR direnişinin başarısı için...
  Yerel eylemler ve politik müdahale
  Bush, Şaron ve gerici Arap rejimleri işbirliği içinde
  Filistin'e Nazi kampları
  Futbol şovenizmine karşı mücadele devrim mücadelesinin bir parçasıdır
  Futbol asla sadece futbol değildir!
  Tarihsel kazanımlar birleşik militan mücadelenin gücüyle korunabilir!..
  Büyük direnişin yıldönümünde kitlesel işçi şöleni
   "Yaşasın 15-16 Haziran direnişimiz!"
   Dünya Bankası memuru Derviş liderliğe mi hazırlanıyor?
   Paris'te "İşçilerin Birliği Halkların Kardeşliği" gecesi
   "Ya barbarlık içinde çöküş, ya sosyalizm!"
   Dünya Gıda Zirvesi'nin aynasında kapitalizm gerçeği
   İzmir İşçi Bülteni'nden...
   Ankara Öncü İşçi-Emekçi Platformu Bülteni'nden...
   Aymasan'da kazandık! Aymasanlar'da kazanacağız...
   "Sınıf çalışmasının sorunları"
   Şadi Özpolat F tipi hücreleri anlatıyor...
   Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Şadi Özpolat F tipi hücreleri anlatıyor...

F tipi hapishaneler tutuklu-hükümlülerin
diri diri tabutluklara gömülmesidir!..

1 - F tipi hapishanelerde tek kişilik hücreler 2x4(ikiye dört) metrelik mekanlardır. Tuvalet banyo bir ve bunlar da sekiz metrekareye dahildir. Yine sekiz metrekarelik bu alanda bir dolap, bir masa, bir sandalye ve bir de ranza vardır. Tüm bunlar yerleştiğinde hücre içinde hareket edebileceğin bir alan kalmamaktadır... Üç kişilik hücreler ise tek kişilik hücrelerden nispeten daha büyük alanlardır. (...) (Fakat) çoğu durumda üç kişilik hücrelerde iki kişi hatta tek kişi de olabiliyor. Kaç kişi olacağı tamamen idarenin keyfiyetine bağlıdır. ...

2 - Tüm bu baskıların rahatlıkla uygulanabilmesi için, tutukluların en meşru hakları olan örgütlenme hakları gaspedilmiştir. (...) Örgütlenme hakkının gaspedilmesi, kendini ve haklarını savunma, düşüncelerini savunma, kişilik ve kimliğini koruma ve geliştirme hakkının gaspedilmesidir ki, doğrudan faşizan bir baskıdır. (...)

3 - Tecrit, yalnızlaştırma uygulaması F tiplerinin temel baskı politikalarından bir diğeridir. 'Tecrit'te çeşitli amaçlar vardır. Bunlardan bir kısmı, saldırı ve işkenceye karşı kendini savunma olanaklarını elinden almak, psikolojik baskı altında tutarak, asosyal kişilikler yaratmak, dışarıdan sınırlı sayıda '1. Derece' diye tanımladıkları yakınıyla haftada bir yarım-bir saat yapılan görüşler dışında tamamen yalıtarak, halka yabancılaştırmak, tutuklu-hükümlünün devrimci duygularını, duyarlılıklarını yitirmesi amaçlanmaktadır.

4 - F tiplerinin baskı uygulamaları, devrimci kişiliği öldürerek yerine düşünmeyen, eleştirmeyen, sorgulamayan, itiraz etmeyen, haklarını aramayan, 'koşulsuz itaat eden' kişilikler yaratmayı amaçlamaktadır. Bu açıkça kişiliğin, dolayısıyla devrimcinin öldürülmesidir, yani kitlesel katliamdır. Uygulamalarda herşey keyfidir ve bu keyfiliklere sorgulamadan uyulması istenmektedir. (...)

5 - Yardımlaşma ve dayanışma en büyük suçlardan birisidir. En yakınındaki arkadaşınla bile alışverişte bulunma koşulu yoktur ve 'yasak'tır. Yardımlaşmak 'suç'tur. Başka birinin hiçbir ihtiyacı seni ilgilendirmemelidir. 'Bencil', 'sadece kendini düşünen' kişiler olunmalıdır. Duyarlılık 'suç'tur, çeşitli biçimlerde 'ceza'landırılır.

6 - Herşey işkence aracıdır. Müzik bile işkence aracı haline getirilmiştir. Ancak idarenin yaptığı yayını dinleme zorunluluğun vardır, ki bu çoğu zaman gecenin saat 03.00-04.00'ünde yüksek sesle açılan müzik olur, 'kapatın' ya da 'rahatsız oluyoruz' deme olanağı yoktur, dikkate alınmaz, ki zaten amaç işkencedir, rahatsız etmek amaçtır. (...) Bu gürültüler tutuklu-hükümlülerin sinirlerini yıpratmakta, psikolojilerini bozmaktadır. Bu vb. psikolojik işkenceler, hapishanedeki psikologlar aracılığıyla sonuçları incelenerek, etkileri değerlendirilerek iradi olarak hergün düzenli uygulanmaktadır. (...)

7 - Yönetici, temsilci düzeyde gördükleri veya dayatmaları kabul etmeyen tüm tutuklu-hükümlüleri keyfiyete bağlı olarak tek kişilik hücrelere atmaktadırlar. Kendilerince yönetici ve temsilci düzeyde gördükleri tutuklu-hükümlülerin yerleri hiç değiştirilmemekte, değişiklik sadece çevrelerinde olmaktadır. Çevreleri olabildiğince yalıtılmakta, böylece bağırarak da olsa başka bir ses duyması engellenmektedir. (...) Tek kişilik hücrelere atılanlar hiç kimseyi görme şansına sahip değildir. Hücresinde tek başına. Ziyarete giderken tek başına. Revire, hastaneye, mahkemeye giderken tek başına. Yani öyle bir düzenleme ve tecrit söz konusu ki aylarca yıllarca hiç kimsenin yüzünü, sesini duyma durumun olmaz... (...)

8 - Avukat görüşü ve savunma hakkı yoktur. Avukat görüşüne üzerinizde kalem kağıtla çıkamazsınız. Önceki bir maddede de ifade ettiğimiz gibi görüşe çıkarken yanınıza hiçbirşey alamazsınız. (...) Bu koşullar altında açık ki avukat görüşü yapıldığı ve savunma hakkının bulunduğu iddia edilemez. Keza avukatla herhangi bir alışveriş yapma, birlikte dosya üzerinde konuşup tartışma, aynı davadan yargılandığın tutuklularla biraraya gelme, savunma hazırlama koşulları yoktur. Dosyayı inceleyerek, not alma, bu notları avukatınızla tartışma vb. koşulunuz yoktur. Özcesi bir buçuk yıldır, biçimsel olarak dahi hapishanelerde savunma hazırlama koşulu yoktur, mahkemeler savunmasız yargılamalar yapmakta, savunmasız cezalar vermektedir. (...)

9 - Her şey paranız olup olmamasına göre belirlenmiştir. Ziyaretçiniz yoksa, paranız yoksa en zorunlu ihtiyaçlarınızı bile karşılamanız mümkün değildir. Yardımlaşma ve dayanışma olanakları da yokedildiği için giysi, temizlik malzemesi, çay, sigara vb. ihtiyaçlarınız, kağıt, kalem, kitap vb. hiçbir şey için olanağınız yok demektir. En temel ihtiyaçlarınızın karşılanması engellenmektedir. Keza tedaviniz de aynı işleyişle engellenmektedir. (...)

10 - Kitap okuma, basını takip etme olanağı mümkün olduğu ölçüde sınırlandırılmış durumdadır. Tutuklu-hükümlülere üç'er adet kitap verilmekte ve bu kitapları vermeden yeni bir kitap verilmemektedir. Bununla herhangi bir konuda araştırma yapma, yazı yazma, çalışma yapma koşulu ortadan kaldırılmaktadır. Toplatılmamış yayınlar da verilmemektedir. (...)

11 - Aramalar, sayımlar tam bir işkence aracıdır. Aramalar özellikle tutuklu-hükümlülerin eşyalarını dağıtmak amacıyla yapılmaktadır. Her şey birbirine karıştırılarak yerlere saçılmakta, çamaşırlar yeniden yıkamak zorunda bırakılacak şekilde kirletilmektedir. (...) Sayımlarda tutuklu-hükümlüler zorla ayağa kalkmaya zorlanmakta, hapishane personeline karşı 'itaat' edilmesi istenmektedir. Ayağa kalkmayı reddeden devrimci tutuklu-hükümlüler dövülerek yerlerde sürüklenerek ayağa kaldırılmaya çalışılmaktadır. (...) Mahkeme ve hastanelere gidiş gelişler de aynı şekilde arama işkencelerine dönüştürülmektedir. Her mahkeme, hastane gidiş gelişinde toplam altı-sekiz defa arama yapılmaktadır. Bu keyfiyete karşı çıkan tutuklu-hükümlüler dövülerek yerlerde sürüklenerek 'aranmaktadır'.

12 - Ceza İnfaz sistemi de tutuklu-hükümlülerin teslim alınması programının parçası olarak düzenlenmiştir. Herhangi bir konuda disiplin cezası almış olan tutuklu-hükümlülerin 'infaz'ları yakılarak fazladan hüküm yatırılmaktadır. Disiplin cezaları ise oldukça keyfi olarak verilmektedir. Disiplin cezası almamak demek, hapishanedeki tüm kişiliksizleştirme politikalarına uymak demektir. (...)

13 - Cezaevi İzleme Kurulu adı altında oluşturulan kurullar ise tamamen mevcut F tipi uygulamalarını meşrulaştırmak amacıyla oluşturulmaktadır. Bu kurullara seçilen kişiler devrimci tutuklu-hükümlülere karşı tutumları geçmişten bilinen, örneğin Manisa'da olduğu gibi işkenceci polislerin avukatlığını yapan kişiler vb'den seçilmektedir. (...)

14 - Hapishane içerisinde savcı, müdür, gardiyan vb. hiçbir personel tutuklu-hükümlülerle görüştürülmemektedir. Tutuklu-hükümlülerin hapishane koşullarından kaynaklanan sorunlarını çözebilecekleri herhangi bir mekanizma sözkonusu değildir. (...)

15 - Ziyaretler bile işkence aracına dönüştürülmektedir. Gardiyanlar gelir hücre kapısını açar ziyaretçin olduğunu söyler. Üzerinde ne var ne yoksa boşalt der. Üzerinde giysiden başka birşey olmayacak. (...) Daha hücreden adımını atmadan kuralları başlar. Bunları bırakmadan ziyarete çıkamazsın. Hemen hücre kapısının önünde tepeden tırnağa üst araması yapılır. (...) Telefonla yaptığın konuşma idarece dinlenir. Eğer konuştuğun şeyler idarenin işine gelmiyorsa, örneğin hücrelerin olumsuzluklarını, uygulamaları anlatıyorsan idare istediği anda konuşmanı engeller. Araya girip görüşmeyi keser... (...) Kişi hiçbir temas koşulunun olmadığı bir mekanda görüş yaptığı halde, üstelik yanında koluna girmiş bir gardiyan bulunduğu halde hem hücre çıkışında hem de geri döndüğünde iki kez aramaya tbi tutulmaktadır. Adı ziyaret ama böylesi bir işkenceye dönüştürülmüş bir ziyarettir.

16 - Kütüphane, sportif ve sosyal alanlar denilen yerlerin ismi "ortak alanlar" olmasına rağmen tecrit mantığı bu alanlarda da çok açık görülmektedir. Sözde kütüphane vardır. Ancak tutsaklar kütüphaneye çıkmak istese orada sadece birlikte kaldığı hücre arkadaşını (en fazla iki kişiyi) görebilir. Tek kişilik hücrede kalıyorsa yine kendisinden başka kimseyi görme şansına sahip değildir. (...) Sportif alanlar da böyledir. Sadece tek kişi ya da üç kişi nasıl bir sportif faaliyet yapabilir? (...) Yine bu alanların kullanımı da idarenin iradesine, keyfiyetine bağlıdır. Cezalısın diyerek bu alanları kullandırmayabiliyor. Sen direnişçisin diyerek bu alanlardan yararlandırmayabiliyor... Tek kişinin, en fazla üç kişinin bir araya getirildiği bu alanlar nasıl ortak alanlardır? Nasıl sosyal alanlardır? Görüleceği gibi bu sosyal-ortakalanlar tam bir aldatmacadır. Tecrit anlayışı bu alanlarda da hakimdir. Böyle olduğu içindir ki tutsaklar bu alanlara gitmemekte, kullanmamaktadır... (...)

17 - F Tipi koşullarından kaynaklı olarak çeşitli hastalıklar yaşanmaktadır. Yine bugün F tiplerinde kalan tutuklu-hükümlülerin çoğunluğu 19 Aralık katliamından kaynaklı olarak sakat ve yaralı durumdadır. Yine operasyonda kullanılan gaz vb'den kaynaklı olduğunu sandığımız, terleme, deri dökülmesi, titreme, saç dökülmesi, algılama yavaşlığı vb. rahatsızlıklar mevcuttur. Keza hücrede hareket etme koşullarının olmaması da çeşitli rahatsızlıklara neden olmaktadır. Ancak bunların tedavisi yapılmamaktadır. (...)

18 - Ölüm Orucu direnişçilerine genel olarak tutuklu-hükümlülere yapılan baskılara ek olarak direnişi bırakmaları için psikolojik ve fiziki baskılar yapılmaktadır. (...)

Evet genel olarak aktardığım bu koşullar, F Tipi hapishanelerde bugün yaşanan koşullardır. Ve tüm bunlardan amaçlanan açıktır. Devrimcilik, halktan yana olmak, halk için mücadele etmek F Tipi hapishanelerde cezalandırılmakta, teslim alınarak yok edilmeye çalışılmaktadır. Halkının, ülkesinin sorunlarına duyarlı devrimciler, bencil duyarsız kişiliksiz kişiler haline getirilmek istenmektedir. Bu durumun kabul edilmesi mümkün değildir. Bu koşullar soygun ve zulüm düzenine hizmet etmektedir, F Tipleri, bu düzene karşı yürütülen mücadeleyi bitirme amaçlı uygulamalardır. Düşünen ve kişilikli insanların bu saldırganlığa boyun eğmeleri düşünülemez.

Bugüne kadar 91 insanımız bu emperyalizm ve işbirlikçilerinin terörüne karşı direnişte şehit olmuşlardır. İnsanlarımız buna karşı direnmeye devam edeceklerdir, kararlıdırlar. Saldırı koşullarının ağırlığı ortadadır, ancak bu durumun değiştirilmesi zorunludur ve değiştirilecektir, süreç ve mücadelenin gelişimi bu koşulları değiştirecek, bu saldırı devrimci tutuklu-hükümlüleri teslim alamayacaktır. Bu onurlu mücadelenin kazanması hepimizin geleceğini yakından, doğrudan ilgilendirmektedir. Direniş devam ediyor. Bu onurlu mücadelenin kazanması için herkese düşen görevler vardır. Tüm herkesi F Tipi uygulamalarına, tabutluklara karşı yürütülen mücadeleye katılmaya, aktif tavır almaya çağırıyorum.